Macera HikayeleriMurat Canpolat

Gizemli Yolculuk Hikayesi -Mektup- 2. Kısım 13. Bölüm

Mektup

Gizemli Yolculuk Hikayesi -Mektup- 2. Kısım 13. Bölüm

Üç arkadaş yolda konuşa konuşa giderlerken Veli, sürekli dalıp gidiyor, babasını düşünüyordu. Kendine kendine ‘Acaba babam değişmiş midir? Aynı güzelliği duruyor mudur? Bizi terk edip gittikten sonra bizi unutmuş mudur?’ gibi sözler söylüyor, babasını düşünüyordu.  Onun düşünceli halini arkadaşları fark etmiş ve ona niçin bu kadar düşünceli olduğunu sormuşlardı. Veli, kendisine soru yöneltilince düşünceli halinden sıyrılarak onlara:

– Hiç! Sadece babamı düşünüyordum, dedi ve onlara babasından bahsetmelerini istedi.  İçlerinden sadece Hasan, onun babasını gördüğü için Hasan söze karışarak babasından bahsederek, onun ailesini çok özlediğini, her tarafı araştırmasına rağmen bir türlü onları bulamadığını, bu yüzdende çok üzgün olduğunu söyledi. Veli, babasının çok üzgün olduğunu duyunca gözlerinden iki damla yaş düştü. ‘Ah! Babacığım ah! Parasızlık yüzünden hem sen çektin hem de biz. Ama bundan sonra artık ne sen sıkıntı çekeceksin ne de biz’ dedi ve atını hızlandırdı. Hasan, ona ‘dur nereye gidiyorsun’ demese belki de gözden kaybolup gidecekti.

Hasan, Veli’yi yavaşlattıktan sonra, ona babasının iyi durumda olduğunu, bu yüzden merak etmemesi gerektiğini anlatıp onun rahatlamasını sağladı. Onu rahatlatmaya çalışırken o sırada akşam olmuş karanlık çoktan çökmüştü. Gece olup yürümek oldukça zor ve tehlikeli olduğundan dolayı mecburen geceyi orada geçirmek zorunda kaldılar.

Geceyi orada geçireceklerdi, ama nerede kalacaklardı. Etrafta hiçbir ev veyahut sığınacak bir yer gözükmüyordu. Gece görüş zor olduğundan dolayı atlarından inerek yürüdüler, yürüdüler… Bir taraftan uykusuzluk bir taraftan yorgunluk had safhaya gelmişti. Gece karanlığı iyice çöküp göz gözü göremez olmuş hangi tarafa doğru gideceklerini şaşırmışlardı. Gece karanlığından, tilkilerin bağırtısından, baykuşun ötüşünden dolayı içlerine korku düşmüş, o korku içerisinde birbirlerine sarılmışlardı. Tam içlerine korku düşüp titremeye başladıkları o anda ay doğmaya başladı. Az sonra ortalık aydınlanıp her taraf görünmeye başladı. Her taraf aydınlık olunca içlerindeki korku gidip, yerini huzur ve mutluluk aldı. Her taraf görününce durdukları yerin çaprazına doğru büyük bir ağacın olduğunu gördüler. Ağacın içinde de genişçe kovuğun olduğu görülüyordu. Üç arkadaş ağacın içindeki kovuğu görür görmez, geceyi geçirebilecek yer bulmanın mutluluğuyla oraya doğru hızlı adımlarla gittiler. Ağaç kovuğunun önüne gelince içinde zarar verecek bir şeyin olup olmadığını kontrol etmek için yerden ağaç dalı alarak kovuğun içini kontrol ettiler. İçinde tehlike oluşturacak her hangi bir şeyin olmadığı anlaşılınca hep beraber atlarını ağaca bağlayarak kovuğun içine girip oturdular. Kovuğun içine girdiklerinde o kadar yorgun ve uykusuzlardı ki oturur oturmaz hemen uykuya geçtiler.

Üç arkadaş ağacın kovuğunda mışıl mışıl uyurken, o sırada dışarıdan homurtular geliyor, çakıl taşları birbirine vuruyordu. Az sonra bu homurtu iyice yaklaştı ve kovuğu koklamaya başladı. Ağacı koklayan ayıdan başkası değildi ve orası kendi yuvasıydı. Davetsiz misafirlerin kendi evinde olduğunu hissedince homurtular çıkarmaya başlamış, evindeki davetsiz misafirleri korkutup kaçırmaya çalışmıştı. Ayı, çıkardığı homurtulara rağmen evindeki davetsiz misafirler uyanmayınca sinirlenip kovuğa doğru hızlıca koştu.  Kovuğun girişinde ayağa kalkarak elleri ileri geri iterek bağırdı. Ardından ağaca hızlıca pençesini vurdu. Pençenin şiddetiyle ağaç yarıdan yukarıya doğru kırılarak yere devrildi. Ayı, bütün çabasına rağmen içerideki misafirleri uyandıramayınca homurdana homurdan arkasını dönüp hızlıca oradan uzaklaştı.

Karabaş, üç arkadaşla beraber gelip onlara bekçilik etmesine rağmen o da ayının korkusundan kovuğun arkasına saklanmış, o şekilde uyuyup kalmıştı.

Dışarıdaki patırtı kütürtüye rağmen kovuğun içindeki üç arkadaş mışıl mışıl uyuyor, dışarıda neler olup bittiğinden haberleri bile olmuyordu.

Üç arkadaş, gece yarısı uyuyabilecek yer bulduklarından, uykularından ancak öğlene doğru uyanabildiler ve ancak o zaman korkunç manzarayla karşılaşabildiler.

Gece, ayı tarafından ağaç kırılmış, her tarafa ayının dışkısı bulaşmış, çakıl taşları ağacın üstüne saplanacak kadar her tarafa fırlatılmıştı. Üç arkadaş sabah olunca bu manzarayla karşılaşmış ancak o zaman ayının varlığından haberdar olmuşlardı. Karşılaşılan bu manzara karşısında ilk konuşan Veli oldu ve diğerlerine çok korktuğunu, burada artık daha fazla durmak istemediğini söyleyip atını bağladığı yere doğru gitti. Onu diğer arkadaşları takip etti ve üçü de atlarına binip hızlıca oradan uzaklaştılar. Ayının ağacı devirdiği yerden hızlıca uzaklaşan üç arkadaş konuşa konuşa, güle oynaya Fatih Baba’nın yaşadığı köye doğru devam ettiler.

Yazan – Murat CANPOLAT

Hikayenin 1. Kısım Bölümlerini Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 1. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 2. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 4. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 5. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 6. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 7. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 8. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 9. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 10. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 11. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 12. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 3 Ortalaması: 5]

Etiketler

Gülten AJDER

Kitap okumayı seven insanlar daha zeki ve daha başarılı olurlar. Bende bu yüzden kitap okumayı sevdirmek istedim bu site ile. Gizli kalmış bütün bilgilerin kitaplarda saklı olduğuna inandığımdan, kültür seviyemizi yükseltmek, bilgi hazinemizi daha da zenginleştirmek, gizli yeteneklerin ortaya çıkmasına destek olabilmek için, okusun yazsın benim ülkemin insanları diye bir işin ucundan tutmak isteyen birisiyim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı