ARAMA BAŞLIYOR
Mert saymayı bitirince gözlerini açtı. Gözlerinde o tanıdık yarış heyecanı parlıyordu.
“Hazııır mısınııız? Geliyorum!”
Çimenlerin üzerinde dolaşırken hafif bir dedektif edası takınmıştı.
“Buradan bir hışırtı geldi sanki…” diye fısıldadı.
Ali, saklandığı ağacın arkasından kıkırdadı.
“Şuraya bakmıyor bile!” diye fısıldayarak Defne’ye jest yaptı; tabii Defne onu duyamazdı ama fısıldamak oyunun ruhuydu.
Mert salıncağın arkasına doğru ilerlediğinde yerde bir şey gördü.
Parıl parıl pembe bir ayakkabı.
Durdu. Eğildi.
“Haa… Biri düşürmüş galiba.”
Aceleyle onu eline aldı. Tam o sırada başka bir yöne dönmesi gerektiğini hissedip ayakkabıyı elindeki küçük plastik kovaya bıraktı. Üstüne de bahçedeki renkli oyuncak kürekleri koydu.
Kovayı bırakıp yürümeye devam etti.
Bir daha da aklına gelmedi.
Oyun bittiğinde herkes çıkıp neşeyle bağırıyordu.
“Bulamadın beni!”
“Ben kazandım!”
“Çok eğlendiiiim!”
Ama Zeynep bir anda ayağına baktı.
Gözleri büyüdü.
“Ayakkabım?! Bir tanesi yok!” diye çığlığı attı.





