Macera HikayeleriMurat Canpolat

Güzel Bir Macera Hikayesi; “Gizemli Yolculuk” XIV. Bölüm

Güzel Bir Macera Hikayesi; “Gizemli Yolculuk” XIV. Bölüm

Hikaye Oku: Hasan, önde karabulut arkada birbirlerini uzun bir müddet takip ettiler. Bu takibin sonunda Hasan,  koşarken önündeki çukuru göremeyerek içine düştü. Çukurun içine düşünce başını bir taşa vurarak olduğu yerde bayıldı kaldı. Ancak kendine akşam karanlığı çöktüğünde gelebildi. İçine düştüğü çukur o kadar derindi ki ne kadar çabaladıysa da kendi başına çıkamadı. Kendi başına çıkamayacağını anlayınca da, ‘belki sesimi bir duyan olup beni buradan kurtarır’ diyerek var gücüyle bağırdı, bağırdı, bağırdı, fakat sesini duyan olmadı. Tam ümidini kesip ‘galiba buradan çıkamayacağım’ dediği sırada çukurun yukarısında bir ses duydu ve ardından aşağı doğru ipin sarkıtıldığını gördü. İpin sarkıtıldığını görünce kendi kendine ‘az önce ben, buradan kurtulamayacağım diye ümidimi mi kaybetmiştim’, dedi ve ardından söyle söyledi ‘demek ki ne olursa olsun insan ümidini kaybetmemeli’ dedi ve ipe tutunarak yukarıya doğru tırmanmaya başladı. Çukurdan çıkınca ipi aşağıya doğru sarkıtıp kurtaran kişinin Galip Kaptan olduğunu gördü. Hem onu karşısında görünce hem de çukuru düştüğü zaman başını taşa çarptığından dolayı başı dönüyor, gözleri kararıyordu. O şaşkınlık içerisinde ne yapacağını şaşırıp yerinde dans etmeye başladı. Galip Kaptan, Hasan’ı o şekilde görünce:

–   Ne yapıyorsun öyle, kendine gel, dedi ve bir tokat attı. Tokatı yiyince kendisine geldi ve Galip Kaptan’a sarılarak:

–   Sana çok teşekkür ederim, sen olmasaydım belki de düştüğüm o çukurdan kurtulamazdım, dedi ve ağlamaya başladı. Galip Kaptan, Hasan’ın arkasını sıvazlayarak kendine gelmesini sağladı ve daha sonra:

–   Hasan, eğer istersen gemime gelebilirsin, dedikten sonra, Hasan’ın koluna girerek beraber yürümeye başlayıp gemiye kadar geldiler. Orada gemiye çıktılar ve ardından gemi yola çıktı. Denizde bir müddet daha yol aldıktan sonra o kara karabulut yine ortaya çıkarak geminin ortasında Hasan’ı kovalamaya başladı. Hasan, önde karabulut arkada geminin etrafında dört dolandılar. Kovalamaca öylece sürerken Hasan baktı ki yakalanacağım, Galip Kaptan’a bile veda etmeden denize atladı ve yüzmeye başladı. Denizde yüzerken deniz birden bire kabarmaya başladı ve Hasan’ı sağa sola doğru savurmaya başladı. Tam denizin ortasında boğulacakken nereden geldiğini göremediği bir ayna ortaya çıktı ve kendisini kucakladığı gibi havalara kaldırdı. Hasan, aynanın üstünde öylece uçarak giderken kendi kendine ‘hayret, başıma her zaman bela olan ayna, bu sefer hayatımı kurtardı’ demekten kendini alamadı. Öylece düşünceler halinde yol alırken ayna aniden olduğu yerde duruverdi ve ortadan kayboldu. Ayna kaybolunca da Hasan, hızla aşağıya doğru düşmeye başladı. Aşağıya doğru düşerken alttan hafif bir rüzgâr çıktı ve rüzgârın içinden kendisini her zaman kurtaran el yine ortaya çıktı ve arkasından tutarak havaya kaldırdı. Havada, kendisini tutan el bir müddet daha götürdükten sonra yavaşlayarak aşağıya doğru indi ve onu yeşil bir ovanın ortasına bırakarak ortadan kayboldu.

Hasan, yeşil ovanın ortasında tek başına kalınca şaşkın şaşkın etrafa bakıp yürümeye başladı. Şaşkın bir şekilde etrafına bakınırken kendisini her seferinde ikaz eden beyaz kuş yine ortaya çıkıp kafasına konarak:

– Şaşkın şaşkın etrafa bakacağına arkana dön de, arkandan ne geldiğine bak, dedi ve geldiği gibi uçarak ortadan kayboldu. Hasan, beyaz kuşun ikazı üzerine arkasına dönünce geriden kendisine doğru beyaz bir şeyin yaklaştığını gördü. Dikkatli şekilde bakınca onun doğu tarafında olduğu zaman gördüğü atın ta kendisi olduğunu anladı. At iyice yaklaşınca başından tutarak sevmeye başladı. Atı severken, at yine kanatlanarak dile geldi:

– Ey insanoğlu! Eğer yolunu bulmak istiyorsan üstüme bin, yelelerime sıkı tutun, gideceğin yere götüreyim. Yalnız dikkat et, üstümdeyken yelelerimi sakın bırakma.

Hasan, atla doğu kapısında ilk karşılaştığı zaman onun dile gelerek konuşmasını şaşkınlık içerisinde dinlemiş ve kendi kendine: ‘Bu at, nasıl kendi kendine koştu ve kanatlandı’ diye düşünmüş, ondan sonra atın üzerine binmişti. Batı kapısında karşılaşıp, atın dile gelmesi karşısında ise bu sefer şaşkınlığını üzerinden atarak atın üzerine bindi. At kanatlarını açarak havalandı ve birlikte uçmaya başladılar. Batı tarafında atın üzerinde uçarken, doğu tarafında olduğu gibi atın üzerinden düşmemek için, atın yelelerinden sıkı sıkı tutunmaya çalıştı. Atın yelelerinden sıkı bir şekilde tutunup beraber uçarlarken o sırada karabulut ortaya çıktı ve rüzgâr meydana getirerek uçmalarını engellemeye başladı.  Her ikisi de kuvvetli esen rüzgâra karşı direnerek uçmalarına rağmen, bir müddet sonra kuvvetli rüzgâra karşı dayanamayarak aşağılara düşmeye başladılar. At, aşağılara doğru düşerken bir yandan dengesini düzeltmeye çalışıyor, bir yandan da Hasan’a: ‘Yelelerimi sıkı tut, eğer geçen seferki gibi dikkatli olmazsan, aşağılara düşebilirsin’ diyordu. At, bir müddet sonra kendini toparlanıp tekrardan havalandı ve üç yol ayrımına kadar beraber uçtular. Üç yol ayrımına gelince aşağıya indiler. At, yere inince Hasan’ı sırtından indirdi ve onunla vedalaşarak geldiği gibi hızla yükselerek uçup gitti.

Murat CANPOLAT

Hikayenin I. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin II. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin III. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin IV. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin V. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin VI. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin VII. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin VIII. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin IX. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin X. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin XI. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin XII. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin XIII. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin XIV. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin XV. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin XVI. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin XVII. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin XVIII. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin XIX. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin XX. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin XXI. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin XXII. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin XXIII. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin XXIV. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin XXV. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin XXVI. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin XXVII. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin XXVIII. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin XXIX Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin XXX Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin XXXI Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin XXXII Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin XXXIII Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

 

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 2 Ortalaması: 5]

Etiketler

Gülten AJDER

Kitap okumayı seven insanlar daha zeki ve daha başarılı olurlar. Bende bu yüzden kitap okumayı sevdirmek istedim bu site ile. Gizli kalmış bütün bilgilerin kitaplarda saklı olduğuna inandığımdan, kültür seviyemizi yükseltmek, bilgi hazinemizi daha da zenginleştirmek, gizli yeteneklerin ortaya çıkmasına destek olabilmek için, okusun yazsın benim ülkemin insanları diye bir işin ucundan tutmak isteyen birisiyim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı