Dini Hikaye; “Tevafuklar”42. Bölüm

Dini Hikaye; “Tevafuklar”42. Bölüm

O kendi kendine düşünürken Zeliha anlatılanlardan dolayı gözleri dolmuştu. Babasını hiç görememişti. Bu yüzden yıllarca baba hasreti çekmişti. Şimdi ise öğrendiği gerçekle beyninden vurulmuşa dönmüştü. Bu yüzden ağlamamak için kendini zor tutuyordu. Kendini sıkmasına rağmen ağlamayı engelleyemedi ve ağladı. Ardından ağlamaklı gözlerini silerek:

‘Alçak adam, beni babasız bıraktın hem de yerimizden yurdumuzdan ettin. Senin gibi dayı olmaz olsun. Allah Teâlâ sana lanet etsin’

Emine Hanım, kızının sözü üzerine ona sarılarak:

‘Kızım, seni anlıyorum. Dayına çok kızgınsın, ama ne olur lanet etme. Lanet öyle bir şeydir ki, eğer karşı taraf hak etmiyorsa gelir seni bulur. Böylesi bir durumdan Allah Teâlâ herkesi korusun’

‘Haklısın anne! Lanet ettiğimden dolayı Allah Teâlâ beni affetsin’

Hülya, Galip Bey’in ismini duyunca bir an için şaşırdı. Şaşırmasının sebebi Galip Bey’in Faruk’un babası olma ihtimalinden kaynaklanıyordu.

Hülya, aklındaki soruyu cevaplamak amacıyla Halasına:

‘Hala, kafamı kurcalayan bir soru var. Müsaade edersen onu sormak istiyorum’

Halası, yeğeninin ne soracağını merak ederek:

‘Yeğenim, ne soracaksın merak ettim. Umarım soracağın soru makul bir sorudur’

‘Hala, az önce Galip Bey’den bahsettin. Onun Süreyya adında bir hanımı var mıydı?’

Emine Hanım, Süreyya Hanım’ın ismini duyunca:

‘Evet, kızım Süreyya adında hanımı vardı ve çok iyi bir insandı, ama sen bunu nereden biliyorsun?’ dedi merakla.

‘Hala, sadece tevafuk! Bundan başka bir şey olamaz’

Zeliha, araya girerek:

‘Anne, dayımın itirafını duyduğun halde niçin polise gidip şikâyette bulunmadın?’ dedi merak içerisinde.

‘Bulundum bulunmasına ama…’ deyince Zeliha:

‘Âmâsı ne anne? Şu işi doğru dürüst anlatır mısın?’ dedi annesinin artık her şeyi anlatması için.

‘Kızım, dayından o sözleri duyduktan sonra doğruca polise gittim. Süreyya Hanım’da oradaydı ve ifade veriyordu. Onu görünce yanına gittim. Ona sarılarak ağladım. O bana niçin ağladığımı sorunca, ben de ona dayının söylediklerini ona anlattım. Biz konuşurken polis araya girerek bana;

– ‘Hanım efendi, sizin söylediklerinizi araştıracağız. Umarım mobese görüntülerinden bir şeyler çıkarabiliriz’ dedi ve bizi evimize yolladı.

‘Mobese görüntülerinden bir şeyler çıkmadı mı?’ dedi Zeliha gerçeği öğrenebilmek için.

‘Hayır, kızım hiçbir şey çıkmadı’ deyince Hülya, iyice merak ederek:

‘Hala, bu kaza mobeselerin olmadığı bir yerde mi oldu ki hiçbir şey çıkmadı?’ dedi merak içerisinde.

‘Kızım, kaza mobeselerin olduğu yerde olmuştu, ama o Beyefendi dedikleri adam, görüntülerin çekildiği yerdeki adamların gözlerini öyle korkutmuş ki, polisler gittiğinde mobese görüntüleri çoktan silinmişti’

Zehra, araya girerek:

‘Anne, bu Beyefendi dediğin kişi kim? İki seferdir onun ismini söylüyorsun?’

‘Kızım, onun asıl ismini kimse bilmiyor. Bilinen tek şey onun bütün kirli işlerinde dayını kullandırttığı’ dedi dayısının ne halde olduğunu anlatmak için’ deyince Zeliha annesine:

‘Anne, peki dayım kendisinin kullandırıldığını bilmiyor mu?’ dedi merak içerisinde.

‘Biliyor ama para hırsı öyle gözlerini bürümüş ki. Bunları bildiği halde ses çıkarmıyor. Biliyor ki söz söylese o Beyefendi dedikleri adam elinden bütün her şeyi alacak. O yüzden de sesini çıkarmıyor’ dedi dayısının ne kadar paragöz olduğunu anlatabilmek için.

Hülya, halasının yanına gidip oturarak:

‘Hala, eşinizi kaybettikten sonra Süreyya Hanım’la hiç görüştünüz mü?’ deyince Emine Hanım:

‘Bir süre görüştüm. Ondan sonra Sinan’ın peşimizi bırakmamasından dolayı irtibatımız koptu. Ondan sonra da bir daha görüşemedim. Aslında onunla görüşmeyi çok isterim ama onun nerede ve nasıl olduğunu bile bilemiyorum’

Hülya, halasının bu sözü üzerine gülerek:

‘Hala, Süreyya Hanım konusunda sana tevafuk demiştim ya…’ deyince Emine Hanım,

‘Evet, demiştin. Yoksa onun nerede olduğunu biliyor musun?’ dedi Süreyya Hanım’dan haber alma umuduyla.

‘Evet, biliyorum. O şu an hastanede’

Emine Hanım, hastane lafını duyunca merak ederek:

‘Kızım, yoksa hasta mı?’

‘Yok hayır. Hasta değil, ama oğlu trafik kazası geçirdi. O yüzden hastanede bulunuyor’ dedi Hülya, halasını bilgilendirmek için.

Emine Hanım, duyduğu söz üzerine üzülerek:

‘Demek öyle kızım. Allah Teâlâ tez zamanda şifa versin’ dedikten sonra merak içerisinde ‘sen onu nereden tanıyorsun?’ diye bir soru sordu. Bu soru üzerine Hülya:

‘Âmin, halacım’ dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü;

– ‘Süreyya Hanım’ın oğlu benim sınıf arkadaşım. Onunla o şekilde tanıştım. Ayrıca benim tesettüre girmeme sebep olan da oydu. Aslında Süreyya Hanım’la tanışmam ve tesettüre girmeme sebep olan da Faruk’tu. Eğer Faruk kaza geçirmeseydi. Ne Süreyya Hanım’la tanışıp tesettüre girerdim ne de sizinle tanışabilirdim. O yüzden tevafuk diyorum’

Emine Hanım, yeğenini dinledikten sonra:

‘Beni onun yanına götürür müsün?’ dedi yıllar sonra Süreyya Hanım’ı görme umuduyla.

‘Elbette götürürüm. Yalnız bir iki gün dinlenelim. Başımıza öyle şeyler geçti ki, bu yüzden bayağı yorulduk’ dedi yorgun olduğunu göstermek için.

‘Peki, kızım siz nasıl isterseniz öyle olsun’ dedi Emine Hanım, umutsuzca.

Yazan – Murat Canpolat

HİKAYENİN BÜTÜN BÖLÜMLERİ 
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62

Exit mobile version