Macera HikayeleriMurat Canpolat

Gizemli Yolculuk Hikayesi -Mektup- 2. Kısım 1. Bölüm

Mektup

Gizemli Yolculuk Hikayesi -Mektup- 2. Kısım 1. Bölüm

Hasan, evlatlarını kaybetmenin verdiği acıyla kendini uykuya vermiş, o şekilde acılarını bir nebzede olsa unutmuştu. Ama bu uykunun verdiği etkiyle uyku hastalığına tutulmuş ve bunun sonucunda da girdiği işlerden atılmak zorunda kalmıştı. O, bütün bunlara rağmen yılmamış, ailesini geçindirebilmek için iş aramaya devam etmişti. Bütün bu uğraşların sonunda ormanda bekçilik yapma işini bulmuş, bu şekilde ailesinin geçimini temin etmeye başlamıştı. Ama uykuyu çok sevdiğinden girdiği bu işte bile zaman zaman amirinden azar işitir olmuştu.

Amiri, onun çalışkanlığı, dürüstlüğü ve temizliğinden dolayı çok sevmişti, bu yüzden de ormanda uyuduğunu bildiği halde onu işten çıkarmamıştı. Fakat onun bir seferinde uyuyup iki hafta uyanmaması üzerine sinirlenmiş ve bu yüzden ona yardımcı olması için başka birini işe almıştı. İşe yeni giren bu adam, Amir Selçuk Bey’den bütün olanları dinledikten sonra izin almış ve giderek oğlu Dr. Burak Bey’i alarak geri dönmüştü.

Hasan, ormanda iki hafta uyuduktan sonra uyanmış ve etrafına saf saf bakınır olmuştu. Amiri, onun etrafa ‘neler oluyor’ der gibi bakmasını fark edince onu omzundan tutarak sert bir şekilde sarsmış ve kendisine gelmesini sağlamıştı.

Hasan, kendisine gelip neden kendisine öyle baktıklarını anladıktan sonra uyku esnasında başından geçen olayları anlatmış, bu anlatımın sonunda da amiri yeni işe aldığı Salih Bey’le beraber gelen onun oğlunu tanıştırmış ve uyku hastalığını yenene kadar ormana gelmemesini söylemişti. Uyku hastalığını yendikten sonra kendisine yeni bir görev vereceğini söylemiş, ondan sonra hastalığını yenebilmesi için Dr. Burak Bey’le beraber göndermiş, ormana bekçi olarak Salih Bey’i atamıştı.

Hasan, bir taraftan üzüntülü bir taraftan sevinçliydi. Üzüntülüydü, çünkü uyku sorunu yüzünden neredeyse girdiği bu son işten de atılacaktı. Sevinçliydi, çünkü rüyasında gördüğü Salih Bey ve onun oğluyla karşılaşmıştı. İşte bu yüzden sevinçliydi. Dr. Burak Bey, Hasan’ın düşünceli olduğunu görünce ona:

– Ne düşünüyorsunuz öyle? Yoksa yine uyumayı mı düşünüyorsunuz?

– Hayır, düşündüğünüz gibi değil, diyerek ona da uyku sırasında gördüğü rüyadan bahsetti. Dr. Burak Bey, Hasan’ın kendisini rüyasında gördüğünü söylemesi üzerine:

– Yaa! Demek beni ve babamı rüyanızda gördünüz.

– Evet, seni ve babanı rüyamda gördüm ve rüyamda yaptığım yolculukta bana çok yardım ettiniz.

– Çok ilginç bir rüya görmüşsünüz, dedikten sonra ona şunu söyledi. Umarım gördüğün bu rüyadan sonra artık fazla uyumamaya gayret edersin.

– Umarım.

Aralarında konuşa konuşa yol alıp giderlerken bir ara Hasan, Dr. Burak’a evli olup olmadığını sordu. Dr. Burak Bey bu soru üzerine:

– Evet, evliyim ve Pınar adında tatlı mı talı bir kızım var. Kızım benim her şeyim onunla yüzüm gülüyor, onunla ağlıyorum.

Hasan, Dr. Burak Bey’in söylediği sözden sonra yüzü gülmüş, onun kendisini uyku hastalığına çare olabileceğine inanmıştı.

Bir aylık tedavinin ardından uyku hastalığını atlatır atlatmaz hemen amiri Selçuk Bey’in yanına koştu ve ona göreve hazır olduğunu söyledi.

Selçuk Bey, Hasan’ı karşısında sapasağlam bir şekilde görünce:

– Oğlum, tamamen iyileştiğinden emin misin?

– Evet, eminin ve bana vereceğin her göreve hazırım.

– Öyleyse beni iyi dinle dedi ve ne yapması gerektiğini anlattı. Daha sonra çekmecesini açarak içinden bir mektup çıkardı. O, mektubu ilk önce gözden geçirerek Hasan’a uzattı ve çekmecesinin ikinci gözünden başka bir mektup daha çıkardı. Sonradan çıkardığı bu ikinci mektubu da ona vererek şu nasihatte bulundu:

– Hasan, sana verdiğim ilk mektubu sana emanet ediyor ve bu emaneti yerine sağ salim ulaştıracağını umuyorum. Şayet yapacağın bu yolculuk sırasında herhangi bir tehlikeyle karşılaşırsan ikinci mektubu aç ve ona göre hareket et. Birde yolunu bulmak ve nerede olduğunu görmek istiyorsan ikinci mektubu yine aç ve oku, ona göre hareket et, dedi ve sanki bir şey unutmuş gibi sustu ve kafasını yere eğerek düşüncelere daldı. Sonra, kafasını yerden kaldırarak sözüne şöyle devam etti. Sana verdiğim şu ilk mektup var ya.

– Evet,

– O mektubu Dr. Burak Bey’e götür ve ona teslim et ve eğer acil bir hastası yoksa seninle beraber yola çıkmasını rica et. Eğer kabul ederse onunla yola çık ve sakın yollarda uyuma. Eğer, çok uykun gelir ve takatin kalmazsa Dr. Burak’a söyle ve öyle uyu. Bu söylediklerimi sakın unutma. Hadi git yolun açık olsun.

–  Emrin başımın üstüne Selçuk Bey.

Mektubu alan Hasan, hiç vakit kaybetmeden evine vardı. Orada Selçuk Bey’in emrini tekrarlayarak ailesiyle vedalaştı. Atını ve Sibirya Kurdu cinsi köpeğini alarak yola çıktı.  Kasabadan ayrılmadan evvel hastalığını atlatmasını sağlayan Dr. Burak Bey’in yanına vararak, amiri Selçuk Bey’in kendisine verdiği ilk mektubu ona uzattı ve onun sözlerini iletti. Dr. Burak, Selçuk Bey’in ricasını duyunca ‘onun ricası benim için bir emirdir’ dedi ve gülümseyerek:

– Zaten, seninle uzun bir yolculuğa çıkma sözüm vardı. Selçuk Bey’in ricası da, tam bunun üzerine denk geldi, dedikten sonra gözü Hasan’ın köpeğine takıldı. Köpeğin, sahibi karşısında kuyruk sallıyor, ayaklarına sarılıp ayakkabılarını yalıyordu. Onun sevimli hali hoşuna gidip yanına yaklaşıp yere eğilerek başını sevdi. Daha sonra ayağa kalkarak Hasan’a:

– Hasan Bey, bu köpek sizin mi?

– Evet, benim köpeğim. Ha, bu arada sana rüyamı anlatmıştım ve rüyamda bütün kapıların anahtarını açan köpek vardı ya.

– Evet,

– İşte o köpek, benim sadık dostum ve koruyucum şu yanımda gördüğün karabaştı.

– Yaa! Demek öyle ha. Köpeğin sadık bir dostmuş ki rüyana girip sana yardım etmiş.

– Evet, öyle. Köpeğim benim en sadık dostum.

Dr. Burak, Hasan’la konuştuktan sonra, o da gidip amiri olan Başhekim Aydın Bey’den izin aldı ve beraber kendi evlerine gittiler. Evlerine girdiklerinde Hasan, Dr. Burak’ın hanımını görünce şaştı kaldı. Çünkü, o rüyasında gördüğü Dr. Burak’ın hanımıydı.

Dr. Burak, evinde kızının yüzünü de öptükten sonra hanımına:

– Bahar, seni arkadaşım Hasan’la tanıştırayım, dedi ve Hasan’ı, hanımıyla tanıştırdıktan sonra hanımına şöyle dedi. Bahar, biliyorsun ben uzun bir yolculuğa çıkmak için hazırlık yapıyordum. Beklediğim o gün geldi ve şimdi gördüğün şu arkadaşımla yola çıkacağım. Sen, kendine ve kızıma iyi bak. Başın sıkıştığında çalıştığım hastaneye git ve başhekim Aydın Bey’den yardım iste. O, sana mutlaka yardım edecektir, dedi ve hanımıyla vedalaştıktan sonra Hasan’la beraber yola çıktı.

Yazan – Murat CANPOLAT

Hikayenin 1. Kısım Bölümlerini Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 1. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 2. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Kısım 3. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

 

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 1 Ortalaması: 5]

Etiketler

Gülten AJDER

Kitap okumayı seven insanlar daha zeki ve daha başarılı olurlar. Bende bu yüzden kitap okumayı sevdirmek istedim bu site ile. Gizli kalmış bütün bilgilerin kitaplarda saklı olduğuna inandığımdan, kültür seviyemizi yükseltmek, bilgi hazinemizi daha da zenginleştirmek, gizli yeteneklerin ortaya çıkmasına destek olabilmek için, okusun yazsın benim ülkemin insanları diye bir işin ucundan tutmak isteyen birisiyim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı