Skip to main content

Zaman Kimi Zaman

Zaman Kimi Zaman Kendi kendime, ‘zaman hep geleceğe mi akar?’ diye sorup durduğum günlerde, iki yanı birahanelerle dolu bir sokakta birdenbire burnumuzun dibinde biten kıpkızıl gözlere, titrek adımlara, ya da alkolün bozup dağıttığı bulanık omuzlara çarpmamak için zikzaklar çize çize yürüyorduk. Nurhan anlattıkça hatırlıyorum şimdi; yerler ıslaktı o gün, havada insanları birbirine yaklaştıran, bira kokulu, incecik bir serinlik […]

Devamını Oku

Çok Güzel Bir Hikaye; “Bayan Danışma”

Çok Güzel Bir Hikaye; “Bayan Danışma” Ben henüz çok küçükken eve bir telefon almıştık. Telefonun bağlı olduğu cilalı çerçeveyi ve parlak ahizeyi asla unutamam. Saatlerce onun karşısına geçer ve seyrederdim. Hatta o derece ki, sayımız olan 105’i bir an bile aklımdan çıkaramıyordum. Telefonla konuşacak yaşta değildim, zaten boyum da telefonun bulunduğu yere yetişemezdi. Fakat annem konuştuğu zaman, […]

Devamını Oku

Buruk Bir Doğum Günü

Buruk Bir Doğum Günü Bir üfürüşte tüm mumları söndürdü. Öyle bir üfürüşle üfürdü ki, minik ciğerlerinde hava kalmacasına üfürdü. Sanki üfürürken kahır rüzgarı ve hüzünle yaralanmış bir ciğer yarasının acısıyla üfürüyordu. Bu azap rüzgarı gibi üfürüşte, mumlar daha nefes dudaklardan çıkmadan acıya dayanamayarak birden sönüverdiler. Mumlar sönmüş sönmesine fakat, çocuğun gönül acısından siyah dumanlara büründü. […]

Devamını Oku

Ölümsüz Kırmızı Güller…

Ölümsüz Kırmızı Güller… Kan rengi, kıpkırmızı güllere bayılırdı. Zaten onlarla adaştı da. Gül… Kocasının sevgili Gül’ü… Her yıl Sevgililer Gününü kapının önünde bulduğu enfes fiyonklarla süslü kucak dolusu kırmızı güllerle kutlardı, hiç aksatmadan. Hatta, eşini kaybettiği yıl dahi kapısı çalınmış, gülleri kucağına bırakılmıştı… Tıpkı geçmişte olduğu gibi, küçük bir kartla birlikte… Her yıl güllere iliştirdiği karta aynı cümleleri […]

Devamını Oku

Yeniden Hayata

Yeniden Hayata O, çok güzeldi. Beyaz tenli, yeşil gözlü, ufak bir yüzü vardı. O, en şık en yüksek yerlere aitti. Aslında biraz aç gözlüydü. “Yarından bana ne!” diyen tiplerdendi. Lüks hayatının dışındaki şeylerle ilgilenmeyen, pasif bir kişiliği vardı. Onun hayatında yer alan sevginin anlamı para ve eğlenceydi. İnsanlara yukardan bakmayı öğrenmişti. Onun için “kenar mahalle” denilen yerler ve orada […]

Devamını Oku

Kazlar

Kazlar Dudu, elinde mektupla hızlı hızlı öğretmenin evine gitti: – “Şunu okur musunuz?” dedi, “Seyit’ten geliyor!” Köyde bekarlıktan canı çıkan öğretmen, Dudu’nun çenesinin altından doğru görünen göğsüne yandan bir göz attı. Kadının esmer teninde elbiselerinin hafifçe gölgelediği bir yol, öğretmeni bir iki kere yutkundurdu. Sonra elini uzatarak: – Ver bakalım, dedi.

Devamını Oku