Dini HikayelerMurat Canpolat

Dini Hikaye; “Tevafuklar”48. Bölüm

Dini Hikaye

Dini Hikaye; “Tevafuklar”48. Bölüm

Nurcan, her hastaneye gelişinde kovulmuş Faruk Bey’e ulaşma ümidi kalmamıştı. Bu ümitsizlikle ne yapacağını şaşırmış mutfaktaki tabakları kırıp geçiriyordu. Tabak kırılma seslerine diğer hizmetçilerden biri gelmiş ona engel olmaya çalışmışsa da buna muvaffak olamamıştı.

Nurcan, sonunda sinirlerine hâkim olunca dışarıya çıktı. Niyeti biraz hava almaktı. Bu maksatla çarşıda gezip durdu. Kendini toparladıktan sonra geri dönecekti ki siyah bir araba önünde aniden durdu.

Nurcan, araba aniden durunca korkudan ne yapacağını şaşırdı. Sağa sola bakıp kaçmaya çalışacakken arabadan adamlar çıkıp onu yakaladılar. Ardından zorla onu arabaya bindirip oradan uzaklaştılar.

Nurcan, içinde olduğu araba bir müddet yol aldıktan sonra şehir dışına çıktı ve tenha bir yerde durdu. Onu kaçıran adamlar araba durduktan sonra onu dışarıya çıkardılar.

Nurcan, yerde adamların kendisine bir kötülük yapacağını düşünürken siyah topuklu biri kendisine yaklaştı. Çenesinden tuttu ve kendisine doğru çevirdi. Ardından ona:

‘Ne o güzellik çok mu korktun yoksa…’ dedi sırıtarak.

Nurcan, hem korkuyor hem de adamların derdini anlamaya çalışıyordu. Bu yüzden de kendisine doğru bakan siyah topuklu adama:

‘Beni niçin kaçırdınız? Ben sadece hizmetçilik yapan biriyim. O yüzden benden ne istiyorsunuz’ dedi korkak bir ifadeyle.

Siyah topuklu adam, Nurcan’ı kolundan tutup zorla ayağa kaldırdı. Daha sonra kendine iyice yaklaştırdı ve ona:

‘Bana iyi bak, mutlaka bir yerlerden tanıyacaksın’ dedi tehditvari bir sözle.

Nurcan, adamı kendisinden uzaklaştırmaya çalışıyordu, ama olmuyordu. Ondan uzaklaştıkça adam kendine yaklaştırıyor ve aynı sözü tekrarlıyordu. Bu sıkıştırmalar sonunda Nurcan, onu nihayet tanımıştı. O adam Sinan Bey’in düşmanı Yiğit’ti.  Onu, Sinan Bey’in malikânesinde birbirleriyle tartışırken görmüştü.

Onu tanır tanımaz kendi kendine ‘Sinan Bey, yetmezmiş gibi bir de bu adam çıktı. Şimdi bu adamlarla nasıl baş edeceğim’ dedi ve o adama:

‘Sen, sen Yiğit değil misin?’ deyince Yiğit, sinirle:

‘Yiğit değil, Yiğit Bey diyeceksin’ dedi Nurcan’ı iyice sıkıştırarak.

Nurcan, iyice korkmuş bir şekilde ona:

‘Yiyiyiğit Bey’ dedi elleri ayakları dolanarak, ‘Ben benden ne ne istiyorsunuz?’ dedi kekeleyerek.

Yiğit Bey, onun korkup kekelemesi karşısında kahkayla güldü. Ardından ciddileşti ve cebinden haritaya benzer bir kâğıt çıkardı. O kâğıdı Nurcan’a uzatarak ‘bak’ dedi.

Bu sert tavır karşısında ne diyeceğini bilemeden kâğıdı alıp baktı ve ağzı bir karış havada kaldı. ‘Bu, bu altın madeni değil mi? Hem de yanında çalıştığım Süreyya Hanım’ın malikânesinin olduğu yer’ dedi gözleri açık bir şekilde.

Yiğit, Nurcan’ın etrafında birkaç adım attıktan sonra:

‘Eveeet, şimdi sadede gelelim’ dedikten sonra, ‘Sinan’ın o altın madenini istediğini biliyorum. Ama o altın madenini ben daha çok istiyorum. Şimdi o altın madenini ele geçirebilmem için Süreyya Hanım’ın oğlu olan Faruk’u kaçırmam lazım. Bu işi de senin aracılığınla yapacağım’ deyince Nurcan birazcık da olsa dikleşerek:

‘Yok, canııım, Faruk Bey’i niçin sizin için kaçıracakmışım?’ deyince Yiğit Bey ‘Hııım, anlaşıldı. Belli ki o Faruk denen çocuğu seviyorsun’ dedi ve Nurcan’ı omuzlarından tutup sıktı. Öyle sıktı ki nerdeyse omzunu koparacaktı.

Yiğit Bey, Nurcan’ı sıkıp bıraktıktan sonra ona:

‘Hatırlarsan eğer, biz Sinan’la tartışırken sen gelmiştin. Sinan Bey’de bunun üzerine seni geri göndermek istemiş bende bunun üzerine size bakıp gülümsemiş daha sonra Sinan’la tartışmamızı yarıda kesmiştim. Daha sonra senin yanına gelerek omzuna hafifçe dokunmuştum. Bunun üzerine Sizde bana gülümsemiş daha sonra geri dönmüştünüz’

Nurcan, konunun nereye varacağını merak ederek:

‘Aramızdaki gülüşmeyle Faruk Bey’in ne alakası var’ dedi sert bir ifadeyle.

Yiğit Bey, eliyle sus işareti yaparak ona:

‘Sen gidince gizlice seni takip ettim. Sen gidip Sinan Bey’in odasına girdin ve oradan bir şeyler alıp çıktın. Tam çıktığın anda Sinan Bey karşına çıkmış ve sana ne aradığını sormuştu. Sende bunun üzerine ‘Hiiç’ demiş oradan uzaklaşmıştın. Daha sonra da Sinan Bey’in odasından aldığınız altını kuyumcuda satıp keyfinize bakmıştınız’ deyince korkudan yüzü kızaran Nurcan, titrek bir ifadeyle:

‘Siz bunu nereden biliyorsunuz?’ deyince Yiğit Bey:

‘Sana dokunduğum o anda gizlice üzerine gizli kamera yerleştirdim. İşte oradan biliyorum her şeyi’ dedi sinsice gülerek.

Olanları anlatan Yiğit Bey, Nurcan’ı kolundan tuttuğu gibi çeke çeke götürüp arabanın kaputuna fırlattı. Fırlatır fırlatmaz hızlıca Nurcan’ın yanına gelerek kollarından tuttu ve ardından ona:

‘Şimdi, eğer Faruk’un ne zaman hastaneden çıkacağını ve nereye gideceğini söylemezsen bütün görüntüleri Sinan’a ulaştırırım. Artık ondan sonrasını sen düşün’

Nurcan, duyduğu sözlerden sonra bütün vücudu titredi. Sinan Bey’den sonra, Yiğit Bey’de kendisini tehdit etmeye başlamıştı. Üstelik Faruk Bey’e de ulaşma imkânı kalmamıştı. Bu yüzden de bütün vücudu titredi.

Nurcan, adeta kendinden geçmiş bir şekildeydi. Kulakları uğulduyor, gözleri kararıyordu. Hiçbir şey duymuyor, sadece sonunun ne olacağını düşünüyordu.

Yiğit Bey, Nurcan’ın tepki vermemesi karşısında sinirlenerek birkaç tokat attı. Bu tokatların sonunda kendine gelen Nurcan ona:

‘Peki, efendim, nasıl isterseniz’ dedi cılız bir şekilde.

Yiğit Bey, bu söz karşısında ona:

‘Hele bir haber verme, o zaman görürsün ne olacağını’ dedikten sonra adamlarına ‘Onu nereden aldıysanız oraya götürüp bırakın’ dedi ve kendi arabasına binip oradan uzaklaştı. Onun uzaklaşmasından sonra adamları Nurcan’ı alıp aldıkları yere bıraktılar.

Yiğit Bey’in adamları onu bırakıp uzaklaştıktan sonra Nurcan, umutsuz bir şekilde malikâneye geri döndü.

Yiğit Bey’in ve Sinan Bey’in planlarını uzaktan gelen biri sonlandıracak, bundan sonra bir daha plan yapma imkânları kalmayacaktı.

Yazar: Murat Canpolat

Hikayenin devamı için TIKLAYINIZ

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 0 Ortalaması: 0]

Etiketler

Gülten AJDER

Kitap okumayı seven insanlar daha zeki ve daha başarılı olurlar. Bende bu yüzden kitap okumayı sevdirmek istedim bu site ile. Gizli kalmış bütün bilgilerin kitaplarda saklı olduğuna inandığımdan, kültür seviyemizi yükseltmek, bilgi hazinemizi daha da zenginleştirmek, gizli yeteneklerin ortaya çıkmasına destek olabilmek için, okusun yazsın benim ülkemin insanları diye bir işin ucundan tutmak isteyen birisiyim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı