Alper Murat Kirpik Dini HikayelerKısa HikayelerMasallar

MODERN MASALLAR SERİSİ

"Ağrı – İshak Paşa’nın İlginç Lambası"nın Hikayesi

MODERN MASALLAR SERİSİ

“Ağrı – İshak Paşa’nın İlginç Lambası”nın Hikayesi

Alper Murat KİRPİK

MODERN MASALLAR SERİSİAğrı Dağı’nın sabahı beyaza kesmişti, ama o sabah, karın içinde bir ışık vardı ki sanki güneşten önce uyanmış, dağın sessizliğine tatlı bir sır bırakmıştı. Yusuf, avuçlarına aldığı sıcak nefesi cama üfleyip buğuyu silerken, ufukta beliren o ışığın kıpırtısını görünce kalbi bir kuş gibi pıtırdatmaya başlamıştı. Sanki birisi, karın üzerine incecik bir çizgi çekmiş, o çizgiyi de altından bir iple güne bağlamıştı. Yusuf daha önce böyle bir şey görmemişti.

Her sabah olduğu gibi İshak Paşa Sarayı’nın avlusuna doğru yürüdü. Köşeleri sert ama ruhu yumuşak bu taş yapı, kasabanın çocukları için hem bir oyun yeri hem de eski bir masal kitabıydı. Yusuf içinse başka bir anlamı vardı: Dedesinin anlattığı hikâyelerin gölgesi burada dolaşır, taşların arasında esen rüzgâr bile dua gibi tınlardı.

Tam avlunun içine adım atmıştı ki, birden, duvarın dibindeki eski bir taşın altından tuhaf bir ses duydu:

— Pıt! Pıt! Beni buldun sanırım.

Yusuf irkildi. Taş konuşmaz ki… yoksa konuşur mu? Etrafına baktı ama kimseler yoktu. Eğilip taşı kaldırınca altında pırıl pırıl duran minicik bir lamba gördü. Avuç içine sığacak kadardı ama camı öyle parlaktı ki sanki içine çökmüş güneş parçacıklarıyla doluydu.

Yusuf lambayı eline alınca ses yine duyuldu:

— Oh! Nihayet biri beni duydu. Ben İshak Paşa’nın lambasıyım.

Yusuf şaşkınlığını saklamaya çalışsa da yüzündeki ifade pek izin vermiyordu.

— Lamba konuşur mu hiç? diye mırıldandı.

Konuşurum elbette dedi lamba, ama sadece kalbi merakla atan çocuklar duyabilir beni. Yetişkinler duymaz; onların kalbi biraz fazla meşguldür.

Yusuf gülümsedi. İçinde usulca bir sıcaklık belirmişti. Kendini tuhaf ama bir o kadar da güvenli hissediyordu.

Benim adım Nûr-i Kıssa dedi lamba.

— “Ne güzelmiş… Peki neden taşın altındaydın?”

Çünkü saklanmam gerekiyordu. Sarayın sırrını koruyorum. Ama artık saklanmaktan sıkıldım. Bir süreliğine dışarı çıkmak istedim. Ve galiba seni bekliyordum.

Yusuf lambayı cebine koydu. İçeri doğru yürürken kar taneleri sessizlik içinde avluya düşüyor, her biri yere değdiğinde sanki küçük bir “tık” sesi çıkarıyor, sanki dünya yeni bir sayfaya geçiyordu. Lamba, cebinde hafif bir ılık döngü halinde yanıp sönüyordu.

İshak Paşa Sarayı’nın geniş avlusuna çıktıklarında, rüzgâr merdivenlerin kıyısında minik girdaplar çiziyordu. Sarayın duvarları yüzlerce yıllık hikâyeleri anımsatır gibi titriyordu. Yusuf dedesinin anlattığı sözleri hatırladı: “Bu taşlar sadece taş değildir Yusuf’um, bazen dua taşlaşır, bazen umut. Yeter ki kulaklarını açıp dinlemeyi bil.”

Lamba hafifçe konuştu:

— Biliyor musun Yusuf, bu sarayın içinde bir zamanlar ışığın saklandığı bir oda vardı. Ve o oda şimdi kayıp.

— “Kayıp oda mı olur?”

Olur. Emaneti hatırlamayanlar varsa, o emanet kendini saklamayı bilir.

Yusuf’un merakı iyice kabardı.

Lamba devam etti:

Bu oda çok eskiden dünyanın başka köşelerinden gelen misafirlerin ağırlandığı bir yerdi. Her gelen yanında bir ışık getirir, bir dua bırakırdı. O yüzden biz ona ‘Niyetler Odası’ derdik. Ama zamanla insanlar bu odayı unuttu. Şimdi odaya giden kapı görünmez. Yalnızca kalbi temiz, niyeti güzel biri yaklaşırsa kapı kendini gösterir.

— “Ben görebilir miyim?”

— Deneyebilirsin. Ama önce niyetini bulman gerek.

Yusuf duraksadı. “Niyetimi?”

Evet. Bu yolculuk neden? Neyi arıyorsun? İyiliği mü mü, bilgiyi mi, yoksa sadece merakı mı?”

Yusuf düşündü. Kar taneleri nefesine karışıyor, göğsünde bir sıcaklık büyüyordu.

— “Sanırım… ışığı arıyorum. İnsanların içindeki olanı. Dedem hep ‘iyilik bir parça ışık bıraktığında çoğalır’ derdi. Belki de onu bulmak istiyorum.”

Lamba memnuniyetle titreşti.

O halde yürüyelim.

Sarayın iç koridorlarına girdiler. Duvarlardaki taş oyuklar ince bir gölge oyunu oynuyor, tavan yükseklerde bir dua teli gibi titriyordu. Lamba Yusuf’un cebinde hafif hafif ısınıyor, sanki yön gösteriyordu. Birkaç koridor geçtiler, birkaç merdiven çıktılar… Sonra lambanın sesi fısıldayarak duyuldu:

Tam burada. Dur.

Yusuf durdu. Duvarın sıradan bir taş duvar olduğunu düşünüyordu, ama lambayı çıkardığında taşların yüzeyinde ince bir çizgi belirmeye başladı. Gözlerinin önünde kapı şekillendi: önce bir kemer, sonra iki kanat, sonra kapının tam ortasında zarif bir hatla yazılmış bir kelime: Niyet.

Kapı yavaşça aralandı.

İçeri girince Yusuf hayretle nefes aldı. Oda, dışarıdan küçük görünüyordu ama içerisi genişti. Duvarlarda yüzlerce küçük lamba asılıydı; kimi titrek, kimi parıldayan, kimi hafifçe sönmüş gibi. Ortada yuvarlak bir havuz vardı. Havuzun içinde su değil, ışık vardı—bembeyaz, incecik kıvılcımlar halinde hareket eden bir ışık.

Burası… insanların niyetlerinin yansıdığı oda dedi Nûr-i Kıssa.

Her lamba bir insana ait. İyi niyet parıldar, kötü niyet dumanlanır, karışık niyet titrer. Yıllardır kimse burayı hatırlamadı. Bu yüzden pek çok ışık küsmüş gibi.

Yusuf lambalara bakınca bir tanesinin neredeyse sönük olduğunu gördü.

— “Bu neden böyle?”

Sahibi uzun zamandır kalbini karartıyor olabilir… ya da umut etmeyi unutmuştur.

Yusuf, içindeki iyi olma isteğinin nasıl büyüdüğünü hissetti. Bir çocuğun yüreği, çoğu zaman bir sırra yetişkinlerden önce dokunur. Yusuf o sırra hafifçe dokundu.

— “Peki… bu ışıklar nasıl parlar yeniden?”

Bir niyet tazelenirse. Bir iyilik yapılırsa. Bir kalp tekrar hatırlarsa. Çok değil; sadece bir kişinin içten söylediği bir ‘Elhamdülillah’ bile yeter.

Yusuf başını salladı. Lambaları tek tek dolaştı, elini onların altındaki taşlara koydu. Sanki her bir taşın içinden küçük bir hikâye geçiyordu parmaklarına. Sonra ortadaki ışık havuzuna baktı.

— “Ben niyetimi getirdim,” dedi. “Işığı bulmak, iyilik yapmak için.”

Lamba nazik bir sesle konuştu:

O halde elini havuza uzat.

Yusuf avuçlarını uzattı. Işık, parmaklarının arasından ince bir tül gibi süzüldü. Bir sıcaklık yükseldi, göğsüne yerleşti. Sonra havuzdan bir kıvılcım kopup Yusuf’un avucunda bir minicik ışık damlasına dönüştü.

— “Bu… benim mi?”

Evet. Senin niyetinin ışığı bu. Onu taşı. Ne kadar iyi olursan, o kadar büyür. Tek bir çocuğun niyeti bile bir odayı uyandırabilir. Seninki uyandırmaya başladı bile…

Gerçekten de odadaki lambalar birer birer hafifçe parlamaya başlamıştı.

Derken bir sarsıntı oldu. Oda hafifçe titredi. Lamba uyarır gibi konuştu:

Gitme zamanı. Uzun süre kalırsan oda yeniden kaybolur ve seni de saklar.

Yusuf hızlıca kapıya yöneldi. Kapıdan çıktığında arkasındaki çizgiler yavaşça silindi. Duvar yeniden sıradan bir duvar oluverdi.

— “Peki seni tekrar görebilecek miyim?” diye sordu Yusuf.

Nûr-i Kıssa sakin bir sesle cevap verdi:

Ben hep buradayım. Ama her gün konuşmam. İnsan kalbi bazen kalabalık olur. Kalabalıklar suskunluk ister. Ama sen merak ettiğin sürece, iyi niyet taşıdığın sürece, ben hep bir yerlerde kıpırdarken olacağım.

Yusuf lambayı taşın altına geri koydu. Lamba son kez hafifçe yanıp söndü:

Işığını kaybetme Yusuf. Işığı olan, yolu da bulur.

Yusuf o gün eve dönerken kar hâlâ yağmaya devam ediyordu, ama artık her kar tanesi ona başka bir şeyi hatırlatıyordu: İnsan kalbi de kar taneleri gibi; temiz düşüncelerle düştüğünde dünya aydınlanır.

Evine girdiğinde annesi çorba koyuyordu. Yusuf’un yüzündeki o parlaklığa baktı:

— “Bir şey mi oldu evlat?”

Yusuf hafifçe başını salladı.

— “Sadece… bugün içimde küçük bir ışık uyandı anne.”

Annesi gülümsedi, saçlarını okşadı. Yusuf ise fark ettirmeden avucunu bağırsak bir sıcaklıkla kapadı. Niyetinin ışığı hâlâ oradaydı: küçücük ama umut dolu.

Ve İshak Paşa Sarayı’nın görünmez kapısının ardında, Niyetler Odası’nın lambaları yıllar sonra ilk kez yeniden hafif bir şarkı gibi parıldıyordu.

Alper Murat KİRPİK

Alper Murat Kirpik 

Alper Murat Kirpik
(d. 1994, HatayTürkiye), Türk yazar, içerik üreticisi, AI Prodüktör.Alper Murat Kirpik, 1994 yılında Hatay’ın Antakya ilçesinde doğdu. Baba tarafından aslen Kahramanmaraş’dır. Eğitim hayatını Kilis 7 Aralık Üniversitesi ve Muş Alparslan Üniversitesi’nde Okul Öncesi Öğretmenliği lisans programlarını tamamlayarak sürdürdü. Mezuniyetinin ardından öğretmenlik yapmış aynı zamanda çeşitli medya ve yaratıcı projelerde yer almıştır. Vine, Instagram, Youtube gibi bir çok uygulamada mizah içerikleri üretti.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu