Ders Veren Hikayelerden “KİBİRLİ GENÇ”
Samet Adil TOKER
Yaz aylarının son ayı olan Ağustos bitmek üzereydi. Mert sekizinci sınıfa başlayacaktı, bu yüzden okulu açılacağı için hüzün ve mutluluğu aynı anda yaşıyordu. Mert, sürekli ders yapmayı sevmezdi. Ama annesi onu iyi bir yere gelmesi için sık sık uyarıyordu: ―Mert! Şu ödevlerini yap artık. Mert Geç kalma ders çalış! Mert çabuk eve gir ödevlerin duruyor.‘‘
Annesinin bu huyunu hiç sevmezdi. Ama yapacak bir şey yoktu, o annesi idi. Mert yine dışarı çıkmak için en yakın arkadaşı olan Osman‘ı çağırmak üzere Osmanların evine gitti. Mert:
-Gülsüm Teyze Osman‘ı çağırır mısın?
-Hayır Mert. Osman sekizinci sınıfı önemsediği için okul başlamadan çalışmaya karar verdi.
Mert tamam, deyip uzaklaştı. En yakın arkadaşı ders çalışmaya başladığı için dışarı çıkamıyordu, Mert için yaz bitmişti. Okulların açılmasına sadece iki gün kalmıştı ve Mert uzun uzun düşünmeye başladı. Sekizinci sınıfta ne yapacaktı? Yaz ayını bomboş geçirmişti, içini bir korku sardı.
Okullar açıldı. Okulun ilk günü herkes gibi Mert de okulda sırasına geçmiş müdürlerinin konuşma yapmasını bekliyordu. Ama içindeki korku hâlâ devam ediyordu. Geçmiş senelerde mezun olmuş bazı akrabaları Mert‘e yazdan çalışmasını söylemişti ama Mert onları dinlememişti. İlk ders günü geldi çattı. Arkadaşları her soruyu biliyor derse sürekli katılıyorlardı. Mert ise onları izliyordu,―Heeh.. Ne var sanki bunlarda, ben bunları zaten biliyorum.‘‘ İşte, Mert bu fikri aklına soktuktan sonra önündeki aylar hiç de hızlı geçmeyecekti.
Okulun ilk ayı bitti. Ama Mert‘in ömründen bir yıl geçti. Zaman akmıyordu, âdeta durmuştu. Mert, kibirlenmeye devam ediyordu oysaki büyük bir yanlış yapıyordu. Boş boş gezmeye devam ediyordu ama bu ona hiç iyi bir dönüt vermeyecekti. İlk sınavlar olundu Mert enteresan bir şekilde sınavlardan yüksek not almıştı. Arkadaşları da öğretmenleri de Mert kadar şaşkındı bu duruma. Mert kendini yüceleştirdikçe yüceleştirdi.‘ ‘Ben bu sınavlara hiç çalışmadan yüksek notlar alabiliyorsam, ben mükemmelim.‘‘ Bu düşüncesi Mert‘le beraber büyümeye devam etti.
Artık arkadaşlarıyla konuşamaz hâle geldi. Her cümlesinde kendini üstün gösteriyor, her hareketinde kendini mükemmel zannediyordu. Mert için işler artık hiç de kolay değildi. En yakın arkadaşı Osman onu defalarca uyarmıştı ama Mert artık Osman‘ın sözlerini dinlemeyi geçip onunla arkadaşlığını bitirmeyi düşünmekteydi. Çünkü Mert, üstün bir çocuktu. O, Osman gibi sıradan insanlarla arkadaşlık kuramazdı. Kendisi gibi üstün insanlarla arkadaşlık etmesi gerekiyordu.
Mert‘in içindeki bu kibir duygusu gittikçe büyümeye devam etti. Mert artık annesiyle bile konuşamaz hâle geldi. Annesinin fikirleri onun için ‗‘klişe‘‘ idi. O, böyle basit ve yaygın fikirleri dinlemezdi. O, üstün bir insan olduğu için fikirleri de üstün olmalıydı. Öğretmenleri Mert için elinden geleni yapıyorlardı ama Mert öğretmenlerini de reddediyordu. Bu nedenle çok büyük hatalar yapıyordu. İleride başına gelebilecek sorunları aklının ucundan bile geçirmiyordu.
Mert‘in ikinci sınavları bitti. Hayatında gördüğü en düşük notları almaya başlamıştı bile. Ama kendine çeki düzen vermeyi yine de düşünmüyordu. O hafta hastaydı bu yüzden düşük almıştı. Evet, evet Mert‘in bahanesi çoktan hazırdı. Mert son yazılılarını da oldu ve kendini diplerde görmeyi hiç beklemeyen kibirli gencimiz hayatının şokunu yaşamıştı.
Bütün derslerinden kalmıştı. Bir ay sonra gireceği Liseye Geçiş Sınavı‘nda ne yapacaktı? Mert‘in aklı başına yeni yeni gelmeye başlamıştı. Ama iş işten geçmişti. Arkadaşları büyük bir rahatlık içinde sınavın gelmesini iple çekiyorlardı. Mert yaptığı hataların farkına yeni varmıştı. Annesi, babası, arkadaşları, öğretmenleri birçok kez yardım etmek istediler ama Mert her seferinde bu isteği geri çevirdi. Kendisini mükemmel sanıyordu. Ama hiçbir insanın olmadığı gibi o da mükemmel değildi.
Sınav günü geldi çattı. Mert bütün soruları salladı. Salladı da salladı. Artık kaderinde ne varsa yaşamaya hazırdı. Sonuçlar açıklandı Mert barajı dahi geçememişti. Babası okula kaydını yaptırmadı.
Kaportacı Rüstem Usta‘ya çırak olarak Mert‘i emanet etti.
Mert artık okumuyordu. Çalışıyordu ama arkadaşlarını dinlese bu kibir duygusuna kapılmasa kendini üstün görmese her şey daha güzel olabilirdi. En azından okumaya devam ederdi…
Samet Adil TOKER





