Aşk HikayeleriDini HikayelerMurat Canpolat

Aşk Hikayesi; “Salih İle Büşra” 12. Bölüm

Aşk Hikayesi

Aşk Hikayesi; “Salih İle Büşra” 12. Bölüm

Türkan işten eve gelirken karşılaştığı manzara karşısında etkilenmişti. Bu yüzden annesinin sorularını bile cevapsız bırakıyordu.

Annesi onun bu durumunu çok geçmeden fark etti ve neler olduğunu sordu. O bu soru üzerine:

‘Anne, işten eve gelirken babamın eski ortağı olan Talip Bey’in evinin önünden geçiyordum. Onların evinin önünde ambulans ve polis aracını görünce bir an için durdum, ne olduğunu anlamak için. Polisler onların evinde elleri kelepçeli bir şekilde bayanın birini çıkarıyorlardı. Zannederim o hizmetçileriydi. Asıl beni etkileyen nokta ise o bayandı. Onu görünce sanki kardeşimmiş gibi içim ısındı. O yüzden eve geldiğimde tuhaf bir haldeydim’ dedi neden o halde olduğunu anlatmak için.

Halit, o da eve geldiğinde kardeşi gibi tuhaf bir haldeydi. Annesi, tıpkı kardeşine sorduğu gibi ona da sordu.

Halit, annesini hiç kırmaz ne olmuşsa olduğu gibi anlatırdı. Bu seferde öyle olacaktı.

Halit, annesinin sorusu üzerine:

‘Anne, bugün işten gelirken buraya en yakın polis karakolunun önünden geçiyordum. Polis aracının içinden tutuklu birini çıkarıyordu. Hiç huyum olmadığı halde sanki bir güç beni oraya doğru çevirdi. Döner dönmez de o bayanı gördüm’ dedi ve yüzü kızardı. Yanlış anlaşılacağından korktuğu için onlara ‘Beni yanlış anlamayın, onu gördüğümde içim bir tuhaf oldu. Sanki o kardeşimizmiş gibi hissettim’ dedi onların yanlış anlamalarına mani olmak için.

Berna Hanım, çocuklarının ikisini de dinledikten sonra onlara:

‘Her ikinizin anlattıkları birbirleriyle uyuşuyor. Yalnız, şunu anlamadım. Her ikiniz de neden onu kardeş gibi gördünüz’ dedi merak içerisinde. Böyle söylerken o bile çocuklarının gördüğü o bayanı görmek için can atıyordu.

******

Büşra, annesini ve babasını kaybettikten sonra o kadar zor durumlardan geçmişti ki hiç suçu olmadığı halde nezarethane de tutulması ona zor gelmiyordu. Onu sadece haksız olarak suçlanmak ağır geliyordu.

Nezarethane de namaz vakitlerinde zor da olsa abdest alıp aksatmadan kılıyor, namazların ardından şöyle dua ediyordu:

‘Ya Rabbi! Beni benden daha iyi bilen sensin. Senden gelenlere hiçbir şey demem, ama insanların benim hakkımda kötü konuşmalarına dayanamam. Ya Rabbi! Beni sensiz bırakma. Ya Rabbi! Beni senden başkasına el açıp yalvarttırma. Ya Rabbi! Beni bu durumdan kurtaracak bir çıkış kapısı göster ve rüyamda babamın tarif ettiği o kişiye kavuştur (âmin)’

O dua ederken Salih’te onun gıyabında şöyle dua ediyordu:

‘Ya Rabbi! Yıllarca senden hayırlısını istedim. Bu isteklerim karşısında birini karşıma çıkardın, ama ona kavuşamayacak kadar uzağım. Ya Rabbi! O benim varlığımdan bile habersiz. Ne olur beni ona ulaştıracak bir kapı aç (âmin)’

İkisi de birbirinden habersiz bilmeden birbirlerine karşı dua ediyorlardı. Bir gün kavuşacaklardı ama bu kavuşma biraz çileli olacak gibi görünüyordu.

Karakolda sorgusu tamamlandıktan sonra savcılığa sevk edildi. Savcılıkta kasten adam öldürmeye yönelikten onu tutukladı. Artık bundan sonra onu daha zor günler bekliyordu.

Savcılıktan elleri kelepçeli bir şekilde çıkarıldı. Cezaevi aracına bindirildi. Ardından kalacağı cezaevine doğru yola çıkarıldı. Araçtayken Allah Teâlâ’ya içten içe yalvarıyordu kendisini bu durumdan kurtarması için.

O içten içe dua ederken Salih’te onu o durumdan nasıl kurtarabilirim diye düşünüyordu. Düşünmesine düşünüyordu ama işin içinden bir türlü çıkamıyordu.

Salih düşünceler içerisindeyken onun ortağı olan Bünyamin Bey çıkageldi. O öyle düşünceler içerisindeydi ki Bünyamin Bey’in geldiğini ve kendisine seslendiğini duymamıştı.

Bünyamin Bey, bir süre sonra seslenmeyi bırakıp Salih’i izledi. Ardından bir daha seslendi. İkinci sefer seslenince Salih kendine geldi ve onun geldiğini gördü.

Salih Bünyamin Bey’in geldiğini görünce sevinçle ona doğru yöneldi. Saygıyla elini öptü.

Bünyamin Bey, onun düşünceli halini merak ettiği için ona:

‘Salih’im, biliyorsun her ne kadar baban gibi olamazsam da bilmiş ol ki bende senin bir babanım. Baban benim en iyi dostum ve ortağımdı. Onunla her sırrımızı birbirimizle paylaşır, böylece sıkıntılarımız atlatmaya çalışırdık. Onunla son dönemlerde her ne kadar fikirlerimiz ayrı düşse de hep dost olarak kaldık. O vefat etmeden evvel beni yanına çağırdı. Benden helallik istedi. Seni önce Allah Teâlâ’ya sonra bana emanet etti. Bende o emaneti elimden geldiği kadar korudum. Sevgili yavrum! De hele seni böyle düşündüren sebep ne?’

Yazan – Murat CANPOLAT

Hikayenin Bölümleri

 – 2 – 3 – 4 – 5 – 6 – 7 – 8 – 9 – 10 – 11 – 12 13

 

MURAT CANPOLAT

Kitap okumayı seven insanlar daha zeki ve daha başarılı olurlar. Bende bu yüzden kitap okumayı sevdirmek istedim bu site ile. Gizli kalmış bütün bilgilerin kitaplarda saklı olduğuna inandığımdan, kültür seviyemizi yükseltmek, bilgi hazinemizi daha da zenginleştirmek, gizli yeteneklerin ortaya çıkmasına destek olabilmek için, okusun yazsın benim ülkemin insanları diye bir işin ucundan tutmak isteyen birisiyim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu