Dini HikayelerMurat Canpolat

Dini Hikaye; “Tevafuklar” 59. Bölüm

Dini Hikaye

Dini Hikaye; “Tevafuklar” 59. Bölüm

Çetin, annesiyle ilgili bütün gerçeği öğrendiği o sıralarda Kaya’da kriptolu kutuyu açmayı başarmıştı.

Çetin, annesiyle ilgili gerçeği öğrendikten sonra Sinan Bey’den intikam almak ve yıllarca annesinden uzak kalmasına sebep olmasının hesabını sormak amacıyla onun odasına doğru hızlı adımlarla ilerledi.

O, Sinan Bey’in odasına doğru ilerlerken Kaya’da kriptolu kutuyu açtığını Komiser Murat’a söylüyordu.

Çetin, Sinan Bey’in odasına geçerken Kaya’nın konuştuklarını duydu ve onun maskeli adam olduğunu anladı. Bunu anlar anlamaz hışımla odasına dalmaya niyetlenecekken vazgeçti. Onunla işbirliği yapıp Sinan Bey’in işini bitirebilirlerdi. O yüzden de başta ki niyetinden vazgeçip Kaya’nın odasına girdi.

Kaya, birdenbire odasına giren Çetin’i görünce ne diyeceğini bilemedi. O yüzden de öylece kalakaldı.

Çetin, onun şaşkın halini görünce içinden güldü, ama bunu belli etmedi.  Niyeti Kaya’yı biraz korkutmaktı. O yüzden de kızgın bir tavır takınarak karşısına geçti. Ona ne yapıyorsun dercesine baktıktan sonra:

‘Demek, şimdiye kadar bizi oyalayan ve işlerimize çomak sokan maskeli adam sendin. Zaten senin maskeli adam olduğunu anlamıştım, ama bunu Sinan Bey’e anlatamıyordum’ dedi, muzır bir ifadeyle.

Kaya, ne diyeceğini bilemediğinden ‘ben, ben şey’ diye kekeledi. Bütün çabaları boşa gittiğini zannettiğinden korkusu tavan yapmış kalbi güm güm diye atar olmuştu.

Çetin, bir müddet daha ciddiyetini koruduktan sonra gülümseyerek:

‘Senin maskeli adam olman benim işime yarayacak’

Kaya, bu sözü duyunca ne demek istediğini anlamadığı için şaşırarak:

‘Ne demek istiyorsun?’

‘Diyeceğim şu’ dedi Çetin, ‘Seninle işbirliği yapıp Sinan denen o alçağın işini bitirebiliriz’

‘Senin ne demek istediğini halen daha anlamış değilim. Şimdi sen ciddi ciddi benimle işbirliği mi yapmak istiyorsun?’ dedi Kaya, merakla.

‘Evet’ dedi Çetin.

Kaya, Çetin’in işbirliği yapma sözünü duyunca korkusu geçti, ama onun neden işbirliği yapmak istediğini anlamış değildi. Yoksa bu da Sinan Bey’in bir oyunu muydu? Bunu anlamanın tek çaresi ona sorup öğrenmekti. Bu yüzden ona:

‘Neden işbirliği yapmak istiyorsun?’ dedi onun asıl niyetini anlamak için.

Bu soru karşısında Çetin, başını yere eğerek:

‘Çünkü Sinan denen o alçak beni anne ve babamdan ayırmış. O yüzden seninle işbirliği yapmak istiyorum’ dedi asıl niyetinin ne olduğunu açıklarcasına.

Kaya, iyice merak ederek:

‘Senin annen ve baban kim?’ dedi merakla

‘Babamı tanımadım, ama annemin adı’ Çetin, annesinin ismini tam söyleyecekti ki hizmetçi kapıyı çaldı. Hizmetçi kapıyı çalınca ona yakalanmamak için bütün delilleri ortadan kaldırdılar.

Hizmetçi içeri girince Çetin, onun durumu fark etmemesi için Kaya’ya:

‘Bak seni son kez uyarıyorum. O maskeli adamla işbirliği yapıyorsan itiraf et. Yok, eğer ben ortaya çıkarırsam, senin için daha çok kötü olur’ dedi ve Kaya’nın odasından çıktı hizmetçi bir şey anlamasın diye.

Çetin, hizmetçinin Kaya’nın odasında işini bitirip çıkması için bir müddet oyalandı. Bu oyalanma sırasında geçmişini düşünüyor, işin içinden nasıl çıkacağını bilemiyordu.

Kaya, Çetin’in geçmişini az çok kendisinden öğrendiği için annesinin yaşadığına hem sevinmiş hem de şaşırmıştı. Bir de bunun yanında annesinin yaşadığını nasıl öğrendiğini merak etmişti. Bu yüzden Çetin’in odasına gelmesini bekledi.  Bu beklentisi çok süremeden o içeriye girdi ve yanına oturdu.

O, yanına oturunca annesinin kim olduğunu tekrar sordu. Bu soru üzerine Çetin, tam açıklayacaktı ki telefonu çaldı.

Çetin, telefonu çalınca konuşmayı bırakıp telefona cevap verdi. telefonda konuşması bitince Kaya, ona:

‘Anlaşıldı, annenin kim olduğunu öğrenmek şimdilik nasip olmayacak’ dedi ve annesinin kim olduğunu sormayı bırakıp ona ‘Peki, sen ailenin yaşadığını nasıl öğrendin?’ diye bir soru sordu.

Çetin, Kaya’nı sorusu üzerine:

‘Sinan denen o alçağın ailesini tuttuğumuz yerden malikâneye getirdiğim zaman öğrendim’ deyiverdi.

Hülya’nın malikânede olduğunu duyan Kaya, oturduğu yerden toparlanarak:

‘Ne diyorsun, Hülya şimdi burada mı?’ dedi telaşlı bir şekilde.

Heyecanlı şekilde söylediği sözlerden sonra Çetin, elini sallayarak:

‘Seni gidi seni, yok sen Hülya’yı…’

Kaya, Çetin’in sözlerinden sonra yüzü kızardı ve başını eğdi. Daha sonra başını yerden kaldırmadan:

‘Evet, tahmin ettiğin gibi, ben onu Allah için çok seviyorum, ama o bunun farkında değil’ dedi huzursuz bir şekilde.

‘Nasıl yani? Niçin farkında değil?’ dedi Çetin merakla.

‘Biz aslında onunla nişanlıydık. Ben o sıralarda alkole düşkün biriydim hakeza o da öyle. Sonra o tövbe edip islama yöneldi. Bu yüzden de aramız açıldı. O islama yöneldiği sıralarda ben yine alkol almaya devam ediyordum. Bu yüzden de babamla bile aramız açıldı ve beni evden kovdu. Evden kovulduktan sonra kendime bir iş ararken Sinan Bey’in meyhanelerinden birinde işe girdim. Ondan sonraki olayları biliyorsun zaten’ dedi ve Çetin’e annesini bulup bulmadığını ve kim olduğunu sordu. Bu soru üzerine Çetin:

‘Evet, buldum’ dedi Kaya’nın yüzüne mutlulukla bakarak.

‘Eee, peki nerede?’ dedi Kaya, ailesinin nerede olduğunu merak ederek.

‘Sorun da orada işte’ dedi Çetin huzursuzlukla ‘Annem bu malikânede’

Duyduğu söz karşısında şaşıran Kaya

‘Nee bu malikânede mi?’ diye bir tepki verdi.

‘Evet’ dedi Çetin, yerinde kıvranarak.

‘Peki, kim?’ diye sordu Kaya, merakla.

‘İsmine Emine diyorlarmış’ dedi Çetin, huzursuzluğu iyice artarak.

‘Ne diyorsun Emine mi?’ dedi Kaya, hayretle.

‘Evet’ dedi Çetin.

‘Hülya’nın halası Emine mi?’ dedi Kaya, gerçeği öğrenebilmek için

‘Evet, ama annem Hülya’nın halası değil’ dedi Çetin, Kaya’nın merakını iyice artırarak.

Kaya, bu durum karşısında iyice şaşırarak:

‘Kafam iyice karıştı. Hülya, Sinan Bey’in kızı değil mi?’ deyince Çetin.

‘Evet, o Sinan Bey’in kızı değil’

‘Peki, o kimin kızı?’ dedi Hülya’nın gerçek ailesinin kim olduğunu öğrenebilmek için.

‘Onu bende bilmiyorum’ dedi Çetin, kendisinin de gerçeği bilmediğini anlatmak için.

Aralarındaki bu konuşmalardan sonra Kaya, Çetin’e:

‘Emine Hanım, senin onun oğlu olduğunu biliyor mu?’

‘Hayır, bilmiyor’ dedi Çetin, başını yere eğerek.

‘Peki, ona niçin söylemedin onun oğlu olduğunu?’ dedi Kaya, merakla.

‘Onun annem olduğunu yeni öğrendim. Bir de şu var ki onun karşısına çıkacak yüzüm yok. Çünkü ona annem olduğunu bilmeden çok eziyet ettim’ dedi Çetin, üzüntüyle

‘Ama onunda oğlun olduğunu bilmesi lazım, çünkü ne de olsa bir anne. Hem de yıllarca oğlunun hasretini çekmiş bir anne’ dedi Kaya, annesinin de oğlunun yaşadığının bilmesi hakkı olduğunu anlatmak için.

‘Doğru söylüyorsun, ama şu an sırası değil. Onları hele bir oradan kurtaralım ve Sinan denen o alçağın işini bitirelim. Ondan sonra karşısına çıkar, ben senin oğlunum derim’ dedi Çetin.

‘Haklısın, ama onları kurtarmadan evvel tanınmamak için sana da maske takmamız lazım’ dedi Kaya.

Kaya, kendisine ait olan bir maskeyi Çetin’e verdi. Ardından o da maskeyi kafasına geçirerek malikânede ki ahıra doğru yol aldılar. Oraya varınca nöbetçileri etkisiz hale getirdiler.

Nöbetçiler etkisiz hale gelince ahırın kapısını ses çıkarmadan açtılar. İçeriye girmeden evvel etrafa bakındılar. Ardından her hangi bir tuzağa karşı ilk önce Kaya girdi. O girince ikinci bir kapı ortaya çıktı ve kendi kendine kapandı.

Kapı kapanınca çevreye gizlenmiş olan nöbetçiler hemen harekete geçip ahırın kapısının önünde toplandılar.

Çetin, nöbetçilerin ahırın önünde toplandığını görür görmez, kendisinin de ortaya çıkmaması için hızlıca geri çekildi. Ardından olacakları görmek için beklemeye başladı.

Sinan Bey, nöbetçilerin bağrış ve çağırışlarını duyunca maskeli adamın yakalandığını anlayarak üstünü başını giyinmeden öylece dışarıya çıkarak ahıra yöneldi. Ahırın önüne gelince nöbetçilere:

‘Açın bakalım, bizi bunca zaman oyalayan maskeli adam kimmiş bir görelim’ dedi nefret ve öfkeyle.

Emir üzerine ahırın kapısı açılınca maskeli adam dışarıya çıktı. O dışarıya çıkınca Sinan Bey’in adamları onun kolundan tuttular.

Sinan Bey, maskeli adamın yanına giderek onun karşısında durdu. Ardından yavaşça maskesini çıkarmaya başladı. Tamamen çıkarınca şaşırıp kaldı. Çünkü karşısındaki kişi sol kolu olan Kaya idi. Bu durum karşısında son derece sinirlenen Sinan Bey, onun karnına, yüzüne yumruklarını vurduktan sonra Çetin’i yanına çağırarak:

‘Çetin, bize ihanet eden kişilere ne yaptığımızı çok iyi biliyorsun’ dedi ve Kaya’yı Çetin’in önüne fırlattı.

Çetin, üzüntülüydü. Çünkü maskeli adam sayesinde annesini kurtarabilirdi. Ama bu imkânı kaybetmiş gibi görünüyordu. O yüzden de üzüntülüydü, ama bu üzüntüsünü belli etmiyordu. Çünkü biliyordu ki üzüntüsünü belli etse Sinan Bey her şeyi anlardı. Bu da onun işine gelmezdi.

O, bu düşünceler içerisindeyken Sinan Bey, sözünü yineledi. Sinan Bey, sözünü tekrarlayınca Çetin kendine gelerek Sinan Bey’e:

‘Peki, efendim, ama benim de ona bir çift sözüm var’ dedi ve Kaya’ya dönerek bir tokat attı ve ardından ona:

‘Demek sendin haa. Zaten, senin maskeli adam olduğunu ta ilk günden itibaren anlamıştım, ama bunu anlatamıyordum’ dedi Çetin.

Çetin’in böyle söylemesinin sebebi hem ortaya çıkmamak hem de annesinin intikamını Sinan Bey’den almaktı.

Çetin, aldığı emir üzerine Kaya’yı alıp kendilerine ihanet eden kişilere işkence ettikleri yere götürdü. Ardından onu bir yere bağlayarak geri döndü.

Geri dönüp birkaç adım atmıştı ki Kaya, ona:

‘Senin dediklerin sözlere inanmıştım. Demek bütün söylediklerin yalandı ha’ dedi üzüntüyle.

Çetin, bu sözler karşısında olduğu yerde durdu. Elini cebine attı ve cebindeki kâğıdı çıkardı. Ardından geri dönerek elindeki kâğıdı Kaya’ya uzattı ve okumasını istedi.

Kaya, eline uzatılan kâğıdı görünce:

‘Bu nedir? Yoksa ikinci bir oyunun mu?’

Çetin, Kaya’nın sorusu üzerine kafasını hayır manasında sallayarak:

‘Bana inanman için bir kanıt’

Kaya, eline uzatılan kâğıdın kanıt olduğunu duyunca onu açarak okudu. Ardından Çetin’e:

‘Senden şüphelendiğim için özür dilerim’ dedi ve başını yere eğdi.

Çetin, Kaya’nın başını kaldırarak ona şefkatle baktı. Ardından ona:

‘Senin yerinde kim olsa aynı şeyi düşünürdü. O yüzden sakın üzülme ve kendine dikkat et. Çünkü artık bundan sonra Sinan denen o alçağın gazabı üzerinden eksik olmaz’ dedi üzüntüyle.

Kaya, Çetin’in sözlerinden sonra kendini toparlayarak ona:

‘Benim odam da Sinan Bey’i bitirecek deliller var. O deliller yatağımın altında gizli bir bölmede bulunuyor’ dedi ve cebinden bir anahtar çıkararak Çetin’e uzattı ardından ona ‘Bu anahtar o gizli bölmeyi açıyor. Şimdi senden bir ricam var. O elindeki anahtarla gizli bölmeyi açıp aldıktan sonra o delilleri Komiser Murat Bey’e teslim et. O gereken işlemleri başlatacaktır’ deyince Çetin:

‘Peki, onu nasıl tanıyacağım’ dedi Çetin, üzüntü ve merakla.

‘Sana bir numara vereceğim. Bu numara benim doğru yola ermeme vesile olan Selman Hoca’nın numarası. Onu bul ve ona elindekileri teslim et. O gerekenleri yapacaktır’ dedi Kaya, onun merakını gidermek için.

Onlar aralarında konuşurken o sıralarda Sinan Bey, adamlarıyla işkence odasına geliyordu. Çetin onu görünce konuşmayı keserek onun yanına gitti.

Sinan Bey, onun geldiğini görünce:

‘Ne yaptın. Onunla konuşabildin mi? Benden aldıklarını nerede saklamış?’ dedi sinirle.

Bu soru üzerine Çetin:

‘Hayır efendim. Ondan bir şey öğrenemedim’ deyince Sinan Bey.

‘Pekâlâ, ben onu konuşturmasını bilirim’ dedi ve Kaya’nın bağlı olduğu yere giderek ona işkence yapmaya başladı.

Sinan Bey, Kaya’ya işkence yaparken Çetin boş durmayıp Kaya’nın odasına gitti. Elindeki anahtarla Kaya’nın tarif ettiği şekilde gizli bölmeyi açarak delilleri kendi odasına götürdü. Ardından Selman Hoca’ya telefon açarak bütün olanları anlattı. Olanları dinleyen Selman Hoca ona:

‘Evladım, gece olunca gizli bir şekilde dışarıya çık. Orada beyaz bir araba göreceksin. Ona bin ve benim yanıma gel. Ondan sonra ne yapabileceğimizi görüşürüz’

Çetin, Selman Hoca’yla konuştuktan sonra Sinan Bey’in odasına giderek etrafı araştırmaya başladı. Maksadı daha fazla delil toplayabilmekti.  O etrafı araştırıp delil ararken çöpün içinde kırıştırılıp atılmış bir kâğıt gördü. O kâğıdı çöpün içinden çıkarıp okuyunca sanki bütün dünyası başına yıkıldı. O kâğıt yıllar evvel yaşanmış bir kazayı anlatıyordu. Bu kağıt babasıyla alakalıydı. Sinan Bey’in sinsice babasıyla beraber Galip Bey’i nasıl katlettiğini anlatıyordu.

Çetin, kâğıdı okuduktan sonra Sinan Bey’in amcası olduğunu ve kendi kardeşini yani babasını nasıl katlettiğini anlatıyordu. İşte bu yüzden bütün dünyası başına yıkıldı. Demek ki yıllardır yanında çalıştığı adam hem öz amcası hem de babasının katiliydi.

Yazar: Murat Canpolat

HİKAYENİN BÜTÜN BÖLÜMLERİ 
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu