Bilim Kurgu HikayeleriFantastik HikayelerMurat Canpolat

“Uzay Oyunları” Hikayesi 12. Bölüm

Bilim Kurgu Hikayeleri

“Uzay Oyunları” Hikayesi 12. Bölüm

Onlar uzaklaşınca beraber kaldığı Selin’i kaldırarak ona:

‘Ben ilk kilidi açtım. İkinci kilidi açmak için yardımına ihtiyacım var. Bizi burada tutanların haber sunanları sevmediğini, sundukları takdirde de oradan kaçtıklarını duymuştum. Şimdi, senden haber sunuyormuş gibi konuşmanı istiyorum. Böylece onlar uzaklaşacak ve bende böylece işimi çarçabuk halledeceğim’ dedi.

Selin, Zehra’nın sözlerinden sonra haber sunuyormuş gibi söylenmeye başladı. O söze başlayınca gözcüler:

‘Suuus, suuus, susmasan biz seni susturacağız’ diye tehdit ettilerse de Selin, onların tehditlerine aldırış etmeden haber sunmaya devam etti.

Gözcüler, baktılar ki Selin susmayacak onun üzerine gelmeye çalıştılarsa da buna muvaffak olamayıp geri çekildiler ve ortadan kayboldular. Onlar kaybolunca Zehra kaldığı yerden devam etti ve bu şekilde kaçmayı başardılar.

Mustafa, Yavuz ve Kemal üçü de bir yerdeydi. Üçünün işi de diğerlerinden daha zordu. Çünkü onlardaki kilit üç taneydi ve birbirlerine bağlantılıydı.

Karşı tarafta henüz daha bir çıt yoktu. Onlar sadece keyiflerine bakıyorlardı. Sanki yarışmaya değil de pikniğe gelmiş gibiydiler. Üstelik Mustafa, Yavuz ve Kemal’in tutulduğu yerin tam karşısındaydılar ve onlara bir yandan da laf atıp duruyorlardı.

Onların laf atmaları öyle sinir bozucuydu ki onların laf atmaları yüzünden kilitleri açmaya bile odaklanamıyorlardı. Bir ara Yavuz öyle sinirlendi ki karşı tarafa bağırıp durdu. Bu bağırmalar karşısında onlar yine susmayınca kulaklarına oralarda buldukları bir şeyle tıkayıp kilitleri açmaya devam ettiler. Sonunda da ilk kilidi açmayı başardılar, fakat diğer kilitleri açamadılar. Çünkü diğer kilitler son kilide bağlıydı. Son kilit açılsa bile diğer kilitler ona bağlı olduğu için otomatikman kapanıyorlardı.

İlk iki kilidi açmanın imkânsız olduğu anlaşılınca başka bir taktik denemeye karar verdiler.

Karşı taraf onların üstüne gülüp duruyordu, kilitleri açamıyorlar diye. Onların gülüşmeleri sinir bozucuydu, ama yapacak bir şey de yoktu. Bu yüzden onların gülüşmelerini kulak tıkayıp karar verdikleri taktiği uygulamaya başladılar.

Mustafa ile Yavuz kavga eder gibi birbirleriyle tartışmaya başladılar. Kavgaları öyle bir hal aldı ki kafa göz yarmaya kadar gitti. Kemal onları ayırmaya çalıştıysa da olmadı. O baktı ki ayrılmayacaklar gözcülere bağırdı onları ayırması için.

Gözcüler gelip onları ayırdıktan sonra oradan ayrıldılar. Onlar gidince Mustafa ile Yavuz, Kemal’e bakarak:

‘Ne yaptın alabildin mi anahtarları?’ diye sordular. Bu soru üzerine Kemal:

‘Tereyağından kıl çeker gibi aldım. Siz yalancıktan kavga edince kilitlerin anahtarlarını alabilmek için gözcülere seslendim. Gözcüler gelip sizi ayırmaya çalışırken gizlice onların arkasından yaklaştım ve arkalarına takılı olan anahtarları aldım’ dedi gülerek.

Anahtarların alındığı duyulunca hep beraber kahkaha attılar. Bu kahkahaları karşı taraf duymuş olmalı ki onlar:

‘Ne o gaipten bir haber mi aldınız? Üçüncü oyundaki gibi oyundan vaz mı geçtiniz?’ dediler alaycı bir ifadeyle.

Uzay oyunları sakinlerinden olan bu üç kişi onların alay etmelerine aldırış etmeden gecenin olmasını beklediler. Gece olunca biri gözcülük yapıyor biri de anahtarı açmaya çalışıyordu. Bir diğeri de sırası gelene kadar uyuyordu. Bu şekilde nöbetleşerek sabaha karşı kilitleri açmayı başardılar ve karşı tarafın gözlerinin içine baka baka oradan uzaklaştılar. Böylece dördüncü oyunun kazananı onlar olmuştu. Durum şimdi iki bir olmuştu.

Sıra beşinci oyundaydı. Oyun şöyle oynanacaktı. Sanal bir düşmanın gemilerini en çok vuran ve onları düşüren bu yarışmayı kazanacaktı.

Yarışmanın zamanı gelip çattığında bir hastalık peyda oldu. Bu hastalık onların binek olarak kullandıkları bir hayvandan kaynaklanıyordu.

Üzerlerine bindikleri o hayvanlar onların her şeyiydi. Her ne kadar teknoloji de çok ileri gitmiş olsalar bile bütün işlerini onlarla hallediyorlardı. Bu yüzden de elleri ayakları bağlanmış gibi birbirlerine bakıyorlar, ‘Şimdi ne yapacağız?’ diye birbirlerine soruyorlardı.

Hayvanlar birer birer ölüp gidiyordu. Şimdiye kadar böyle bir şeyle karşılaşmadıkları için ne yapacaklarını da bilemiyorlardı. Bu yüzden de hayvanlar gözlerinin önünde ölüyor, ellerinden hiçbir şey gelmiyordu.

Yavuz, hayvanların teker teker ölmesi üzerine arkadaşlarını bir araya topladı ve ne yapılması gerektiğini anlattı. Arkadaşları onu dinledikten sonra hayvanları tedavi etmeye başladılar. Bu tedavi sonucunda hayvanlar iyileşti ve hastalık ortadan kalktı.

Hastalık ortadan kalkınca Kaptan Sam, Yavuz’un yanına gelerek ona teşekkür etti. Ardından ona:

‘Hayvanları tedavi etmeyi nerede öğrendin?’ diye sordu. Bu soru üzerine Yavuz:

‘Bu ilmi okulda öğrendim. Bizim orada bu bilme Veterinerlik denir, ayrıca baytar diyenler de var’ dedi.

‘Bu ilmi bize de öğretir misin?’ dedi Kaptan Sam.

‘Elbette öğretirim’ dedi Yavuz, ardından onlara ne yapılması gerektiğini anlattı. O anlatırken etrafında yirmiye yakın kişi vardı. O kişilerde aldıkları bilgileri başkalarına aktardılar. Böylece veterinerlik Sirius Gezegeninde yaygınlaşmış oldu.

Hastalık bertaraf olunca beşinci oyuna geçilmesine karar verildi. Bütün oyuncuları ikiye ayırdılar. Bir tarafta uzay oyunları sakinleri diğer tarafta da sirius B gezegeni oyuncuları vardı. Düşmanları ise bilgisayar belirleyecekti.

Artık oyun başlamış düşmanlar saldırmaya başlamıştı. Oyunun ilk on dakikasında her iki tarafta düşmana karşı güç durumda kalmışlardı ve birçok gemileri de yok edilmişti. Böyle giderse her iki tarafta oyunu kaybedecekti.

İlk on dakika geçtikten sonra ilk toparlanan karşı taraf oldu ve düşman gemilerinin yarısını yok etti. Ondan sonra uzay oyunları sakinleri atağa geçti ve onlarda düşman gemilerinin üçte birini yok ettiler.

Yarışmanın sonlarına doğru karşı taraf gerilediyse de son dakikalarda öne geçti ve bu yarışmayı onlar kazandı. Böylece durum iki iki olmuştu.

MURAT CANPOLAT

Hikayenin 1. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 3. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 4. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 5. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 6. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 7. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 8. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 9. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 10. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 11. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 12. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Gülten AJDER

Kitap okumayı seven insanlar daha zeki ve daha başarılı olurlar. Bende bu yüzden kitap okumayı sevdirmek istedim bu site ile. Gizli kalmış bütün bilgilerin kitaplarda saklı olduğuna inandığımdan, kültür seviyemizi yükseltmek, bilgi hazinemizi daha da zenginleştirmek, gizli yeteneklerin ortaya çıkmasına destek olabilmek için, okusun yazsın benim ülkemin insanları diye bir işin ucundan tutmak isteyen birisiyim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu