Macera HikayeleriMurat Canpolat

Gizemli Yolculuk Hikayesi -Mektup- 2. Kısım 14. Bölüm

Mektup

Gizemli Yolculuk Hikayesi -Mektup- 2. Kısım 14. Bölüm

Onlar aralarında konuşarak giderken o sırada Fatih Baba’nın yaşadığı köyde her tarafı bir telaş almış gidiyordu. Köylüler birbirleriyle tartışıyor, ne yapacaklarını ne edeceklerini bilemiyorlardı. Çünkü çok sevdikleri ağaları ölmüş, onun yerine astığı astık, kestiği kestik biri gelmişti. Karşılaştıkları sorunu kendi aralarında çözemeyip çaresiz kalınca Fatih Baba’ya gidip dertlerine bir çözüm bulmalarını istediler. Fatih Baba, onları dinledikten sonra:

– Demek kendi köyümdeki insanlara ve aileme yaptığın zulümler yetmezmiş gibi birde gelip buradaki insanlara zulm etmek istiyorsun? Dedikten sonra sözüne şöyle devam etti. Sevgili can dostlarım, benim sıkıntılı dönemlerinde kapınızı açtınız. Her şeyinizi benimle paylaştınız. Gerçi, sağ olsun ölen ağanın da çok büyük bir yardımı oldu bana. O yüzden onun yardımını hiçbir zaman unutamam. Onun yaptığı iyilikleri siz bile unutamazsınız. Onun sayesinde köyümüzdeki insanlar hep mutlu ve mesut içerisindeydiler. Şimdi, o yok ama ben varım. O yüzden hiç merak etmeyin. Ben onunla baş etmeyi bilirim, dedi ve onların telaşlarının yersiz olduğunu gösterdi.

Fatih Baba, ailesinin dağılmasına sebep olan ağadan nasıl hesap soracağını planlarken o sırada ağa gelip konağına yerleşmiş etrafına emirler yağdırıyordu.

Ağanın zulmünü kendi adamları bile zaman zaman tatmışlar, fakat yapacak başka bir iş de bulamadıklarından mecburen ağanın yanında kalmak zorunda kalmışlardı. Ağanın yanında birkaç adamı hariç, hiçbiri ağayı sevmiyor, diş biliyorlardı. Fakat duydukları bu nefreti dışarıya vurmuyor gizli tutuyorlardı.  Gün gelecek bu nefret ağanın sonu olacak, adamları ve köylüler ağanın zulmünden kurtulmuş olacaklardı.

Üç arkadaş köye yaklaştıkça Veli’nin heyecanı son haddindeydi. O kadar heyecanlıydı ki sanki kalbi yerinden çıkacak gibiydi. Öte yandan kalbinde heyecan olduğu gibi korku da var gibiydi. Sanki babasının yaşadığı köyde olan sıkıntıları hisseder gibi oluyordu. Heyecanını ve hissettiği korkuyu dışarıya yansıtmak istememesine rağmen, buna bir türlü muvaffak olamıyor heyecanını arkadaşlarına belli ediyordu. Hasan, Veli’nin heyecanlı halini fark edince onu durdurarak:

– Veli, biliyorum çok heyecanlısın, ama biraz sakin ol lütfen. Bak, köy gözümüzün önünde görünüyor.

– Hasan abi, köy gözümüzün önünde göründüğünü görüyorum, ama ne bileyim içimde heyecanla beraber korku var. Sanki babamın yaşadığı köyde, kötü bir şeyler oluyor gibi geliyor bana.

– Hemen aklına kötü şeyler getirme. Köye gidince neler olduğunu anlarız.

Köye yaklaşıp, köyün girişine gelince bir takım adamların toplanmış bir kişiyi dövdüklerini gördüler. Dövülen adam canının acısından öyle bağırıyordu ki bu sesi duyan ve o adamı gören kim olursa olsun onun haline acıyabilirdi. Adamın etrafında bir sürü insan toplanmıştı, fakat hiçbiri yanaşıp da kavgayı ayırmıyorlar, sadece bakmakla yetiniyorlardı.

Dr. Burak ve arkadaşları, o adamların kavgaya sadece bakmakla yetinmelerine kızmışlar bu yüzden de atlarını son sürat sürüyorlardı. O sırada kavgayı seyreden bir adam gelen atlıları görünce, onların niyetlerini anlayıp atlıların önüne geçerek onları durdurarak Dr. Burak’a:

– Beyim, galiba siz buranın yabancısısınız. Bundan dolayı gördüğünüz manzara sizi şaşırtıp kızdırmış olabilir.

Hasan, adamın kavgayı gördüğü halde ayırmamasına sinirlenerek:

– Behey adam! Bizimle konuşacağına niçin kavgayı ayırmıyorsun. Bak görmüyor musun, neredeyse adamı öldürecekler.

– Beyim görüyorum, ama onları ayırmaya ne benim gücüm yeter nede diğerlerinin.

– Ne demek, gücümüz yetmiyor. Siz kaç kişisiniz onlar kaç kişi.

– Beyim, bana kızıyorsunuz ama anlatacaklarımdan sonra bana hak vereceksiniz.

– Tamam, o zaman. Anlat bakalım neden gücünüz yetmiyor.

– Beyim, her şeyi anlatacağım. Fakat adamlar sizi görmeden hemen buradan uzaklaşalım.

Adam, Hasan’la beraber diğer arkadaşlarını da alarak oradan uzaklaştı ve kimsenin olmadığı bir yere gelince durdu. Daha sonra köyüne gelen yabancı adamlara dönüp yakınlardaki evin birini göstererek:

– Beyim şurası bizim evimiz. Oraya gidince birkaç gün bizde dinlenir kendinize gelirsiniz. Bende bu arada köyümüzde neler olduğunu ve dayak yiyen adama kimsenin yardım etmemeyişini anlatırım.

Adam, evini tarif edip yolcuları kendi evine davet edince yolcular yorgun oldukları için hiç tereddüt etmeden ‘Evet’ dediler. Adam, evine davet ettiği yolcuların davetini kabul etmeleri üzerine üçünün de atının yularını tutarak kendi evine getirdi. Yolcuları kapının önünde indirerek atları ahıra götürüp bağladı. Daha sonra geri dönerek kapının önünde bekleyen misafirlerini evine davet etti. Adamın evi dış görünüşte çok güzel görünüyordu, ama içerisi berbat durumdaydı. Duvarların sıvaları dökülmüş, çatı bakımsızlıktan neredeyse çökmek üzereydi. Evin içindeki eşyalar bile oturacak durumda değildi. Kimi sandalyelerin ayakları kırık ve paslanmış, kimi koltuklar yırtık ve dökük durumdaydı. Evin görünüşünden bakılırsa içeride yaşayanlar fakir ve muhtaç kimselerdi.

Adam, evine gelen misafirlerin gözleri dolmuş bir şekilde etrafa bakmalarını fark edince kafasını yere eğerek hüzünlü bir şekilde:

– Görüyorum ki, evimin bakımsız haline bakıp fakir halime acıyorsunuz. Bu köyde sadece ben değil herkesin evi böyle ve fakru zaruret halindeler.

– Nasıl yani? Herkes mi aynı şekildeler?

– Evet, maalesef herkes.

Söze Dr. Burak karışarak köye gelmeden evvel her tarafın ekilip biçili olduğunu, neredeyse her tarlaya bir makine düşecek kadar makine olduğunu, köyün görünüşte yaşanacak bir yer görüntüsü verdiğini, buna rağmen neden herkesin fakirlik çektiğini anlamadığını söyledi.

Adam, Dr. Burak’ın sözlerini dinlerken gözleri doldu, bir şeyler söylemek istedi, ama olmadı. Sadece yutkunmakla yetindi. Evin halinden dolayı mahcup oldu ve kafasını yere eğip ellerini kafasının arasına alarak düşüncelere daldı.  Onun düşüncelere daldığı o sıra evin dışında büyük bir gürültü koptu. Ardından ‘yangın var yangın var. Ahmet’in ahırı yanıyor’ diye sesler duyuldu. Yangın var yangın var, sesinden sonra bir takım adamların etrafta koşuşturdukları duyuldu. Bütün bunlar olup biterken adam, kapının dışında hiçbir şey olmamış gibi düşünüyor, sesini bile çıkarmıyordu.

Veli, adamın duyarsızlığı karşısında daha fazla dayanamayarak ayağa kalktı. Adama, bir takım sözler sarf ederek dışarıya doğru yöneldi. Tam kapıyı açıp dışarıya çıkacakken adam yerinden fırlayıp Veli’yi kolundan tuttu ve onun kapıyı açıp dışarıya çıkmasını önledi.

Adamın tutumu karşısında herkes şaşkındı. Adam, neden öyle yapmış Veli’nin çıkmasını önlemişti ve köyün girişinde karşılaşılan manzara neydi. İşte bunun gibi bir takım sözler misafirlerin kafasında dönüyor, kafalarındaki soruların bir an evvel cevaplanması için adamın yüzüne bakıyorlardı. Hasan, adamın konuşmaması karşısında kendini daha fazla tutamayarak adama.

– Neden susuyorsunuz? Görmüyor musun herkes senin yüzüne bakıp olan biteni anlatmanı istiyor.

Adam, Hasan’ın sorusu üzerine içini çekerek derinden ‘Of, of’ dedi. Misafirlerine gözyaşları içerisinde her şeyi anlatacağını söyleyerek:

– Köyümüze gelip bana misafir olan güzel kardeşlerim.  Size anlatacaklarım insanın midesini bulandıracak şeyler. Sizde, şu an yol yorgunu olduğunuz için anlatacaklarımı anlayamayabilirsiniz. O yüzden bugün bizde yatarak iyice dinlenin.

Adamın evine gelen misafirler, onun teklifini makul görüp adamın evinde kaldılar. Adamın evinde her ne kadar farelerin o taraf bu taraf koşuşturmalarından uyuyamasalar bile ertesi güne dinlenmiş bir şekilde vardılar.

Yazan – Murat CANPOLAT

Hikayenin 1. Kısım Bölümlerini Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 1. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 2. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 4. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 5. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 6. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 7. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 8. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 9. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 10. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 11. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 12. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 13. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 14. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 15. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 16. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 17. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 18. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 19. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 20. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

 

Gülten AJDER

Kitap okumayı seven insanlar daha zeki ve daha başarılı olurlar. Bende bu yüzden kitap okumayı sevdirmek istedim bu site ile. Gizli kalmış bütün bilgilerin kitaplarda saklı olduğuna inandığımdan, kültür seviyemizi yükseltmek, bilgi hazinemizi daha da zenginleştirmek, gizli yeteneklerin ortaya çıkmasına destek olabilmek için, okusun yazsın benim ülkemin insanları diye bir işin ucundan tutmak isteyen birisiyim.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu