Bilim Kurgu HikayeleriFantastik HikayelerMurat Canpolat

“Uzay Oyunları” Hikayesi 14. Bölüm

Bilim Kurgu Hikayeleri

“Uzay Oyunları” Hikayesi 14. Bölüm

Altıncı oyun başlamak üzereydi, fakat her iki tarafında oyuncuları ortalıkta görünmüyordu.

Ne olmuştu oyunculara, yoksa yine bilinmedik bir hastalık mı peydah olmuştu. Eğer öyleyse hemen tedbir alınmalıydı. İlk hastalıkta tedbirsiz davrandıkları için birçok hayvan telef olmuştu. Bu hastalık neredeyse insanlara bile bulaşacaktı. Neyse ki çok geçmeden oyuncular geldi ve yeni bir hastalığın ortaya çıkmadığı anlaşıldı.

Oyuncular ortaya çıkınca oyunu başlattılar. Bu seferki oyun dayanıklılık testiydi. Oyunculardan hangi takım dayanıklılık testini başarırsa bu oyunu kazanacaktı.

İlk dayanıklılık testi koşu şeklinde olacaktı. Koşu gözcülerin belirlediği noktalar arasında yapılacaktı. Gözcüler yarışı başlattıktan ilk yarım saatte hiçbir gurupta kopma olmamıştı.

Yarışmayı ilk terk edenler uzay oyunları sakinleri oldu. Onlar dayanıklılığa Siriuslular gibi hâkim olmadıkları için patır patır dökülmeye başladılar. Sonuçta bu oyunu kazanan karşı taraf oldu.

Durum şimdi üç iki olmuştu, ama son oynanan oyunda şaibe var gibi görünüyordu. Siriuslu oyuncular koşmuyorlar uçuyorlardı sanki. Bunu kanıtlamanın tek yolu oyunun tekrar izlenmesiydi.Fakat buna da Siriuslu oyuncular yanaşmıyordu.

Onların şaibeyle oyunu kazandıkları konuşmalarından anlaşıldı. Onlar ayaklarına hızlı koşmalarına yarayacak bir alet takmışlar bu şekilde kazanmışlardı.

Siriusluların oyuna hile karıştırdıkları anlaşılınca hem oynadıkları son oyundan hem de bir sonraki oyundan otomatikman diskalifiye edildi. Böylece durum uzay oyunları sakinleri lehine dört iki olmuş oldu.

Sıra gelmişti yedinci oyuna, bu oyun herkesin toplandığı büyük bir salonda yapılacaktı. Oyuna gelince, oyun kol güreşi ve ayak güreşi olacaktı.

Kol güreşi her takımdan üçer kişi ile oynanacaktı. Uzay oyunları sakinlerinden Mustafa, Salih ve Kemal oynayacaktı. Ayak güreşini ise Tülay, Zehra ve Selin oynayacaklardı.

Yedinci oyunda ilk olarak kol güreşiyle başlanacaktı. Kol güreşinde Mustafa, Salih ve Kemal’in rakipleri belli olmuştu. Salih’in rakibi kendine denkti. Mustafa’nın rakibi ondan güçlü görünüyordu. Kemal’in rakibi ise çelimsiz birine benziyordu, ama görünüşe aldanılmamalıydı.

İlk kol güreşini Salih yaptı. Yarım saat süren güreşten sonra Salih rakibi yenmeyi başardı. Ardından Mustafa rakibini yendi. Sıra Kemal’deydi ve bakalım o ne yapacaktı.

Kemal, ilk başta rakibinin çelimsizliğine güvenerek fazla ağırlığını vermedi ve bu yüzden neredeyse yenilecekti. Kolunun yere değmesine ramak kala bütün gücünü kullanmaya başladı. Ardından rakibinin kolunu dik tutmayı başardı ve en az yirmi dakika o şekilde kaldılar. Ne rakibi kendisine üstünlük sağlıyor ne de kendisi ona karşı üstünlük sağlayabiliyordu. Yarışmanın bitmesine on dakika kalmıştı ve hala ikisi de aynı şekilde duruyordu. Her ikisi de yorulmuştu ve rakibini bir an evvel tuşa getirmek için bastırıyordu ama her ikisinde de kımıldama yoktu.

Yarışmanın bitmesine üç dakika kalmıştı. Her ikisinden de patır patır ter dökülüyordu ve hala her ikisinden de kımıldama yoktu. Son saniyelere gelindiğinde Kemal artık dayanamadı ve rakibi karşısında gevşedi, tabi rakibi de bu fırsattan yararlanarak onu tuşa getirdi.

MURAT CANPOLAT

Hikayenin 1. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 3. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 4. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 5. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 6. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 7. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 8. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 9. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 10. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 11. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 12. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 13. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 14. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

MURAT CANPOLAT

Kitap okumayı seven insanlar daha zeki ve daha başarılı olurlar. Bende bu yüzden kitap okumayı sevdirmek istedim bu site ile. Gizli kalmış bütün bilgilerin kitaplarda saklı olduğuna inandığımdan, kültür seviyemizi yükseltmek, bilgi hazinemizi daha da zenginleştirmek, gizli yeteneklerin ortaya çıkmasına destek olabilmek için, okusun yazsın benim ülkemin insanları diye bir işin ucundan tutmak isteyen birisiyim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu