Dini HikayelerMurat Canpolat

Dini Hikaye; “Tevafuklar” 58. Bölüm

Dini Hikaye

Dini Hikaye; “Tevafuklar” 58. Bölüm

Faruk, yoğun bakımdan çıkıp normal odaya alındıktan sonra ayağa kalkabilmesi için eksersizlere başlanıldı. Bu arada Saliha Hanım, Fatma ile Faruk arasında her hangi bir sevgi olup olmadığını anlamak için sürekli onları gözlüyordu. Onların birbirlerine karşı bakışlarını, sözlerini, tutumlarını bile araştırıyor, bir bağ kurmaya çalışıyordu. Bir ara aradığını da buldu. Fatma’nın Faruk’a bakışı, Faruk’un da ona karşı ilgisi. Bundan da anlaşılıyordu ki Faruk ve Fatma birbirlerini seviyorlardı, ama bunu birbirlerine söylemekten çekiniyorlardı.

Fizik tedavilerinin ardından iki ay geçmişti. Faruk, ayağa kalkmış yavaş yavaş yürümeye başlamıştı. Bu durum karşısında Saliha Hanım oldukça sevinmişti. Ancak bu sevincini bozan bir durum vardı. Bu durum onun moralinin bozulmasına sebep oluyordu, ama bunu Faruk ve Fatma’ya belli etmemeye çalışıyordu. Onun moralinin bozulmasına sebep olan durum ise bir zamanlar ortak oldukları Cezmi idi.

Cezmi, onlara sürekli zorluk çıkarıyor, tehdit ediyordu. Bu tehditleri çoğu zaman boşa çıkarıyorlardı. Ta ki Faruk’un ameliyatına kadar, o ameliyat olunca ona karşı önlem almayı bırakmıştı.

Saliha Hanım, Faruk’la ilgilendiği için Cezmi’nin entrikalarına cevap veremiyordu.  O yüzden de Faruk’un iyileşmesini bekledi. Faruk, yavaş yavaş iyileşmeye başlayınca avukatını yanına çağırarak:

‘Fehmi Bey, biliyorsun eski ortağımızla yıllardır sorun yaşıyoruz. Benim, onun işlerine karışmama rağmen o sürekli işlerimize çomak sokmaya çalışıyor, dedikten sonra sandalyeye oturarak. Allah Teâlâ’ya şükürler olsun ki şu ana kadar her hangi yasal olmayan bir işimiz olmadı. O yüzden alnım ak. Benim sana diyeceğim şu Cezmi’nin her hangi bir suça meyili var mı? Eğer varsa araştırıp bana getir. Ona göre tedbirimizi alalım’

Avukat Fehmi, aldığı emir üzerine ‘baş üstüne efendim’ diyerek Saliha Hanım’ın yanından ayrıldı. Bir aylık araştırmasının sonunda topladığı belgeleri götürüp teslim etti.

Saliha Hanım, elindeki belgelere bakıp gülümseyerek:

‘Bu belgeler Cezmi’nin bütün pisliklerini ortaya çıkarıyor. Bu belgeler sayesinde hem biz kurtulmuş oluruz hem de onun zulmettiği insanlar kurtulur’ dedi ve Fehmi’ye beklemesini söyleyerek odasına çıktı. Üzerine bir şeyler giyinerek aşağıya indi. O sırada Fehmi onu bekliyor ne diyecek, diye bekliyordu.

Saliha Hanım, aşağıya indiğinde Fehmi’ye:

‘Elindeki bu belgeleri götürüp polise teslim edeceğiz’

Fehmi, duyduğu bu sözler üzerine irkilerek:

‘Ama efendim, onlar çok güçlüler. Eğer, bunları polise verirsek biz de tehlikeye gireriz’ dedi korkak bir ifadeyle.

Fehmi’nin söylediklerine sinirlene Saliha Hanım:

‘Ne tehlikesinden bahsediyorsunuz? Zaten şu durumda bile tehlikedeyiz. Senin elinde tuttuğun belgelerin bizim elimizde olduklarını bildikleri andan itibaren işimizi bitirirler. O yüzden bu belgeleri götürüp hemen polise teslim etmeliyiz. Yoksa işimiz çok sıkıntıya girer’ dedi

Fehmi, bu söz karşısında başını yere eğerek:

‘Haklısınız efendim, bir an evvel götürüp teslim etmeliyiz’

Aralarındaki bu konuşmanın ardından ellerindeki belgeleri karakola götürüp teslim ettiler.

Karakolda Komiser Antony, Saliha Hanım’ı görünce ayağa kalkarak saygıyla karşıladı. Ardından onlara kahve ısmarladıktan sonra:

‘Saliha Hanım, sizi burada görmek ne güzel bir sürpriz. Söyler misin, sizi hangi rüzgâr attı buraya’ dedi gülümser bir ifadeyle.

Saliha Hanım, meramını anlattıktan sonra:

‘İşte böyle Antony Bey, size her şeyi anlattım. Bundan sonra her şeyi size bırakıyorum ve sizden haber bekleyeceğim’

Karakolda, Komiser Antony ile konuştuktan sonra ondan haber beklemeye başladılar.

Onlar haber beklerken Cezmi bu durumu haber almış ve tedbirini almıştı. Yine de polisler bütün yasal olmayan işlerini ortaya çıkarmayı başarmışlardı.

Polisler, Cezmi ve adamlarını yakalayıp götürürken Cezmi bir yolunu bulup kaçtı. Kaçarken de polislerden birini yaraladı ve onun arabasını aldı.  O arabayla hastaneye gelerek gizlice içeriye girdi. Kimseye görünmeden Faruk’un yattığı odaya girdi. O sırada Faruk ve Fatma uyumakta idi.

Cezmi, içeriye girerek yavaş yavaş Fatma’nın yanına yanaştı. Cebinden çıkardığı eterle Fatma’yı bayıltıp kucakladı. Ardından onu polis aracına bindirip uzaklaştı.

Onlar uzaklaştıktan on dakika sonra Faruk uyandı. Uyanır uyanmaz Fatma’ya baktı. Onu uyuduğu yerde göremeyince lavaboya gittiğini zannederek bir müddet bekledi. O geri gelmeyince ayağa kalkarak halasının yanına giderek Fatma’yı sordu. Bu soru üzerine Saliha Hanım:

‘Belki lavaboya gitmiştir’

Faruk, telaşlı bir şekilde:

‘Hayır, hala. Lavaboya gitseydi, şimdiye kadar gelirdi’ deyince halası:

‘Belki namaz kılmaya gitmiştir. Mescide gidip baktın mı?’ diye sordu.

‘Evet, hala baktım. Orada da yok’ dedi Faruk, telaşlı bir şekilde.

Bu cevap üzerine Saliha Hanım’da telaşlanarak:

‘Nereye gider bu kız gece vakti’ dedi, huzursuz bir ifadeyle.

Aralarındaki bu konuşmadan sonra sabaha kadar hastanenin her tarafını aradılar, ama nafile. Sabah olunca ne yapacaklarını bilemeden Komiser Antony’nin yanına gittiler.

Komiser Antony, onları morali bozuk bir şekilde karşıladıktan sonra:

‘Saliha Hanım, iyi ki de geldiniz. Eğer siz gelmeseydiniz biz sizi arayacaktık’

Saliha Hanım, Komiser Antony’nin moralinin bozuk olması ve söylediği sözlerden sonra Fatma’nın kaybolmasını bile umursamayarak:

‘Hayırdır, Antony Bey ne oldu ki?’ dedi meraklı bir ifadeyle.

‘Size üzücü bir haber vermek zorundayım. Cezmi ve adamlarını yakaladık, ama Cezmi bizim elimizden kaçtı. Üstelik polis memurlarından birini yaraladı ve polis araçlarından birini aldı’ dedi Komiser Antony Bey,

Saliha Hanım, aldığı bu haber üzerine Fatma’nın onun kaçırmış olabileceğini düşündü, ama onu niçin kaçırmıştı. İşte onu bilemiyordu.

Saliha Hanım, kendi kendine düşünürken telefonu çaldı. Arayan numara belli olmuyordu, ama kimin aradığını tahmin ediyordu. Arayan kişi Cezmi’ydi.

Komiser Antony, telefonu açmasını istediğinden dolayı hoparlörü açarak karşıdaki kişiye:

‘Alo, siz kimsiniz ve bilinmeyen numaradan niçin arıyorsunuz?’ dedi merakla

Karşıda ki kişi:

‘Saliha Saliha, benimle uğraşılmayacağını bildiğin halde bütün işlerime çomak soktun ve canımı acıttın, o yüzden şimdi sıra sende. Ben de senin canını acıtacağım, dedikten sonra, şu an yanımda birisi var. Elimde de silah. O silahı onun kafasına doğrulttum ve az sonra tetiği çekip onu vuracağım’ dedi ve bir el silah sesi geldi.

Silah sesi başta Faruk ve Saliha Hanım olmak üzere herkesi etkiledi.

Faruk, silah sesini duyduktan sonra cılız bir şekilde ‘Fatma’ dedi ve oracıkta bayıldı.  O bayılınca karakolda herkes başına toplandı. Onu ayıltmaya çalıştılarsa da olmadı. Bu yüzden ambulans çağırdılar. Ambulans gelip Faruk’u hastaneye götürürken Komiser Antony ve ekibi Cezmi’nin peşine düştüler.

Saliha Hanım, Fatma’nın vurulmasını işittikten sonra o da üzüntüden ne yapacağını bilememişti. O ve Faruk, kendisine emanetti. Bu yüzden de oldukça üzgündü. Ambulansın içinde o da vardı ve düşünceliydi. Ya Faruk uyandığında, üzüntüden eski haline gelirse, bu yüzden ne yapardı.

Yazar: Murat Canpolat

HİKAYENİN BÜTÜN BÖLÜMLERİ 
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu