Dehşet ÖyküleriKorku Hikayeleri

ALFRED HITCHCOCK’UN KORKU HİKAYELERİNDEN “ÇATIDAKİ SES”

ALFRED HITCHCOCK’UN KORKU HİKAYELERİNDEN “ÇATIDAKİ SES”

Hikaye Oku; Bu hikaye bana bir iki sene evvel Amerikalı bir doktor tarafından anlatıldı. Ona Floransa’ya giden Amerikan ekspresinde rastladım. Şehri ondan iyi taradığımdan kendisine küçük bir yardımım dokunabileceğini söyledim. Çok sevindi.

Teşekkürü, beni akşam yemeğine davet oldu. Bir şişe şampanyayı birlikte bitirirken birbirimize daha da büyük bir sempati ile bağlandık.

Yüzünden sağlık taşan, güzel başını kumral saçların çevrelediği çok hoş bir adamdı. Bununla beraber ilk önce beni biraz sıktı. Bu, belki de çok sevimli ve bol olan tebessümünün yarattığı etkiydi. Onu birçok hastasının başucunda cesaret yükseltici bir ilâç gibi kullanmaya alışmıştır, içten gelme bir histen çok kendince gerekli bir davranıştır diye düşündüm. Zengin müşterileri asık yüzlü doktorlardan ziyade elbette ki iç açıcı olanları tercih ediyorlardı her halde…

Ama ikinci şişe şampanyayı bitirdiğimizde, bana harikulade cazip bir arkadaş olarak görünmeye başladı.

Doktor bana mesleği ile ilgili meraklı fıkralar anlattı. İnsan vücudu denen beşeri makineyi ölümün çeşitli oyunlarla akıl almaz yönlere sürükleyip bir oyuncak haline getirdiğini belirtti.

Sakin bir sesle konuşurken mikrobiyoloji profesörümü hatırlıyordum… Okul senelerimi yeniden yaşatıyordu bana. Kendimi mikroskobun üzerine eğilmiş, bütün dikkatini küçük şeylere vermiş bir öğrenci gibi hissediyordum.

Garip şeyler gördüm, dedi. Çok garip. Bazıları öylesine akıl almaz değişikliklerdeydi ki, benzerine ancak bir iki eski kitapta rastlayabildim. Belki de doktorların böyle şeylere rastlaması olağan üstü bir şey değildir diye düşünüyorsunuzdur değil mi?

Ama değil… Hele biri var ki, nasıl söyleyeyim, ayıpla karışık bir anlama sarılıp olduğundan, herkese anlatmaya bile sıkılırım. Ama onu bu gece size açıklayacağım. Gördüklerinize biraz olsun mantıki bir izah şekli verip, içinize kuvvet dolduracak olan ilmî açıklamaları hiç bir kitapta bulamazsınız, işte o zaman derin bir şekilde sarsılırsınız.

Hikayesini dinlemeye başladım. Sonraları, onun bir yalancı olduğunda karar kıldım. Ama yüzde yüz, bunu söylerken bile, pek emin değilim…

Çocukluğumuzun beraber geçtiği Hunter isminde bir arkadaşım vardı. Senelerce Filadelfia’nın kenar mahallerinin birinde bir arada yaşadık. Hayvanları sevme ve bazı böcekleri koleksiyon yapma merakı ikimize de aynı zamanda gelmişti. Hunter’lerin bahçelerinde kullanılmayan bir ambar vardı. Fare kapanlarımızı, tavşan kafeslerimizi oraya yerleştirirdik. Bazı  zamanlar sepetlerimiz çeşit çeşit hayvanlarla dolardı.

Biriktirmeye başladığımız hayvanlar gün geçtikçe artmaktaydı. Kafeslerimiz ve sepetlerimiz ağzına kadar dolmuştu. Tabiî, bunlarda garip olan bir taraf yoktu. Bütün çocuklar, hayvanları kendilerine alıştırma ve sevme devresini geçirirler. Garip olan şudur ki, Hunter bu devreden hiç çıkmadı. Onun  hayvanlara karşı olan aşırı sevgisi ömrü, boyunca devam etti.

Ben kısa pantolunu çıkararak uzun pantolon giymeye, sigara içmeye ve kızlarla arkadaşlık etmeye başlamıştım ama, Hunter hayvanlardan başka şeylerle ilgilenmiyordu hâlâ.

Bizi birbirimize bağlayan müşterek zevklerimiz ortadan kalkınca, arkadaşlığımızda bozuldu. İkimizde ayrı yönlerde, yolumuza devam ettik. Hunter o sıralarda yılan koleksiyonu yapmaya başlamıştı. Yılanları cam kavanozlara koyuyordu. Yine büyük bir hasır sepet içinde çeşit çeşit örümcekleri besliyordu ki, bu örümcekler durmadan birbirlerini yiyorlardı.
Sonrada, biri ona yavru bir tilki hediye ederek neşesini son hadde çıkarmıştı.

Hayatımız böylece sürer giderken, ben kızlar peşinden koşmaktan bıktım, yeniden onun dostluğunda sakin ve dinlendirici bir yön bularak ona döndüm.

Hunter hayvanlarına sadık kalmıştı. Onu delikanlılık çağında bir kıza bile başını çevirip baktığını hatırlamıyorum.

Ama sizin korkarak kaçtığınız vahşi kedilere öylesine tatlı bir şekilde yaklaşıyordu ki…

Hunter’in başka garip huyları olduğunu zannetmeyiniz. Sadece hayvanları çok seviyordu. Bir kedi, ya da bir köpek gördüğü zaman gözleri öylesine derin bir mutlulukla pırıl pırıl parlardı ki…

Kolejde, odasının havası pis bir hayvan hücresi gibi kokardı. Oradan dışarı uğultular, ıslıklar, tıkırtılar aks ederdi.

Bununla beraber ara sıra bir bara gidip içmeyi hoşnutlukla kabul ederdi. Maki cinsi bir maymun satın alıncaya kadar garip huyları fazla göze batmadı.

Makiler uzun tüylü, kuyruklu, vücutları diğer maymunlara nazaran kaim tüylerle kaplı bir başka çeşit hayvanlardır. Hunter onu beraberinde her yere götürüyordu. Hayvan omuzuna oturuyor, uzun kuyruğunu boynuna doluyor ve yarı insana benzeyen çirkin

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 4 Ortalaması: 4]

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10Sonraki sayfa
Etiketler

Gülten AJDER

Kitap okumayı seven insanlar daha zeki ve daha başarılı olurlar. Bende bu yüzden kitap okumayı sevdirmek istedim bu site ile. Gizli kalmış bütün bilgilerin kitaplarda saklı olduğuna inandığımdan, kültür seviyemizi yükseltmek, bilgi hazinemizi daha da zenginleştirmek, gizli yeteneklerin ortaya çıkmasına destek olabilmek için, okusun yazsın benim ülkemin insanları diye bir işin ucundan tutmak isteyen birisiyim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı