Aşk HikayeleriDini HikayelerMurat Canpolat

Aşk Hikayesi; “Salih İle Büşra” 14. Bölüm

Aşk Hikayesi

Aşk Hikayesi; “Salih İle Büşra” 14. Bölüm

Selma Hanım, hizmetçiden ses çıkmayınca ona:

‘İşinden olduğunda annene ve çocuğuna nasıl bakacaksın ha! Susma, söyle bana o anacığına ve çocuğuna nasıl bakacaksın’ dedi, onu en zayıf yerinden yakalayıp yalancı şahitliğe teşvik etmek için.

Hizmetçi, Selma Hanım’ın son sözlerinden sonra onun ayaklarına kapanıp:

‘Hanımım, sizin her dediğinizi yapacağım. Yeter ki beni işten kovmayın’ dedi ağlayarak.

Hizmetçinin ayaklarına kapanması onu iyice kibre ve gurura sürüklemişti. Öyle gururlanmıştı ki herkese istediğini yaptırabilirim düşüncesi hâkim olmuştu.

Selma Hanım, onun sözlerinden sonra kibirli bir şekilde hizmetçiye baktıktan sonra:

‘Adı batasıca besleme hâkim karşısına çıktığında şahitlik yapacaksın. Hâkime diyeceksin ki, ‘olay olduğu zaman ben oradaydım ve her şeyi gördüm. Büşra, Tarık Bey’i arkasından itip yere düşürdü. O düşünce de kahkaha atıp oradan uzaklaşmaya çalıştı. O uzaklaşmaya çalışınca kolundan tutup ne yapmaya çalışıyorsun dedim. O da bana sana ne sen işine bak. Hem bilerek ve isteyerek yaptım bunu’ diyeceksin. O hâkim karşısına çıktığında bunları demezsen işin nereye varacağını biliyorsun’ dedi gözdağı verircesine.

O hizmetçi, Büşra’ya en çok destek veren ve dert ortağı olan Selen’di.

Selen, hanımı olan Selma Hanım’ın sözlerinden sonra sanki kaynar sular başından aşağıya dökülür gibi oldu. Demek hanımı en sevdiği arkadaşı hakkında yalancı şahitlikte bulunmasını istiyordu. Bu kötülüğü ona nasıl yapardı. O hem sırdaşı hem en yakın arkadaşıydı. Sıkıntılarını birbirlerine anlatarak atlatıyorlardı. Yalancı şahitlikte bulunmasa bu seferde işinden olacaktı. İşinden olursa annesine ve oğluna nasıl bakardı. Düşündü, düşündü ve yalancı şahitlikte bulunmaya karar verdi. Çünkü annesi ve oğlu onun için daha önemliydi.

Selen’in yüzü gülüyordu ama içi kan ağlıyordu. En yakın arkadaşını bile bile ateşe atacaktı, ama yapacak bir şeyi de yoktu. Çünkü ortada annesi ve oğlu vardı.

Selen, içi kan ağlaya ağlaya:

‘Hanımım, dediğinizi yapacağım ama bir şartla’ dedi gözünden bir damla yaş düşerek.

Selma Hanım, gülüyordu. Çünkü hizmetçi yola gelmişti. O şahitlikte bulunursa sonsuza dek Büşra’dan kurtulacaktı.

Hizmetçinin bir şartla demesi üzerine ona:

‘Neymiş o şartın hizmetçi parçası’ bunu derken bile sözlerinden kibir akıyordu.

‘Bana ne olursa olsun, anneme ve oğluma ömürleri boyunca bakacaksın’ dedi Selen sert bir ifadeyle.

‘Dediğin şeye bak. Tabi ki bakarım’ dedi Selma Hanım sinsi sinsi gülerek.

‘Dur, öyle kuru bir ifadeyle olmaz’ dedi Selen sinirli bir ifadeyle, ‘Annemin ve oğlumun bakımını ömürleri boyunca üstlenmeniz için karşılıklı olarak mukavele imzalayacağız. Daha sonra bu mukaveleyi noterde tasdikleteceğiz. Eğer bunları kabul etmezseniz, bende sizin istediğinizi yapmam’ dedi.

Selma Hanım, duydukları şeyler karşısında şaşırmıştı. Zira Selen’den böyle bir şey beklemiyordu. Ayrıca o sadece emretmeye alışmıştı, emir almaya değil. Bu da onu doğal olarak şaşırtmıştı.

O şaşırmasına şaşırmıştı ama Büşra’dan kurtulmanın da başka çaresi yoktu. Bu yüzden hizmetçiye ‘evet’ dedi.

Aralarında anlaştıktan sonra anlaşmayı kâğıda döküp karşılıklı olarak imzaladılar. Daha sonra Selen o imzalı kâğıdı götürüp noterde onaylattı. Böylece her ikisinin de istediği olmuştu

**********

Cezaevi aracından kalacağı hapishaneye elleri arkada kelepçeli bir şekilde getirildi. Kalacağı koğuşa gardiyanların nezaretinde gidiyordu.

Sonunda kalacağı koğuşun önüne gelmişti. Oraya girmeden evvel derin bir nefes alıp verdi. Daha sonra içten Allah Teâlâ’dan kendisine yardım etmesi için dua etti.

Gardiyanlar koğuşun kapısını açıp onu içeriye attıktan sonra ona ‘Allah kurtarsın’ deyip çıktılar.

Büşra, koğuşa gardiyanlar eşliğinde girince ilk önce etrafına bakındı. İçlerinden yaşlı bir mahkûm ve birkaç mahkûm hariç diğerleri ona dik dik bakıyordu.

Onların bakışları karşısında iki büklüm olmuş saf saf etrafına bakınıyordu.

O etrafına bakınırken içlerinden en genç olan mahkûmlardan biri yanına geldi. Onunla yaşları hemen hemen aynıydı. O kocası yüzünden mahpushaneye düşmüştü. Kocası onu para karşılığında başkalarına satmak istemiş o da bunu kabul etmeyince aralarında arbede çıkmış. Bu arbede sonunda bıçağı kaptığı gibi kocasının karnına saplamış, bu şekilde kocasını öldürmüştü.

O, Büşra’yla yakınlaşmaya çalışırken içlerinden orta yaşlardaki mahkûmlardan biri ‘heeyt’ diyerek ayağa kalktı. Maksadı yeni gelen mahkûmun gözünü korkutup ona her istediğini yaptırabilmekti. Bu mahkûm da hırsızlık ve cinayetten içeriye girmişti. O her gelen mahkûma böyle yapıyordu. Onların gözünü korkutup her istediğini yaptırıyordu. Bu seferde öyle olacağını zannediyordu ama içlerinden en yaşlı olan mahkûm ona doğru parmak salladı susup yerine oturması için. O yeni gelenlere böyle bir şey yapmazdı, ama her nedense bu yeni gelen mahkûma kanı ısınmıştı. Bu yüzden de onu korumak istemişti.

Yazan – Murat CANPOLAT

Hikayenin Bölümleri

1 2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12 13  14 15 16  17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27

Gülten AJDER

Kitap okumayı seven insanlar daha zeki ve daha başarılı olurlar. Bende bu yüzden kitap okumayı sevdirmek istedim bu site ile. Gizli kalmış bütün bilgilerin kitaplarda saklı olduğuna inandığımdan, kültür seviyemizi yükseltmek, bilgi hazinemizi daha da zenginleştirmek, gizli yeteneklerin ortaya çıkmasına destek olabilmek için, okusun yazsın benim ülkemin insanları diye bir işin ucundan tutmak isteyen birisiyim.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu