Macera HikayeleriMurat Canpolat

Gizemli Yolculuk Hikayesi -Mektup- 2. Kısım 7. Bölüm

Mektup

Gizemli Yolculuk Hikayesi -Mektup- 2. Kısım 7. Bölüm

Evin reisi iş bulmak için gidip bir daha geri dönmeyince köyün ağası, kendilerine ait olan arazilerini kendi üzerine geçirmişti. Bunlar yetmezmiş gibi birde çocukların anasına musallat olmuş ona sürekli:

– Sen benim olacaksın, seni kimseye yar etmem, diyordu. Anneleri ise ona:

– Ağa, ağa! Koskoca adamsın, utanmıyor musun yaptıklarına?

Köyün ağası, sözlerin adeta kendisine söylenmemiş gibi pişkin pişkin sırıtarak:

– Seni ilk gördüğüm andan beri aklımdan hiç çıkmıyorsun. Bak kocanda gidip geri gelmedi, belki de gittiği yerde öldü. O olmadığına göre sana ve çocuklarına kim bakacak.

Annesi artık iyice sinirlenmiş ve karşısında sırıtan ağaya:

– Ağa, kocam gittikten sonra arazilerimizi üzerine geçirdin bir şey demedim. Çocuklarıma sürekli eziyet ettin bir şey demedim. Bunlar yetmezmiş gibi birde bana musallat olmaya başladın. Söyler misin, ne istiyorsun bizden?

– Seni istiyorum, anlamıyor musun?

– Bak ağa, kocam gitmesine gitti, ama biz halen daha evliyiz. Diyelim ki gitti ve geri dönmedi. Bu şekilde olsa bile ben sana asla varmam. Çünkü kocamı çok seviyorum, demesine rağmen ağa asla peşini bırakmıyor, sürekli rahatsız ediyordu.

Annesi, ağadan artık yılmıştı. Ona karşı tutumuna rağmen ağa bir türlü peşini bırakmıyordu. Büyük oğlu, ağanın zulmünden dolayı artık dayanamamış, bu yüzden dolayı da köyü terk edip başka yere gitmek zorunda kalmıştı. O, köyü terk ettikten sonra yanında sadece küçük oğlu Veli kalmıştı. O da yapılan zulme daha fazla tahammül edememiş ve annesine:

-Anne, yaşım küçük olduğu için ağa gördüğü her yerde beni tutup adamlarına dayak attırıyor, ondan sonra karşıma geçip pis pis sırıtarak, annen benim olana kadar gördüğüm her yerde sana dayak atacağım. Nasıl olsa yaşın küçük olduğu için bir şey yapamazsın. O yüzden tez zamanda anneni benimle evlenmesi için ikna et. Yoksa elimde kalacaksın, diyor aynı sözü her seferinde tekrar ediyor. Anne, ağanın bu sözlerine artık tahammülüm kalmadı. Yaşım küçük olduğu ve gücüm yetmediği için bir şeyde yapamıyorum. Ne olur anne artık buralardan çekip gidelim, demiş. Annesi de bu söz üzerine oğlunu da alıp o köyü terk etmiş, uzak bir kasabada akrabasının yanına sığınmak zorunda kalmışlardı.

Yaşadıkları köyü terk edip akrabasının yanına sığınıp sıkıntılarının bittiğini zannederlerken Veli’nin annesi, ağanın zulmünden dolayı geçirdiği sıkıntılar ve yaşadığı köyü terk etmenin verdiği üzüntü sebebiyle aniden felç oldu ve yürüyemez hale geldi. Bir hafta sonra da gözleri görmez oldu.

Veli, yaşı küçük olmasına rağmen bütün sıkıntılara göğüs germiş, abisi gibi evi terk etmemişti. Annesi de felç geçirip bakıma muhtaç hale gelmesi üzerine, başlarına gelen sıkıntıları unutup annesine bakmış, her türlü ihtiyacının giderilmesinde yardımcı olmuştu. Bu yüzden de annesi oğlundan razıydı ve onun bir teline bile zarar gelmesine gönlü razı olmazdı.

Annesinin oğlu arasında kuvvetli bir sevgisi vardı. Bu bağ o kadar kuvvetliydi ki, o bir yere gittiği zaman kalbi acır dönünceye kadar geçmezdi. Bazen öyle olurdu ki, Veli uzaklara gittiği zaman, annesi o dönünceye kadar uyumaz, öylece beklerdi. İşte, annesinin oğluna karşı bu kadar kuvvetli bir sevgisi vardı.

Veli, annesinin hizmetini görüp onu yatağına yatırdıktan sonra Dr. Burak’ın yanına vardı. Onun önüne oturup başını eğdi ve sustu. Susarak, adeta ‘Ne olur bize yardım et’ der gibiydi.

Dr. Burak Bey, onun yalvarırcasına yüzüne bakması karşısında içi acıma duygusuyla kaplanarak ona:

– Evinize gelmeden önce bana bir sıkıntınız olduğunu söylemiştin, ama şu an görüyorum ki sıkıntınız bir değil birden fazla.

Genç adam benim adım Veli, dedikten sonra:

– Evet,  beyim bizim derdimiz birden fazla. Bu yaşıma kadar hep sabredip durdum. Ama artık daha fazla dayanacak gücüm kalmadı.

– Şu işi başından bir daha anlatır mısın?

– Beyim, biz bu kasabaya buralara uzak bir köyden geldik. Buraya gelmeden önce köyümüzün en zengin insanlarından biriydik. Babam sağken yoksulları doyurur, evsiz kalanlara ev yaptırıp onlarında başını sokacağı bir evinin olmasını sağlardık. Susuz kalanlara su içirir, yolunu şaşırmış olanlara yardımcı olurduk. Yaşantımız böyle güzel geçerken durumumuz değişti ve zenginken fakir düştük. Babam, durumumuz kötüleşince, ele güne muhtaç olmamak ve geçimimizi sağlamak için uzaklara gitti ve geri dönmedi.

Veli, babasının uzaklara gidip geri gelmediğini söyledikten sonra susup ağladı, ağladı, ağladı. Sanki bu ağlamasıyla ‘Yeter artık anlatmak istemiyorum. Lütfen rahat bırak beni’ der gibiydi.

Yazan – Murat CANPOLAT

Hikayenin 1. Kısım Bölümlerini Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 1. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 2. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 4. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 5. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 6. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 7. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 8. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

 

 

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 1 Ortalaması: 5]

Etiketler

Gülten AJDER

Kitap okumayı seven insanlar daha zeki ve daha başarılı olurlar. Bende bu yüzden kitap okumayı sevdirmek istedim bu site ile. Gizli kalmış bütün bilgilerin kitaplarda saklı olduğuna inandığımdan, kültür seviyemizi yükseltmek, bilgi hazinemizi daha da zenginleştirmek, gizli yeteneklerin ortaya çıkmasına destek olabilmek için, okusun yazsın benim ülkemin insanları diye bir işin ucundan tutmak isteyen birisiyim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı