Dini HikayelerMurat Canpolat

Dini Hikaye; “Tevafuklar” 84. Bölüm

Dini Hikaye

Dini Hikaye; “Tevafuklar” 84. Bölüm

Dini Hikaye; Süreyya Hanım, Selman Hoca’yla konuştuktan sonra onun evinden ayrılıp Faruk’la beraber evlerine döndüler.  Süreyya Hanım, evine döner dönmez Pınar Hanım’ın odasına vardı. Maksadı Selman Hoca’nın ona güvendiği kadar onunda Selman Hoca’ya güvenip güvenmediği… ondan dolayı Pınar Hanım’ın yanına oturarak:

‘Pınar Hanım, biraz özele girecek ama sana bir soru soracağım’ dedi kıvranarak.

Pınar Hanım, Süreyya Hanım’ın halinden onun soracağı soruyu sormak istemesine rağmen soramadığını bu yüzden zorlandığını anlayınca ona:

‘Süreyya Hanım, ne sormak istiyorsanız hiç çekinmeden rahatlıkla sorun’ dedi Pınar Hanım. Dini Hikaye

Süreyya Hanım, Selman Hoca’yla aralarında geçen konuşmayı aktardıktan sonra:

‘Şimdi söyle bana, senin olanlardan haberin var mıydı?’ dedi merak içerisinde.

Pınar Hanım, olanları dinledikten sonra:

‘Ne diyorsunuz Süreyya Hanım, duyduklarım doğru mu?’ dedi dehşetle.

Bu söz karşısında içi rahatlayan Süreyya Hanım: İslami Öykü

‘Evet, anlattıklarım kelimesi kelimesine doğru’ dedi Süreyya Hanım.

Pınar Hanım, Süreyya Hanım’dan olanları dinledikten sonra yıllarca Sinan’la beraber nasıl yaşadığı hayatı kendi kendine sorguladı ve yaşadığı o yıllara pişman oldu. Bu pişmanlığından dolayı gözleri yaşardı ve gözünden iki damla yaş düştü.

Pişmanlığını gören Süreyya Hanım, ona sarılarak teselli etti. Ardından ona:

‘Olan olmuş artık, o yüzden üzülüp de kendini yıpratma’ deyince Pınar Hanım:

‘Kendime o kadar kızıyorum ki o güzelim insanı bıraktığıma, dedikten sonra sustu ve nefes alıp verdikten sonra, hep nefsime yenik düştüğümden ve para hırsımdan dolayı bütün bunlar oldu. Eğer nefsime yenik düşmeseydim bütün bunlar başıma gelmezdi’ dedi Pınar Hanım, huzursuz bir ifadeyle. Dini Hikaye

‘Pınar Hanım, öyle söylemeyin. Eğer bunlar olmasaydı, şu an tanışmış olmayabilirdik’ dedi Süreyya Hanım.

‘Evet, haklısın Süreyya Hanım, her şerde bir hayır olduğu gibi her hayırda da bir şer vardır. Biz bunu bilemeyiz, ancak Allah Teâlâ neyde hayır olduğunu neyde şer olduğunu bilebilir’ dedi Pınar Hanım.

‘Pınar Hanım, gündelik hayatımızda çok sık kullandığımız ‘hayır’ ve ‘şer’ kelimelerinin ne anlama geldiğini acaba hiç düşündünüz mü? Bunlar dil alışkanlığı olarak söylenen sıradan iki kelime midir? İnsanlığın son ilahi öğretmeni Peygamber Efendimiz (s.a.v.) dilinde bu kelimeler nasıl kullanılmıştır? Bu soruları daha da çok çoğaltmak mümkündür. Gelin bu benzeri suallerin cevabını veciz bir şekilde Peygamber Efendimizden (s.a.v.) dinleyelim. Kedilere düşkünlüğünden dolayı Sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) kendisine uygun gördüğü ‘kedicik babası’ anlamındaki lakapla anılan Yemenli büyük sahabe Ebu Hureyre (r.anh) diyor ki: ‘ Resulullah (s.a.v.) oturmakta olan insanların yanında durdu ve onlara:

‘Sizin hanginizin hayırlı, hanginizin şerli olduğunu size bildireyim mi?’ dedi.

Orada bulunanlar sustular. Bunun üzerine Resulallah (s.a.v.) sorusunu üç kere tekrarladı. Bir adam, ‘Eve Ya Resulallah (s.a.v.)!’ dedi. Allah Teâlâ’nın Resulü (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdu.

‘Hayırlınız, kendisinden hayır beklenilen ve kötülüğünden emin olunandır; şerliniz ise kendisinden hayır beklenmeyen ve kötülüğünden de emin olunmayandır.’ (Tirmizi)

‘İşte, hayır ve şer kelimesi bundan ibaret…’ dedi Süreyya Hanım. İslami Öykü

Pınar Hanım, duyduklarından sonra içi huzur doldu ve bundan sonra elinden geldiği kadar İslamı yaşamaya karar verdi. Ardından bu niyetini Süreyya Hanım’a bildirdi. Bu niyeti sevinçle dinleyen Süreyya Hanım ‘hayırlı olsun’ dedikten sonra:

‘Yüce Allah Teâlâ, bizim yaratıcımız ve varlık sebebimizdir. O (c.c.) bizleri yaratan ve sayısız nimetlerle donatandır. Bu nimetler karşısında, bize düşen görev Yüce Allah Teâlâ’ya samimi ve içten bir şekilde kul olmak ve ibadet etmektir.  Bu, ömür boyu eden bir görevdir. Ayeti Kerime’de:

‘Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine (c.c.) ibadet et’ (Hicr Suresi 99. Ayeti Kerime) buyrulmaktadır’ dedi Süreyya Hanım.

Öteden beri onları dinleyen Faruk, onların yanına gelerek konuşmaya katıldı ve o da:

‘İbadet; Allah Teâlâ’ya karşı sevgi, saygı ve bağlılığı gösteren duygu, düşünce ve davranış biçimleridir. Bu nedenle samimi bir şekilde Allah Teâlâ’nın hoşnutluğunu kazanmak için yapılan her şey ibadettir. O’na (c.c.) şükretmek, O’nu (c.c.) yüceltmek, O’na (c.c.) dua etmek, hatalarımızdan dolayı O’na (c.c.) tövbe etmek, O’nun (c.c.) bizden istediklerini yerine getirip yasakladığı şeylerden uzak durmak kulluk görevlerimizden bazılarıdır’ dedi.

Söze, Süreyya Hanım devam ederek:

‘İbadet, Allah Teâlâ’ya inanmanın, itaat etmenin ve O’na (c.c.) duyulan sevginin bir sonucu ve göstergesidir. İbadet, Rabbimize (c.c.) teşekkürümüzü sunmak, O’nun (c.c.) büyüklüğünü ve yüceliğini ortaya koymak için kulluk etmektir. İbadetlerin temel gayesi insanı Allah Teâlâ ile olan bağını ve ilişkisini korumak ve güçlendirmektir….’

**********

Yazan – Murat CANPOLAT

HİKAYENİN BÜTÜN BÖLÜMLERİ

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65  66  67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85

hikaye, hikaye oku, dini hikayeler, islami öyküler, öykü, dini öyküler, roman, Murat Canpolat Roman, din, islami hikayeler, dini roman, islami roman, para, mululuk, ibadet, kul, kulluk, tövbe etmek,

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu