Skip to main content

 “Kese”  Hikayesi

 “Kese”  Hikayesi Sıcak, kalabalık, gürültü, bir de iskeleden eve kadar yürüyünce bayağı yorulmuşum. Elimdeki paketleri bırakıp kendimi balkona attım, hasır koltuğa oturdum, “Oh! Dünya varmış! Biraz nefes alayım, kendime geleyim.” Gerçekten yorulmuşum, nerdeyse içim geçmek üzereydi ki küçük oğlum bir elinde yeni keten cekedi, öbür elinde dikiş kutusu ve okuma gözlüğümle çıkageldi. “Anne  şunu tamir eder […]

Devamını Oku

Güzel Bir Hikaye Daha; “Kuş”

Güzel Bir Hikaye Daha; “Kuş” “Kent bu erken saatte ne kadar farklı” diye düşündü. “Sanki burası, hergün geçtiğim yol değil, bambaşka, hiç tanımadığım bir yer. Şu ev ne hoş, daha önce hiç dikkat etmemişim. Ya şu bahçedeki güller, ne zaman açmışlar böyle coşkulu.” Ankara’nın göbeğinde değil de, ilk kez gittiği küçük bir sahil kasabasında dolaşıyormuş […]

Devamını Oku

Cesaretiniz Kırılmasın

Cesaretiniz Kırılmasın Günlerden bir gün kurbağaların yarışı varmış. Hedef çok yüksek bir kulenin tepesine çıkmakmış, Bir sürü kurbağa da arkadaşlarını seyretmek için toplanmışlar Ve yarış başlamış. Gerçekte seyirciler arasında hiçbiri yarışmacıların kulenin tepesine çıkabileceğine inanmıyormuş. Sadece şu sesler duyulabiliyormuş: Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar? 

Devamını Oku

Sevincin Kendisi

Sevincin Kendisi Bir zamanlar, bilgeliğiyle meşhur olan ve bildiklerini öğrencilerine de aktaran bir öğretmen vardı. Bu alim, aynı zamanda bir tacirdi ve adamları vasıtasıyla uzak diyarlara ticaret yapardı. Bir gün talebelerine ders verirken, bir adam yanına gelip kötü bir haber verdi: “Haber aldık ki, senin mallarını taşıyan gemi batmış! Hiçbir  mal kurtulamamış.” Bilge bir an dersi kesti. Etrafındaki talebeler […]

Devamını Oku

Zaman Kimi Zaman

Zaman Kimi Zaman Kendi kendime, ‘zaman hep geleceğe mi akar?’ diye sorup durduğum günlerde, iki yanı birahanelerle dolu bir sokakta birdenbire burnumuzun dibinde biten kıpkızıl gözlere, titrek adımlara, ya da alkolün bozup dağıttığı bulanık omuzlara çarpmamak için zikzaklar çize çize yürüyorduk. Nurhan anlattıkça hatırlıyorum şimdi; yerler ıslaktı o gün, havada insanları birbirine yaklaştıran, bira kokulu, incecik bir serinlik […]

Devamını Oku

Fedakârlığın Ödülü

Fedakârlığın Ödülü Ayla dul kaldığında, şimdilerde birçok kadının yeni evleneceği yaşlardaydı. Elif ve Mustafa adında iki çocuğu vardı. Muzaffer Bey’in ölümü ani olmuştu; çamaşırlar kururken, çocuklar suçiçeği çıkarırken, pirinçlerin taşları ayıklanırken, dolmalık biberler doldurulurken, akşam için pişirilen yemeğin altı kısılırken ya da balkondaki tozlar süpürülürken. Camgüzeli saksısına su verilirken ve daha yapılacak bir sürü iş […]

Devamını Oku

Tel Dolapta Lazanya

Tel Dolapta Lazanya Evime gelinmesinden hoşlandığım kadar birilerinin evine ziyarete gitmeyi de çok severim. Herhangi bir sebeple gittiğim bir evde, karmaşık duygular yaşadım geçenlerde. Çok tatlı bir teyzenin evindeydim. Nur yüzlü, nezih, tertemiz, güngörmüş, saygıdeğer olduğu her hâlinden belli tonton bir teyzeydi ev sahibesi. Tonton dedimse sevimli olduğunu belirtmek istedim sadece. Evinde bulunan eşyaların hepsinin […]

Devamını Oku