Macera HikayeleriMurat Canpolat

Gizemli Yolculuk Hikayesi -Mektup- 2. Kısım 2. Bölüm

Mektup

Gizemli Yolculuk Hikayesi -Mektup- 2. Kısım 2. Bölüm

Hasan, yola çıktıklarında rüyası tekrar aklına geldi. Rüyasında Dr. Burak Bey’in hanımı ve kızını da görmüş, onlarla karşılaştığında hemen tanımıştı. Eşini ve kızını rüyasında gördüğünü, onları görür görmez hemen tanıdığını Dr. Burak Bey’e mutlaka söylemeliydi, ama nasıl söylemeliydi. İşte bunu bilemiyor, bu yüzden de kendi kendine kızıyordu. O kendi kendine kızıp söylenirken bir ara Dr. Burak Bey, dönüp arkadaşına baktı ve kendi kendine kızıp söylendiğini gördü.

Onun kendi kendine söylenip kızdığını görünce, ‘Arkadaşıma ne oldu da kendi kendine söylenip kızıyor’ diye düşündü ve bu hal kasabanın sonuna kadar devam etti. Kasabanın sonunda artık daha fazla dayanamadı ve arkadaşını durdurarak:

– Sana ne oluyor böyle. Evimizden çıktığımızdan beri kendi kendine söylenip duruyorsun.

Hasan, arkadaşının yönelttiği soru karşısında önce duraksayarak suçlular gibi kafasını yere eğdi, öylece kendini toparlayana kadar bekledi. Kendini daha iyi hissedince kafasını kaldırarak arkadaşının yüzüne baktı ve ona şöyle hitap etti:

– Şey! Nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum. Belki kızarsın diye söylemek istemedim.

– Hadi, ne diyeceksen çabuk söyle. İyice meraklandırdın beni. Söylesene nedir mesele?

– Hani sana rüyamı anlatmıştım ya.

– Evet, anlatmıştın.

– Gördüğüm rüyamda senin eşini ve kızını da gördüm. Onlar rüyamda da senin eşin ve kızındı. Evinize gittiğimizde onları görür görmez hemen tanıdım. Tanıdım ama, hani eşinizdir. Söylersem kızarsınız diye söyleyemedim. Onun için evinizden çıktığımızdan beri düşünceliydim acaba söylesem mi, söylemesem mi diye.

– Bunda kızacak ne var ki. Sonuçta bir rüya. Hem o rüyada beni de görmedim mi?

– Evet, öyle ama. Ne bileyim söylersem kızarsınız diye söyleyemedim.

Aralarında konuşa konuşa kasabadan çıktıktan sonra attan inerek kasabaya doğru baktılar ve onun güzelliğini seyrettiler. Kasabada her şey güzeldi, insanlar birbirlerine karşı sevecen davranır, birbirlerinin haklarını gözetirlerdi. Komşu komşunun hakkını gözetir, komşulardan kimin ihtiyacı varsa hemen onu halletmeye çalışırlardı. Hayvanlar bile bu kasabada mutluydu, çünkü herkes hayvanları sever onları doyurmaya çalışırlardı. Kısacası, bu kasaba herkesin yaşamak istediği bir yerdi. İşte, Hasan, bunları düşünüyordu ve kendi kendine şöyle söylenmekteydi:

– Bu güzel kasabayı terk etmek istemezdim, ama amirim tarafından bana bir görev verildi ve bu görevi mutlaka yerine getirilmeliyim.’ diyor, kendi kendine şöyle teselli veriyordu ‘Zaten bu kasabayı tamamen terk etmiyorum ki, işim bittikten sonra tekrar geri döneceğim ve aileme kavuşacağım.’

Yaşadığı kasabayı, amirinden aldığı emirle terk etmek zorunda kalan Hasan, yol arkadaşı Dr. Burak Bey’le beraber kendi atının üzerinde akşam karanlığı yavaş yavaş çökmeye başlayıncaya kadar devam ettiler. Onların arkasından Hasan’ın köpeği karabaş kuyruk sallaya sallaya geliyor, onun kuyruk sallayıp önlerinde koşturması neşe veriyordu. Bu arada Hasan, doğru yolda olup olmadığını anlamak için, ikinci mektubu açtı ve içindekileri okuyarak kendi kendine ‘doğru yolda ilerliyoruz’ dedi ve mektubu kapatıp atının heybesine koydu.

Dr. Burak, o sırada kendisine bakıyor, mektupta neler yazdığını anlamaya çalışıyordu.

Hasan, Dr. Burak’ın kendisine merak içerisinde baktığını görünce:

– Burak Bey, bana neden öyle bakıyorsunuz?

– O elinizdeki mektuba bakıyordum, dedi ve merak içerisinde sözüne şöyle devam etti. O, mektubu kim verdi ve içinde neler yazıyor?

Hasan, Dr. Burak Bey’in kendisine mektuptan dolayı öyle baktığını anlayınca heybesinin diğer yanındaki mektubu çıkarıp Dr. Burak’a göstererek:

– Dr. Bey, elimdeki bu mektubu amirim Selçuk Bey emanet olarak verdi ve yerine ulaştırmamı istedi, dedi ve o mektubu yerine koyarak diğer heybesindeki mektubu çıkardı. O mektubu da Dr. Burak’a göstererek:

– Bu mektubu da ayriyeten verdi ve bana herhangi bir tehlikeyle karşılaşırsan ikinci mektubu aç ve ona göre hareket et. Birde yolunu bulmak ve nerede olduğunu görmek istersen tekrar mektubu aç dedi. İşte senin merak ettiğin mektup da bu.

– Peki, bu mektubun yönünü nasıl gösterdiğini amirine sormadın mı?

– Hayır sormadım. Çünkü görev aşkıyla öyle yanıp tutuşuyordum ki aklıma bile gelmedi.

Aralarında bu konuşmalar olurken akşam karanlığı çökmek üzereydi ve cırcır böcekleri ortaya çıkmış ortalığı inletiyordu. Cırcırböcekleri ötüp dururken, aç bir kuş ortaya çıktı ve cırcırböceklerini avlayıp karnını doyurmaya başladı.  Cırcır böcekleri aç kuştan kaçıp canlarını kurtarıp çalışırlarken cırcırböceğinin biri hızlıca Hasan’ın yüzüne çarparak uzaklaştı. Onun yüzüne çarpmasından dolayı korkup havaya zıplayan Hasan, atın üzerine oturmasıyla beraber az kalsın bindiği atın ayaklarını neredeyse kıracaktı.

Dr. Burak Bey, Hasan’ın küçük bir cırcırböceğinden korkup havalara zıplamasından sonra katıla katıla gülerek ona:

– Amma da korkarmışsın Hasan Bey, insan küçük bir cırcırböceğinden korkar mı? Korkaklığın yüzünden az kalsın atın ayaklarını kıracaktın.

– Doğrusun ama, bir anda ne olduğunu anlayamadım ve çok korktum. Hem bunları bırakalım, bak gece olmak üzere ve henüz daha kalacak bir yer bulamadık.

Dr. Burak, Hasan’a kendisine Burak, diye hitap etmesini isteyerek ona:

–  Etrafı biraz daha araştıralım, bakalım kalacak bir yer bulabilecek miyiz?

Aralarında geçen bu konuşmadan sonra geceyi geçirmek için bir yer aradılar, ama etrafta ne bir han vardı, ne bir ev. Sadece ileride bir mağara görünüyordu. Kalacak bir yer bulamadıklarından dolayı mecburen gördükleri mağaraya doğru gittiler. Mağaraya yaklaşıp girişine gelince, önce içeride bir tehlike var mı yok mu, diye kontrol ettiler. Yapılan küçük çaplı kontrolden sonra mağarada tehlikenin olmadığını anlayınca geceyi geçirmek için mağarada kalmaya karar verdiler.

Yazan – Murat CANPOLAT

Hikayenin 1. Kısım Bölümlerini Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 1. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 2. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 3. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 1 Ortalaması: 5]

Etiketler

Gülten AJDER

Kitap okumayı seven insanlar daha zeki ve daha başarılı olurlar. Bende bu yüzden kitap okumayı sevdirmek istedim bu site ile. Gizli kalmış bütün bilgilerin kitaplarda saklı olduğuna inandığımdan, kültür seviyemizi yükseltmek, bilgi hazinemizi daha da zenginleştirmek, gizli yeteneklerin ortaya çıkmasına destek olabilmek için, okusun yazsın benim ülkemin insanları diye bir işin ucundan tutmak isteyen birisiyim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı