Skip to main content

Hikaye Oku; Ben Bir Ceviz Ağacıyım

Hikaye Oku; Ben Bir Ceviz Ağacıyım

Hikaye Oku; Burası Beyoğlu’nda küçük bir çiçekçi dükkânı… Burası yıllardır Ayşe Teyze’nin… Ayşe Teyze kısa boylu tombul bir teyze. Her gün bizlere su verir bizi severdi. Sebebini bilmem ama beni ayrı bir sever. Yanıma gelir sen büyük bir ağaç olacaksın der…

Günler geçiyor… Ayşe teyze her günkü rutin işlerini yapıyor. Ama her gün aramızdan birileri gidiyor. Ve ben çok korkuyorum satılmaktan. Çünkü bir yıla yakındır Ayşe Teyze ile birlikte yaşıyorum.

Ben bunları düşünürken bir gün dükkâna yaşlı bir amca geldi. Kısa boylu saçları dökülmüş ama arkada beş on tel kalmış bir amca. Kahverengiye çalan bir pantolon aynı renkte kruvaze bir ceket. Ceketin sağ tarafında yadigâra benzeyen köstebekli bir saatin demiri. Asası bir Osmanlı hatırasına benziyordu. Şöyle iki üç dakika Ayşe Teyze ile muhabbet ettikten sonra yanıma doğru yaklaştı.

Korkum var iken iki kat daha artmaya başladı. Satılmak istemiyordum. Yıllardır aşina oldum buraya Ayşe Teyze’ye veda etmek istemiyordum. Ayşe Teyze beni eline alıp “bakın bu ağaç fidesi çok güzel” dedi. Meğer artık Ayşe Teyze beni satmak istiyormuş.

Adam hafif bir tebessüm ile “ben dünyaya büyük bir şey bırakmak istiyorum” dedi. Ayşe Teyze bana dönerek ellerini yapraklarıma değdirdi ve “bu çok büyük bir ağaç olacak amcası” dedi. Adam cebinden iki akçe çıkarıp Ayşe Teyze’nin eline bıraktıktan sonra beni, Ayşe Teyze’nin elinden alıp ağır adımlarla dışarıya çıktı. Çok korkuyordum bu korkum beni soldurabilir hatta verimsizleştirebilirdi.

Birkaç saatlik yürümeden sonra ağaçlarla dolu olan bir eve geldik. Kendimden büyük olan ağaçlara ulaşmak benim en büyük hayalimdi. Yaşlı amca bahçesindeki koltuğa oturup beni yere koydu ve bana “sen büyük bir ağaç olacaksın” dedi. Yaşlı amca yerinden kalkarak büyük bir kova getirdi yanıma, bahçesindeki toprak yığınından kürekle doldurmaya başladı. Beni küçük kabımdan çıkarıp toprak doldurduğu kaba yerleştirdi…

Günler böyle geçti ve geçmeye devam ediyordu. Yeni toprağımla yanımda getirdiğim toprak hemen kaynaşmış hiç zorluk çekmemiştim. Yaşlı amca her gün beni suluyor ve beni “sen büyük bir ağaç olacaksın” diye seviyordu. Gerçekten olabilecek miydim? Ben de büyüklerim gibi dallanıp yeşerecek miydim?..

Benim de meyvelerim olacak mıydı? Hep bunları düşünüyordum… Yaşlı amca ile aylar geçmeye başladı hafiften boy atmıştım sanki çünkü yaşlı amca beni sularken ve severken artık eğilmiyordu…

Bir gün yaşlı amca beni bir arabaya koyup bahçeden dışarı bir yere götürmeye başladı.

Saatler geçtikten sonra bir parka gelmiştik. Yaşlı amca bir banka oturup beni tekrar sevmeye başladı. Tıpkı Ayşe Teyze’nin kucağında olduğu gibi korkmaya başladım. Yaşlı amcaya o kadar alışmıştım ki beni bıraksın istemiyordum. Sonra bir adam geldi ve yanı başımda toprağı kürekle kazmaya başladı. Bana göre büyük bir çukur açtıktan sonra yaşlı amca beni o çukura koydu ve toprak örttü üstüme. Toprak o kadar kirliydi ki üzerinden insan geçtiği çok belli oluyordu. Yaşlı amca beni parka bırakıp gitmişti. Çok korkuyordum insanlar sürekli yanıma gelip yapraklarıma dokunuyordu. Bu durumdan biraz tedirgin biraz da mutluydum. Sabah olurken tan ağarmaya yakın yaşlı amca yanıma geldi biraz su verdi bana. Yanıma oturdu ve “sen büyük bir ağaç olacaksın, sen büyük bir ağaç olacaksın” diye yapraklarımı okşuyordu…

Akşam gün batımına doğru yanımdan kalktı ve yavaş adımlarla uzaklaştı. Günlerce parkta duruyordum sanırım bundan sonra da parkta duracaktım.

Bir gün parkta sabah ezanına yakın insanlar toplanmaya başladı. Biraz zaman geçtikten sonra elinde bir ferman ile bir adam taşların üstüne çıkarak bir şeyler okudu. Anlamadım dediklerini ama bir taraf sevindi bir taraf üzüldü. O akşam fotosentez yapamadım. Sabaha doğru yaşlı amca yanıma gelmedi. Biraz korktum, acaba bir şey mi oldu da gelmedi? Hâlbuki benim ona bir sürprizim vardı. Bunca emeğin, gayretin bir meyvesini yiyecekti.

Evet hayatımın ilk meyvelerini vermeye başladım ama yaşlı amca gelmedi. Günler haftalar aylar geçti. Yaşlı amca ne yanıma geliyordu ne de beni görmeye. İnsanlar bakıyordu artık bana suyumu onlar veriyordu. Ve kocaman olmuştum artık. İnsanlar yanımda değil gölgemde oturmaya başlamıştı. Üstümden düşenler beni üzüyor onları mutlu ediyordu. Bir gün yanıma bir teyze geldi. İki bastonu ile bana uzun uzun baktı “sen ne büyük bir ağaçsın öyle” dedi. Mutluluktan dallarım hafiften esmeye başladı. Yaşlı teyze gövdeme sarılarak “sen kimsin be koca ağaç?” dedi. Ben mi kimim? Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda…

Furkan Dilekçi

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 0 Ortalaması: 0]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir