Dini HikayelerMurat Canpolat

Dini Hikaye; “Tevafuklar”40. Bölüm

Dini Hikaye

Dini Hikaye; “Tevafuklar”40. Bölüm

Çetin, adamlarını alıp patika yollarda ilerlerken, Hülya ve yanındakiler onlardan çok daha ileride korunaklı bir yerdeydiler. Bu korunaklı yeri Hülya, canı sıkıldıkça gelip yapmış, kimse görmesin diye etrafını çalı çırpıyla iyice gizlemişti.

Pınar Hanım, kızının yaptığı bu harikulade yapıyı görünce gözleri kamaştı. Yıllarca kızını tanıyamadığı için utandı. Ne diyeceğini bilemedi. Utancından başını kaldırmadan:

‘Kızım, senden özür dilerim. Yanında olmama rağmen senden yıllarca uzak durdum. Sırf babanı unutmak için yaptım bunları. Ama onu unutmak ne mümkün! Çünkü sen vardın ve ona çok benziyordun’

Hülya, annesinin başını kaldırarak şefkatle:

‘Anne! Bunlar önemli değil. Önemli olan senin hatalarını görmen ve ona göre hareket etmen’ dedi ve geri çekilerek:

‘Anne! Hazır konusu açılmışken sorayım. Benim babam kim?’ dedi babasının kim olduğunu öğrenmek için.

Annesi tam ağzını açıp babasının ismini söyleyecekti ki o sırada dışarıdan sesler duyuldu. Sesler gelince konuşmayı bırakıp dışarıdan gelen seslere kulak kesildiler. Dışarıdan gelen sesler iyice yakınlarına gelince birisi bağırdı.

‘Çetin Bey, burada ayak izleri var. Onlar mutlaka burada olmalı?’

Çetin, adamının sözünü duyunca bütün adamlarını toplayıp ayak izlerinin olduğu yere geldiler. Uzun bir aramadan sonra gitmeye hazırlanıyorlardı ki hapşırma sesi duydular. O hapşırma sesi sık çalılıkların arasından geliyordu.

Sesin olduğu yere gidip araştırdıklarında çalılığın içerisinde ev gibi yapılmış bir şey gördüler. Onu görünce hep beraber oraya doğru yol aldılar. Oraya vardıklarında Çetin, o sinsi gülüşüyle:

‘Çabuk dışarıya çıkın. Eğer siz çıkmazsanız biz gireceğiz. O zaman da sizin için hiç iyi olmaz’ diye tehditler savurdu.

Bu tehdit karşısında içeridekiler Çetin’in nasıl bir karakterde olduğunu bildikleri için korkarak dışarıya çıktılar.

Onlar dışarıya çıkınca Çetin yanlarına gelerek:

‘Bizden kurtulacağınızı mı zannettiniz? Bizden uçan kuşlar bile kurtulamaz’ diyerek kahkaha ile güldü.

Hülya, onun gülüşü karşısında sinirlenerek:

‘Evet, sizden kurtulamayız, ama öyle bir gün gelecek ki, siz bu yaptığınız zulümlerin hesabını vermek zorunda kalacaksınız. İşte o zaman da biz size güleceğiz’

Çetin, Hülya’nın sözleri karşısında gülmesini keserek onun yüzüne bir tokat attı. Ardından ona:

‘Hadi oradan, bizi yakalayacaklar ve hesap vereceğiz. Buna gözümle görsem inanmam’ dedi kahkahayla gülerek.

‘Bu dünyada yakalanamayabilirsiniz. Ama öyle bir gün gelecek ki, o gün hiçbir kurtuluşunuz, kaçacak yeriniz olmayacak’ dedi bağırarak.

Çetin, iyice sinirlenerek Hülya’yı ittirip yere düşürdü. O yere düşünce ona doğru eğilerek yüzüne tükürdü. Ardından adamlarına emir verip geri dönmek için hazırlık yaptılar.

Onlar, hazırlığını yapıp geri dönerlerken o sırada Kaya, Sinan Bey’den izin alıp odasına çekildi. Hülya ve yanındakileri kurtarmak için plan yaptı. Yaptığı bu planı uygulamak için odasından gizlice çıkıp ormana doğru yol aldı. Uzaktan Çetin ve adamlarını görünce olduğu yere gizlenip onları izlemeye başladı. Hülya ve yanındakileri elleri bağlı bir şekilde görünce içi sızladı. Onları bir an evvel kurtarmak için üzerine sarı renkte bir yağmurluk geçirdi. Kafasına da maskesini takıp yavaş adımlarla onlara doğru yaklaştı. İyice onlara doğru yaklaşınca çantasından sis bombası çıkardı. Sis bombasının pimini çekip onlara doğru fırlattı. Bomba yere düşünce gürültüyle patlayıp etrafa sis yaymaya başladı.

Çetin ve adamları korkudan daha ne olduğunu anlayamadan yüzlerine, karınlarına, sırtlarına doğru şiddetli bir şekilde biri tarafından vurulduklarını hissettiler.

Onlar yedikleri dayaktan dolayı kendilerinden geçince Kaya, çantasından çıkardığı iplerle Çetin ve adamlarını birbirlerine güzel bir şekilde bağladı. Ardından ipin ucunu da ağaca bağladı. Onları bağladıktan sonra Hülya ve yanındakilerinin ellerini çözdü.

Hülya, elleri çözülünce:

‘Sen kimsin, bizi her seferinde tehlikelerden kurtarıyorsun?’ deyince Kaya:

‘Hülya Hanım, şimdi bunların sırası değil. Buradan bir an evvel gidelim. Zamanı gelince her şey ortaya çıkar zaten’ dedi onu ikna edebilmek için.

Kaya, daha fazla konuşmayı sürdürmeyip yola koyuldu. Hülya ve yanındakilerin onun yürüdüğünü görünce onlarda peşine gittiler.

Kaya, Sinan Bey’in malikânesine doğru yaklaşınca durdu. O durunca arkasındakiler de durdu.

Hülya, neden durduklarını merak ederek:

‘Söyler misin burada niçin durduk?’ diye sorunca Kaya ona dönerek:

‘Hülya Hanım, babanızın malikânesine yaklaştığımız için durdum. Sizi oraya götürsem yakalanırsınız. Babanıza yakalanmanızı hiç istemem. O yüzden buradan nasıl kurtulacağımıza dair plan yapmalıyız’

‘Evet, haklısın?’ dedi Hülya, ‘Öyle bir plan yapmalıyız ki Sinan denen o alçak adama yakalanmamalıyız’

Oturup hep beraber plan yaptılar. Yaptıkları plan gizlice malikânenin etrafını dolanmaktı. Yaptıkları bu plan neticesinde malikânenin duvarlarına doğru yaklaşarak etrafta kimse var mı yok mu, diye kontrol ettiler. Kimseyi göremeyince duvara sırtlarını verip ilerlediler. Kapının önüne doğru iyice yaklaşınca Kaya, Hülya’yı durdurup cebinden anahtar çıkardı. Ardından onu Hülya’ya doğru uzatarak:

‘Şu ileride gördüğünüz …… Plakalı kırmızı araç benim arabam. Elinizdeki o anahtar da onun anahtarı. Kimseye görünmeden onu alın ve buradan uzaklaşın’ deyince Hülya:

‘Kendi arabanı bize veriyorsun, ama sen ne yapacaksın?’ dedi elindeki anahtara bakarak.

‘Siz beni düşünmeyin ve buradan bir an evvel uzaklaşıp kurtulun. Ben bir şekilde başımın çaresine bakarım’ dedi bir an evvel uzaklaşıp gitmeleri için.

Hülya, maskeli adama minnettar dolu gözlerle bakıp. Gizlice maskeli adamın tarif ettiği arabaya yaklaştılar. Ona binip hızlıca oradan uzaklaştılar.

Onlar uzaklaşınca, Kaya hiçbir şey olmamış gibi odasına gidip yatağına yattı ve uyudu.

Yazan – Murat CANPOLAT

 

hikayenin devamı için TIKLAYINIZ

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 0 Ortalaması: 0]

Etiketler

Gülten AJDER

Kitap okumayı seven insanlar daha zeki ve daha başarılı olurlar. Bende bu yüzden kitap okumayı sevdirmek istedim bu site ile. Gizli kalmış bütün bilgilerin kitaplarda saklı olduğuna inandığımdan, kültür seviyemizi yükseltmek, bilgi hazinemizi daha da zenginleştirmek, gizli yeteneklerin ortaya çıkmasına destek olabilmek için, okusun yazsın benim ülkemin insanları diye bir işin ucundan tutmak isteyen birisiyim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı