MUHSİN ÇIKTI MUFFİN’DEN 16. BÖLÜM
KIRILAN DRONE (Emanete Sahip Çıkma)
O sabah güneş, bahçeye yumuşak ışıklarını serpiştiriyordu. Kuzenler bahçede koştururken Kerem büyük bir heyecanla elinde parlak, yeni drone’unu taşıyordu. Drone, metalik gri gövdesi ve küçük pervaneleriyle adeta bir uzay gemisini andırıyordu. Kerem durup kuzenlerine dönerek gururla seslendi:“Bakın! Uçurabileceğimiz en havalı şey bu!”Ali, Zeynep ve Defne bir anda Kerem’in etrafında toplandılar. Gözlerinde merak ve heyecan parlıyordu. Küçük elleriyle drone’u incelemeye, düğmelere dokunmaya başladılar. Kerem hafifçe kaşlarını çatarak:
“Sadece sırayla oynayacağız, söz verin dikkatli olacağınıza!”
Herkes büyük bir ciddiyetle başını salladı. “Tamam!” dediler. Ama çocukların içindeki heyecan ve acelecilik sözlere tam olarak yansımamıştı. Her biri bir an önce drone’u kendi elinde görmek istiyordu.
Kerem drone’u yere koydu ve kontrol kumandasını eline aldı. “İlk sıra bende, sonra Ali, sonra Zeynep ve Defne. Söz verin!” dedi.
Ali gözlerini kocaman açtı: “Tamam, söz veriyoruz.”
Zeynep: “Evet, dikkatli olacağız!”
Defne: “Ben de sabredeceğim, söz!”
Kerem derin bir nefes aldı ve drone’u gökyüzüne kaldırdı. Küçük pervaneler hızla dönmeye başladı ve drone hafifçe havalandı. Çocuklar gözlerini gökyüzünden ayıramıyor, heyecanla drone’un hareketlerini izliyorlardı.
Sıra Ali’ye geldiğinde Kerem kumandayı ona uzattı. Ali ilk başta nazikçe drone’u kaldırdı, ama aceleciliği ve heyecanı yüzünden drone bir anda hızlı bir şekilde ileri doğru hareket etti. Zeynep ve Defne heyecanla ellerini açıp drone’u yakalamaya çalıştı, ama drone kontrolsüz bir şekilde uçmaya devam etti.
Tam o sırada drone, bahçedeki büyük meşe ağacının dallarına takıldı. Pervaneler bir süre sallandı, sonra durdu. Çocuklar birbirine bakakaldı.
Kerem üzgün bir şekilde yere oturdu: “Bu benim özel şeyimdi… Böyle olmasını istemezdim!”Ali gözlerini kaçırdı, Zeynep dudaklarını ısırdı, Defne ise ellerini ovuşturdu. Hep
birlikte drone’u kurtarmanın yollarını düşünüyorlardı, ama kimse hatasını kabul etmeye cesaret edemiyordu. Sessizlik bahçeyi sarmıştı.
Kerem, drone’u ağacın üzerinden almak için bir adım attığında Ali içinden mırıldandı: “Keşke biraz daha dikkatli olsaydım…”
Zeynep ise gözlerini kapattı: “Ben de biraz daha sabırlı olsaydım…”
Defne derin bir nefes aldı: “Belki de acele etmemeliydik…”
Her biri hatasının farkındaydı ama kimse sözle dile getiremiyordu. Bahçe, sessizlik ve hafif bir suçluluk hissiyle dolmuştu. Küçük bir hata, herkesin yüreğinde ağır bir yük yaratmıştı.
Tam o sırada mutfaktan gelen sıcak bir koku ve hafif bir ışık dikkatlerini çekti. Babaanne seslendi:
“Evlatlarım! Muffinler hazır! Hem dinlenin hem de konuşun.”
Çocuklar birbirine baktı. Bir an tereddüt ettiler, sonra yavaşça mutfağa doğru yürüdüler.
Masadaki muffinler taze ve sıcak, üzerinde hafifçe buhar yükseliyordu. Küçük ellerini uzattılar ve birer ısırık aldılar.
Pıııt! Muffinlerden birinin içinden Muhsin Amca parlayan gözleri ve bıyıklarıyla ortaya çıktı. Hafifçe başını sallayarak drone’a baktı:
“Emanet, sahibine kavuşmayı bekleyen bir duadır evlatlarım. Koruyun, sahip çıkın; çünkü değerli olan, güvenle emanet edilen şeydir.”
Çocuklar Muhsin Amca’nın sözlerini dikkatle dinlediler. Her biri kendi davranışını düşündü. Kerem derin bir nefes aldı: “Herkes sırayla oynayacak… Ben sadece drone’u ilk denedim, ama dikkat etmedim.”
Ali utangaç bir şekilde: “Ben biraz acele ettim… ama söylemeye çekindim.”
Zeynep: “Ben de aceleyle müdahale ettim…”
Defne başını salladı: “Ben sabırlı olsaydım belki drone düşmezdi…”
Muhsin Amca hafifçe gülümsedi ve çocukların omuzlarına dokundu. “İşte evlatlarım, hatayı kabul etmek, bir emaneti korumanın ilk adımıdır. Aceleci davranmak, değerli şeyleri tehlikeye atar. Ama hatayı fark edip sorumluluk almak, güveni ve sevgiyi artırır.”
Kerem, Ali, Zeynep ve Defne drone’u dikkatlice almak için bir plan yaptılar. Kerem ağacın altına yumuşak bir minder yerleştirdi, Ali drone’u yavaşça salladı, Zeynep dalları hafifçe tutarken, Defne drone’u dikkatle indirdi. Sonunda drone güvenle yere indi. Hep birlikte nefes aldılar, yüzlerinde hafif bir gülümseme vardı.
Muhsin Amca bir kez daha konuştu: “Emanete sahip çıkmak, sadece eşyaya değil, birbirinize olan güvene de sahip çıkmaktır. Drone gibi değerli şeyler, sorumluluk ve dikkatle korunmalıdır. Hatayı kabul etmek, cesaretin göstergesidir evlatlarım.”
Çocuklar sırayla drone’u denemeye başladılar. Bu kez herkes sakin ve dikkatliydi. Ali drone’u yavaşça kaldırdı, Zeynep ve Defne gözlemledi, Kerem ise kumanda ile yardıma hazır bekledi. Drone güvenle uçuyor, küçük pervaneleri hafifçe dönüyordu. Herkes sıra ile oynadı ve kimse acele etmedi.
Gün batarken drone’u birlikte indirip bahçede küçük bir yarış başlattılar. Bu sefer drone sadece eğlencenin bir aracıydı; acele ve kargaşa yoktu. Çocuklar hem eğleniyor, hem de sorumluluk almayı öğreniyordu.
Muhsin Amca, muffinlerin yanına geri dönerken hafif bir ışık halesi bıraktı: “Emanete sahip çıkmak, güvenin en güzel örneğidir. Hatayı kabul etmek ve sorumluluk almak, hem kalbi hem de arkadaşlığı güçlendirir.”
O gün çocuklar drone’u sadece uçurmayı değil, değerli şeylere sahip çıkmayı ve acele etmeden, sabırla hareket etmeyi öğrendiler. Bahçede hem oyun oynadılar hem de birbirlerine güvenmeyi, emanete sahip çıkmayı deneyimlediler.
Akşam güneşinin son ışıkları bahçeye düşerken, çocuklar birbirine bakıp gülümsediler. Bugün küçük bir drone sayesinde büyük bir ders öğrenmişlerdi: Emanete sahip çıkmak, güvenin ve sorumluluğun simgesidir. Aceleci davranmak, değerli şeyleri tehlikeye atar, ama dikkat ve sorumluluk ile her şey korunabilir.