Dini HikayelerMurat Canpolat

Dini Hikaye; “Tevafuklar” 10. Bölüm

Dini Hikaye

Dini Hikaye; “Tevafuklar” 10. Bölüm

Faruk Bey, Nurcan’ın malikâneden kovulmasından bir iki gün sonra onun kovulmasına içerlemiş, bu yüzden de annesiyle yine tartışmıştı. Annesi onun bu tavırları karşısında hiçbir ses çıkarmamış, sadece Allah Teâlâ’dan onun hidayete ermesi için dua etmişti.

Faruk Bey, annesiyle son kez tartıştıktan sonra hızla aşağıya indi. Evin kapısını sertçe örterek arabasına bindi. Kontağı çevirip hızla yola çıktı.  Niyeti Nurcan’ı bulup geri getirmekti, bundan dolayı şehrin hemen hemen her tarafını dolandı. Akşama kadar dolanmasına rağmen onu bulamayınca barda bekleyen arkadaşlarının yanına giderek boş bir yere oturdu. Kendisine içki söyleyerek bir nefeste içti. Daha sonra arkadaşlarına dönerek:

‘Arkadaşlar, buraya oturmaya mı geldiniz? Haydi, kalkıp oynayalım’ dedi ve barda oynayan insanlara katıldı. Niyeti birazcık da olsa ferahlamaktı. Ama ferahlayacak yerde daha da hüzünleniyordu. Bir müddet dans ettikten sonra geri gelip yerine oturdu. Ardından arkadaşlarına ‘Siz niçin dans edenlere katılmıyorsunuz?’ deyince içlerinden en sırıtık olan ve renkli kişiliği ile tanınan Kaya, söze karışarak:

‘Arkadaş, senin yüzünden oynayacak halimiz kalmadı, sen kalkmış bize hadi kalk oynayalım diyorsun?’ deyince Faruk, Kaya’ya dönerek ters ters baktı ve ardından ona:

‘Ne demek istiyorsun?’ dedi ve bardağındaki içkiyi bir nefeste içti ve tekrar ayağa kalkıp dans edenlerin yanına katılacakken Kaya, onun kolundan tutarak:

‘Demek istediğim belli. Sen bize annenin başı açık, şık giyimli, mini etek giyen, partiden partiye giden biri olarak tanıtmadın mı? Hem sen, bizim evde başı örtülü biri çalışamaz diye tanıtmadın mı?’ dedi sinirle.

Faruk, Kaya’nın ne istediğini anlayınca, artık söylediği yalanın bir işe yaramadığını gördü. Fakat durumu kurtarmak için onlara:

‘Evet, öyleler’ dedi ve onların ne diyeceklerini beklemeye başladı.

Onlar bir müddet bekledikten sonra söze, Kaya’nın kardeşi Koray katıldı ve Faruk’a bağıra bağıra:

‘Bak hele, halen daha yalan söylüyor’ deyince Faruk, artık söylediği yalanın tutmayacağını anladı. Bu yüzden de yüzü kızardı, ama yüzünün kızarıklığını belli etmemek için Koray’a:

‘Neyi yalan söylüyor muşum?’

Faruk’un gözlerinin içine baka baka yalan söylemesi karşısında Kaya, sinirle ayağa kalkarak Faruk’un yanına geldi. Onu yakasından tutarak ayağa kaldırdı, daha sonra hızla sarsarak:

‘Senin doğru söyleyip söylemediğini anlamak için, dün sizin evin önlerinde araştırma yaptım. Araştırmam sonunda annenin başörtülü olduğunu öğrendim. Ayrıca yanınızda birde annen gibi başı örtülü biri çalışıyormuş. Üstelik sizin evinizin önünde araştırma yaparken az kalsın yakalanıyordum’ dedi ve Faruk’un yakasına yapışıp ona hızlıca bir tokat attı.

Koray, abisinin sözünün bitmesinin hemen ardından ayağa kalkarak Faruk’a sıkı bir yumruk attı. Faruk, yediği yumruğun etkisiyle yere yığılınca onun yüzüne tükürerek:

‘Annenin başını açtırmadan ve o hizmetçiyi evden kovdurmadan bir daha yanımıza gelme’ dedi ve gülerek arkadaşlarının yanına döndü. Kaya’nın yaptıklarına hepsi gülerken içlerinden sadece Kaya’nın nişanlısı Hülya gülmüyor, sadece içi acıyordu.

Faruk, yediği dayağın etkisi geçince ayağa kalktı. Yalpalaya yalpalaya bardan çıktı. Hem annesine hem de arkadaşlarına bağıra bağıra arabaya bindi. Arabasını çalıştırmadan evvel sinirli bir şekilde elini direksiyona vurarak:

‘Ah! Anne ah! Bana bunu nasıl yaparsın. Onu başı örtülü olduğunu bildiğin halde nasıl işe alırsın. Bu çağda nasıl bağnazlık böyle,  o başörtüsü dedikleri şey ortaçağdan kalma bir gelenek. Üstelik annemde onlardan takıyor. Onların yüzünden arkadaşlarım arasında küçük düşüyorum’ dedikten sonra arabayı çalıştırarak gaza bastı. Annesine ve Fatma’ya öyle kızmıştı ki, gözü hiçbir şey görmüyor, ne kadar hızla gittiğini göremiyordu. O hızla giderken aniden karşısına kamyon çıktı. Ondan kurtulmak isterken kontrolünü kaybetti. Araba taklalar atıp ağaca çarparak durdu.  Onun kaza yaptığını gören herkes etrafına toplanmış ‘vah vah! Daha genç çocuk’ diyor birbirlerine bakıyorlardı. Birbirleriyle konuşan o kalabalık arasında birisi akıl edip ambulansı aramış, ambulans çoktan yola çıkmıştı. Ambulans geldiğinde onu ağır yaralı bir halde arabadan çıkarmaya çalışıyorlar, bir taraftan da meraklı kalabalığı uzaklaştırmaya çalışıyorlardı.

Yazan – Murat CANPOLAT

Hikayenin 1. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 3. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 4. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 5. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 6. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 7. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 8. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 9. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 10. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ
Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 3 Ortalaması: 5]

Etiketler

Gülten AJDER

Kitap okumayı seven insanlar daha zeki ve daha başarılı olurlar. Bende bu yüzden kitap okumayı sevdirmek istedim bu site ile. Gizli kalmış bütün bilgilerin kitaplarda saklı olduğuna inandığımdan, kültür seviyemizi yükseltmek, bilgi hazinemizi daha da zenginleştirmek, gizli yeteneklerin ortaya çıkmasına destek olabilmek için, okusun yazsın benim ülkemin insanları diye bir işin ucundan tutmak isteyen birisiyim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı