Alper Murat Kirpik Çocuk HikayeleriDüşündüren-Eğitici Hikayeler

HİKAYELER: MUHSİN ÇIKTI MUFFİN’DEN

HİKAYELER

MUHSİN ÇIKTI MUFFİN’DEN – 7. BÖLÜM

KIRIK SAKSI (SORUMLULUK ALMA)

Bahçede her sabah olduğu gibi kuş sesleri yankılanıyordu. Babaanne, çiçeklerle dolu renkli saksılarını dizmiş, onlara adeta birer aile ferdi gibi özenle bakmıştı. Pembe, mor, sarı, kırmızı… Bahçe, sanki rengârenk bir masala açılan kapı gibiydi.

O gün Defne, elinde küçük bir listeyle bahçeye çıktı. Listenin başında büyük bir kalp çizmişti. Altına da kocaman harflerle şunları yazmıştı:

“Bugün çiçekleri sulama görevi bende!”

Defne’nin içi içine sığmıyordu. Çiçekleri çok seviyordu. Onlarla konuşur, şarkılar söylerdi. Babaanne ona, “Senin sevginle çiçekler daha güzel açıyor,” demişti bir keresinde. Bu cümle Defne’nin kalbine kazınmış gibiydi.

Sulama kabını çeşmeden doldururken kendi kendine mırıldandı:

“Mavi çiçek, sarı çiçek… hepinize bugün ben bakacağım!”

Kerem bir köşede top sektiriyor, Mert oyuncak kamyonuna toprak dolduruyor, Zeynep çimenlere oturmuş taş boyuyordu. Ali ise çam ağacının altında kendi yaptığı kâğıt uçağıyla sessizce oynuyordu.

Defne sanki küçük bir bahçıvan gibiydi. Her çiçeğe tek tek yaklaşır, “Merhaba güzelim!” diyerek su verirdi. Bir çiçeğe su dökerken diğerine tatlı bir şarkı söylerdi:

“Güneş açsın, çiçekler gülümsesin,

Defne bugün hepsini sulasın…”

Babaanne mutfak penceresinden onu izliyordu. Gülümseyip kendi kendine mırıldandı:

“Ah bu çocuğun gönlü ne kadar ince…”

Sıra pembe seramik saksıya geldiğinde Defne daha da dikkatli oldu. Çünkü o saksı babaannenin en sevdiği saksıydı. Üzerinde minik beyaz kelebek desenleri vardı ve içindeki çiçek, neredeyse her bahar daha fazla açardı.

Defne saksıya iyice eğildi.

“Sen çok özelsin,” dedi fısıldayarak.

“Bugün seni ekstra güzel sulayacağım!”

Sulama kabını hafifçe eğdi, çiçeğin toprağı suyla buluştu. Her şey yolundaydı.

Fakat geri dönerken olan oldu.

Defne’nin ayağı yerdeki küçük bir taşa takıldı. Ağırlığını toparlayamadan öne doğru sendeledi.

Elindeki büyük pembe seramik saksı…

ÇAT!

Ses bahçede yankılandı. Defne bir anda yere çömeldi, kalbi hızla atıyordu.

Saksı birkaç büyük parçaya ayrılmıştı. İçindeki toprak ve çiçek etrafa dağılmıştı.

Defne’nin yüzü bir anda soldu.

“Of… of… of…” diye fısıldadı.

“Keşke kimse görmese…”

Çiçeğin haline bakıp içi acıdı ama korkusu daha ağır basıyordu.

Etrafına hızlıca göz gezdirdi. Kimse onu fark etmemişti. Herkes kendi oyununa dalmıştı.

Defne hemen kırıkları toplamaya başladı. Ellerinin titrediğini hissediyordu.

“Ne yapacağım ben şimdi… Babaanne bunu çok seviyordu.”

Kırıkları çalıların arasına sakladı. Toprağı elleriyle toparlayıp bir kenara itti. Kalbi sıkışıyor, yüzü kıpkırmızı oluyordu.

Bir süre bahçede sessizce dolaştı. Kuzenleri neşeyle oynarken o içine kapanmıştı. Sanki çiçek gibi boynu bükülmüştü. Kimseye bakmak istemedi.

Aradan birkaç dakika geçti.

Babaanne elinde küçük bir örtüyle bahçeye çıktı.

“Benim kuzucuklarım nerede, güzel bahçem bugün nasıl?”

Sonra bir anda durdu.

Gözleri eskiden pembe seramik saksının durduğu yere takıldı.

Orası… boştu.

Babaanne kaşlarını hafifçe kaldırdı.

“Çocuklar,” dedi sakin bir sesle, “Benim pembe saksım nereye gitti?”

Herkes şaşkınlıkla birbirine baktı.

Kerem hemen konuştu:

“Ben görmedim!”

Mert işaret parmağını Kerem’e doğrulttu:

“Sen sabah buradaydın, kesin sen dokundun!”

“Ben mi? Ne alakası var!” diye karşılık verdi Kerem.

Zeynep araya girdi:

“Belki Mert kırdı! Kamyonuyla yanından geçti!”

Mert sinirlendi:

“Sanki sen hiç dokunmadın! Hep çiçeklere yakındın!”

Ali ise şaşkınca başını kaşıdı:

“Ben uçağımla oynuyordum… kim olduğunu bilmiyorum.”

Bir anda bahçeye gerginlik çöktü. Sesler yükselmeye başladı.

Defne ise sessizce geri çekildi. Çalılıkların dibindeki gölgeye oturdu. Minicik elleriyle eteğini buruşturuyor, gözlerini kaçırıyordu.

İçinden,

“Keşke bir şey söylemesem… keşke unutulsun…” diye geçirdi.

Ama suçlamalar çoğaldıkça Defne’nin içi daha da sıkışıyordu.

Babaanne çocuklara baktı.

“Kimse bir şey bilmiyor mu?” dedi yumuşak ama kararlı bir sesle.

Herkes bir şeyler söylüyordu, ama doğrulukları havada asılı gibiydi. Gerilim büyüyordu.

Ve Defne ne konuşabiliyor, ne de oradan uzaklaşabiliyordu.

Tam o anda Zeynep’in çantasında duran muffin gözüne çarptı. O, Muhsin Amca’nın gelmesine kapı açan o sihirli kekti.

Zeynep bir ısırık aldı. Bir rüzgâr esti. Hafif bir ışık bahçeyi doldurdu.

Sonra…

Püüüf!

Muhsin Amca belirdi.

Her zamanki gibi bıyıkları hafif yağlı, yüzünde tatlı bir tebessüm, gözlerinde anlayış dolu bir ışık vardı.

“Evlatlarııım,” dedi, “Bahçede bir hüzün, bir karışıklık seziyorum. Ne oldu böyle?”

Kerem hemen atıldı:

“Babaanne saksısını bulamıyor!”

Mert devam etti:

“Kırılmış olabilir… ama kim yaptı bilmiyoruz.”

Zeynep, Defne’ye bakarak:

“Herkes birbirini suçluyor…”

Ali iç çekti:

“Oyun da bozuldu, neşemiz de.”

Muhsin Amca, sanki her şeyi anlamış gibi yavaş adımlarla Defne’ye doğru yöneldi. O hiçbir şey söylemeden Defne’nin gözleri doldu. Muhsin Amca çömeldi, Defne’nin yanına oturdu.

Yumuşak bir sesle sordu:

“Evladım… söylemek istediğin bir şey var mı?”

Defne’nin dudakları titredi. Gözlerinden yaşlar süzüldü.

“Ben… ben yaptım…” dedi kısık bir sesle.

“Sularken ayağım taşa takıldı… saksı düştü… kırıldı… çok korktum…”

Babaanne hemen yanlarına geldi.

“Ah Defne’m,” dedi şaşkınlıkla, ama kızgınlık değil şefkat vardı sesinde,

“Keşke söyleseydin.”

Defne hıçkırdı:

“Korktum… kızarsın sandım… o yüzden sakladım…”

Muhsin Amca Defne’nin başını okşadı.

Sesi rüzgâr kadar yumuşacıktı:

“Sorumluluk, büyümenin anahtarıdır evlatlarım.

Hata gizleyince büyür, üstlenince küçülür.”

Çocuklar dikkatle dinliyordu.

Muhsin Amca devam etti:

“Her insan hata yapar. Bir saksı kırılabilir, bir eşya düşebilir. Ama hatayı saklamak kalbi kırar. Çünkü insan içten içe vicdanın sesini duyar.”

Defne burun çekerek sordu:

“Peki şimdi ne yapacağım?”

Babaanne gülümsedi.

“Birlikte toplarız. Kırıklar yapıştırılır, çiçek yeniden dikilir. Hem belki daha bile güzel olur.”

Kerem hemen elini kaldırdı.

“Ben yardım ederim!”

Mert, “Ben toprağı taşırım,” dedi.

Zeynep, “Ben çiçeği düzeltirim,” diye koştu.

Ali, “Ben yeni bir saksı boyarım!” dedi.

Bir anda bahçe yeniden neşeyle doldu. Çocuklar birbirine yardım ederek kırıkları topladı. Çiçeği yeniden diktiklerinde sanki daha da güzel olmuştu.

Defne içinden bir yükün kalktığını hissetti. Gözleri parladı.

“İyi ki söyledim…” dedi fısıltıyla.

Muhsin Amca da gülümsedi.

“Işte gerçek cesaret budur, evladım.”

Sonra yumuşak bir ışık eşliğinde kayboldu.

Bahçede yepyeni bir saksı, çiçeğiyle birlikte yeniden hayat bulmuştu.

Ve Defne, büyümenin ne demek olduğunu bir kez daha anlamıştı.

Alper Murat Kirpik 

Alper Murat Kirpik
(d. 1994, HatayTürkiye), Türk yazar, içerik üreticisi, AI Prodüktör.Alper Murat Kirpik, 1994 yılında Hatay’ın Antakya ilçesinde doğdu. Baba tarafından aslen Kahramanmaraş’dır. Eğitim hayatını Kilis 7 Aralık Üniversitesi ve Muş Alparslan Üniversitesi’nde Okul Öncesi Öğretmenliği lisans programlarını tamamlayarak sürdürdü. Mezuniyetinin ardından öğretmenlik yapmış aynı zamanda çeşitli medya ve yaratıcı projelerde yer almıştır. Vine, Instagram, Youtube gibi bir çok uygulamada mizah içerikleri üretti.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu