Skip to main content

Yanık Kalesi 13. Bölüm

Yanık Kalesi 13. Bölüm

– Ali Yeniçeriyi Öldürmeye Mecbur Olmuştu –

Akıncı ağası, güvendiği akıncıları geceleri kale dışında bırakıyordu. Onlar da köylere, karılarının yanlarına giden yeniçerileri bekliyorlardı. Bu işin gayet gizli yapılması lâzımdı. Ali, bir gece böyle bir av beklerken karşısına, Kara Murat denilen bir yeniçeri çıktı. Bu yeniçeri gayet sarhoştu. Köyden dönüyordu. Ali, saklandığı yerden birden fırladı, Muradın üstüne atladı. Murat sarhoşlukla neye uğradığını anlamamış,

üstüne atılanın bir akıncı olduğunu görünce bulunduğu  vaziyeti unutmuş:

– Pis akıncı, benim üstüme ne cesaretle atılıyorsun ?.. Çekil oradan! diye hakaret etmişti.

Ali zaten onu öldürecekti. Fakat eli, hançere bir türlü gitmemişti. Fakat onun özbeöz Türk kanı taşıyan akıncılara hakaret ettiğini görünce kendini kaybetti. Sivri uçlu hançerini Muradın kalbine soktu. Evvelâ soğuk bir hışırtı duyuldu.  Ali, hançeri çekince gene aynı soğuk ses ve arkasından hafif bir kırmızılık çıktı. Muradın göğsündeki kırmızılık yavas yavaş yayıldı ve biraz sonra her tarafı kıpkırmızı oldu. Murat ses bile çıkaramadan öbür dünyayı boylamıştı.

Bu, ilk cinayetti. Ertesi günü yeniçerinin cesedi bulununca her tarafta derin bir hayret ve korku uyandı. Kimsenin bir şeyden haberi olmadığı için, bu işi Avusturyalıların yaptığı zannedilmişti. Hattâ Kont Palgi bile, Türklere diş bileven her hangi bir Avıısturyalının bu işi yaptığını zannettiği için hemen tahkikat açtırdı. Türk düşmanı olarak tanınan Avusturyalıları yakalattı ve onları sorguya çekti.

Palgi’nin işi bu kadar ciddi tutması bunak yeniçeri ağasını gene inandırmıştı. Bir aralık kaleden dışarı çıkmayı yasak etmeyi düşünmüştü. Palgi, tekrar dostluk teminatı verince bu kararından vazgeçti.

Birkaç gün böyle geçti. Bu cinayet unutulur gibi olmuştu. Fakat bir akıncı, köye giden bir yeniçeriyi daha gizlice öldürünce mesele yeniden alevlendi. Yeniceri ağası biraz gözlerini açmış gibiydi. Kont Palgi’ye şiddetli bir mektup yazarak, bu cinayetlerin Avusturyalılar tarafından işlendiğini, mukabeleye girişmek mecburiyetinde kalacaklarını bildirdi. Kont Palgi, haklı olarak bu iddiaları kabul etmedi ve ağaya bir teklifte bulundu:

– Bu cinayetlerin katilleri bulunmadığına göre hiç kimseye iftira etmek doğru değildir. Bunun önüne geçmek için iki taraf yollara devriye çıkarsın. Belki de bu cinayetler, Türklerin kendi aralarında olan ihtilaflardan çıkmaktadır.

Akıncı ağasının bu tedbiri, Kont Palgi’nin kurnazlığı ve yeniçeri ağasının bunaklığı yüzünden Türklerin aleyhine işlemeğe başladı.

Kurnaz Palgi, kalenin etrafına devriye çıkarmak istemekle kendi askerlerini kolaylıkla kaleye yaklaştırmış oluyordu. Çünkü akıl ve zekâsını şarapla harcamış olan ihtiyar yeniçeri ağası, kontun teklifini kabul etmişti. Artık gece gündüz kalenin etrafında hem Türk, hem Nemçe  (Avusturya) askerleri devriye geziyorlardı. Bu vaziyette de akıncılar artık yeniçeri öldüremez olmuşlardı. Ortalık gene süt liman olmuştu. Yeniçeri ağası hayatından memnundu:

– Hele şükür, diyordu, rahat bir kış geçireceğiz.

İzin isteyen yeniçerilere de bol bol izin veriyor ve:

– Palgi kâfiri bizimle dosttur. Bu kış kıyamette elbette üzerimize gelmez. Hoşça günler geçirelim, diyordu.

Yeniçerilerin gecelik izinleri haftalığa çevrilmişti. Yani yeniçeriler bir hafta, köylerdeki evlerinde Hristiyan eşleri ile kalıyorlar, ancak haftada bir gün kaleye geliyorlardı. Akıncılara gelince, yeniçerilerin ve Kont Palgi’nin sözlerine kanalı yeniçeri ağası onları âdeta kalede hapsetmişti. Hiçbirini dışarı çıkarmıyordu. Bütün işleri ve nöbetleri akıncılar yapıyordu.  Akıncı ağasının içi kan ağlıyordu. Çünkü kalede olup bitenlerden ve alınan bütün tertibattan Avusturyalıların haber aldığını fark etmişti. Uzun müddet bunun nasıl olduğunu düşündü. Bulmuştu: Bunu yeniçeri Hasan, karısına bildiriyor, karısı da bunları bir vasıta ile veya eski nişanlısı ile konta bildiriyordu.

Akıncı ağası doğru düşünüyordu. Macar kızı, bir Türk yeniçerisi ile evlendiği halde eski nişanlısı ile münasebeti kesmemişti. Yeniçeri Hasan kaleye gittiği günler nişanlısı ile bulunuyordu. Bu delikanlı da daimî surette kont ile temasta idi. Kontun emirlerini ve öğretmek istediklerini kıza bildiriyor kız da bunları Hasan’dan öğreniyor veya Hasan vasıtasıyla yeniçeri ağasına yaptırtıyordu. Hasan bu şekilde kadının avucuna düşmüştü.

Reşat İleri – Kahramanlar 1952

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 0 Ortalaması: 0]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir