Skip to main content

Köşkümüzün Gizemli Hikayesi III. Bölüm

Köşkümüzün Gizemli Hikayesi III. Bölüm

Ben babamları çağırana kadar annem  mutfağın karşındaki odaya sofrayı kurmuştu bile. Sofraya oturduk ancak kafam çok karışıktı. Beynimin içinde ki sorulara cevap bulamamam beni çok bunaltıyordu. Bir de arada, “bu ev nasıl bu kadar temiz hiç toz bile yok, hani çok tamir istiyordu” diye içimden bir ses beni dürtüp duruyordu.

Yemekten sonra herkes işinin başına döndü, kardeşim uyudu, ortalık sakinleşti meydan bana kalmıştı. Hemen ahşap dar merdivenlerden ikinci kata çıktım. Çok ferahtı. Aydınlık ve çok genişti. Merdivenler sol taraftan üçüncü kata çıkıyordu. Yine sol tarafta ahşap çok büyük çift kapılı bir oda vardı. Onun yanında tek kapılı bir oda daha vardı. Sağ tarafında bir kapı onun yanında terasa açıla bir kapı, terasın yanında ise tuvalet banyo kapısı vardı. Yine soldan başladım. Sarı boyalı, çift kapılı odaya girdim. Müthiş geniş bir odaydı. Kapı tarafındaki duvarlar hariç odanın üç duvarı da bir sedirle çevriliydi. Bu odada da kapının hemen solundaki duvara oyulmuş bir ocak (şömine) vardı. Tavan yine çok yüksek ve ahşap işlemeliydi. Camlar tavana kadar uzun ve çok fazlaydı. Camdan dışarı baktığımda avlu, yanında bahçe, arkası alabildiğine çayır, uçsuz bucaksız. Yemyeşil.   Sanki deniz gibi dalgalanıyordu ama yeşildeniz. Uçsuz bucaksız yeşil deniz ve kıyılar söğüt ağaçlarıyla kaplı. Muhteşem bir görüntü.

Bu oda da temizdi, camlarda hiç leke yoktu. Belli ki biz gelmeden önce birisi burayı temizlemişti. Sonra yandaki odaya girdim, Orası yatak odasıydı çok fazla büyük değildi. Ancak bu oda da aydınlıktı. Duvarlar ahşap işlemeli gömme dolaplarla kaplıydı. Odanın içinde kendine has, değişik, hiç duymadığım hoş bir koku vardı. Bu odada da duvara oyulmuş ocak vardı. Ben ocak diyorum sizler şömine diyebilirsiniz.

Sonra bu odanın  çaprazındaki odaya girdim. Orası da tıpkı yatak odası gibi ahşap gömme dolaplarla kaplıydı terasa bakan pencerenin haricinde bir de salona bakan dokuz küçük pencereye bölünmüş bir büyük pencere vardı. Burası galiba kardeşimle benim yatak odam olacaktı. Çünkü bu oda boştu, hiç eşya yoktu. Temizdi ve burda da şömine denilen ocaklardan vardı.

Kapının hemen sağından açılan başka bir kapıyla  terasa çıkılıyordu. Geniş çok sıcak ve bütün güneş bu terastaydı. Fazla kalmadım. Terasın yanındaki kapıdan içeri girdiğimde mermer bir lavabo ve iki yana açılan tuvalet banyo kapıları ve banyo bildiğin hamamdı yani sadece küçük bir havuzu vardı. Yerler, duvarlar, mermer kolonlar, hamamdaki gibi aynı, kurnalar işlemeli, musluk  başları altın gibi parlıyordu. Bilmiyorum ama altında olabilirdi. Hiç bir kararma yok sanki her yer yeni yapılmış gibi.

Hazır kimse yokken üst katı da aradan çıkarmalıydım. Hemen merdivenlerden üçüncü kata çıktım. Üst katta merdivenin bitiminde yine sol tarafta çift kapılı tek oda vardı. Sağ tarafta ise oda falan yoktu. Boştu. Boydan Boya pencerelerle kaplıydı yine çok aydınlık bol güneşli ve tavanlar yine çok yüksek ve ahşap işlemeli. Merdiven bitiminin en sağında yine sedir vardı. Burası da temizdi. Hemen odanın kapısını açmak istedim, kilitliydi. Kapıyı hareket bile ettiremedim. Bütün pencereler kapalıydı ancak yüzüme doğru hafiften bir yel hissettim. Ahşap tabanlar da bir çıtırdı. İçimde bir ürperme oluştu. Nedense orda yalnız olmadığımı hissettim. Hemen merdivenlerden aşağıya koşarak indim.  Kendimi aşağıda köşkün girişinde buldum. Derin bir nefes alıp şöyle bir doğrulunca zemin kata inen dar merdivenleri fark ettim. Etrafıma şöyle bir bakıp usulca merdivenlere doğru ilerledim. Başımı aşağı doğru uzattım ancak hiç bir şey gözükmüyordu çok fazla karanlıktı. Öyle karanlıktı ki merdivenin ancak aşağı inen ilk üç basamağını görebiliyordum.  Bir adım aşağı doğru attım, yavaşça ikinci adımımı atacaktım ki babamın sesini duydum hızla ordan çıkıp bir üst kata kardeşim uyuduğu odaya girdim. Kardeşim hala uyuyordu. Çok tırsmıştım. Benim odaya girmemden bir kaç saniye sonra babamda arkamdan geldi. “Kardeşin uyanan kadar burdan ayrılma uyanırsa korkabilir sonuçta onun için yabancı bir yer,” dedi. Oraları karıştırdı bir şey aldı çıktı gitti. Ona cevap bile veremedim. Attım kendimi yere. Etrafı incelerken duvarda asılı bir el feneri gördüm hemen alıp inceledim kocaman kocaman pilleri vardı ve ışığı yanıyordu. Pencereden baktım babamla annem etrafta görünmüyordu. Kamyonette gitmişti. Yavaşça kapıyı aralık bırakarak aşağı indim. Feneri açıp merdivelerden aşağı inmeden ışığı aşağı doğru uzattım. Çok dar küçük bir koridor vardı, yine solda bir kapı. Kapı çok değişikti yani duvarla iç içeymiş gibiydi. Kapının bir kolu yada tutacak herhangi bir çıkıntısı yoktu dikkatle incelediğimde kapının bir anahtar deliği falan da yoktu. Duvara yapışık gibi bir şeydi. eve doğru yaklaşan ayak seslerini duyunca hızla yukarı kardeşimin yanına gittim, odaya girdiğimde kardeşim yatağa oturmuş gözlerini bana dikmiş gülümser bir şekilde bana bakıyordu.  Kardeşimin bana olan bakışlarından da  tırsmıştım aslında. Bu kadar heyecan bana yetip yetip artmıştı bile.

https://secmehikayeler.com/

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 10 Ortalaması: 3.2]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir