Skip to main content

Rüya Ormanı Hikayesi 5. Bölüm

Rüya Ormanı Hikayesi 5. Bölüm

İnci’ye Veda

Hikaye Oku; Günlerce yürüdüler. Çok az konuşuyorlardı ama birbirlerine çok alışmışlardı. Mai umut doluydu, saçları bir süredir maviydi. Saçlarının arasından parlayan yıldız ona umut aşılıyordu sanki.

Bir gün önlerinde çam ağaçlarından başka bir şey görmeden yürürken, bir anda ağaçların arkasında gökyüzü görünmeye başladı. Merak etmişlerdi, hızlı adımlarla yollarına devam ettiler ve bir anda ağaçlar bitti, yol bitti karşılarında sadece uçsuz bucaksız gökyüzü ve deniz uzanıyordu. Dağın kenarında denizden metrelerce yukarıda duruyorlardı. Mai denizi görünce hemen tanımıştı. Hayalindeki gibiydi. Masmavi, sonu olmayan bir göl.

Gökyüzüne baktı deniz ve gökyüzü sanki iki sevgili gibi karşılıklı duruyorlardı. Mai gülümsedi ancak kafası karıştı çünkü denize ulaşmak demek İnci’yle ayrılmaları demekti. Yolculukları sona ermişti artık.

Mai’nin sarıya dönen saçlarını fark eden İnci gülümsedi, o da Mai’ye çok alışmıştı ama denize dönmesi gerekiyordu başka çaresi yoktu; gözleri doldu, bir damla gözyaşını eline damlattı. Gözyaşı damlası bembeyaz parlak bir inciye dönüştü. İnciyi Mai’ye verdi.

Mai şaşkınlıktan ne düşüneceğini bilemiyordu. Bundan sonra nereye gidecekti? İnciyi aldı çantasına aynasının ve tarağının yanına koydu. Artık bu üç eşyadan ve saçındaki sarı parlak taşlı yıldızdan başka hiçbir varlığı yoktu.

İnci veda eder gibi Mai’nin ellerini okşadı ve aniden denize atladı. Mai’nin anlamasına fırsat vermeden gelişiyordu her şey. Ne yapacağını bilemedi ve İnci’nin peşinden o da denize atladı. Yüzdü, daldı çıktı ama İnci’yi göremiyordu tek gördüğü şey denizin dibindeki istiridyenin içinde parlayan kocaman bir inciydi.

Mai bitkin düşmeye başlamıştı, nereye yüzeceğini ne yapacağını bilemiyordu. Daha fazla dayanamıyordu. Denizin üstünde durmakta zorlanıyordu. Yavaşça denizin içine doğru çekiliyordu ama elinden bir şey gelmiyordu daha fazla kulaç atacak gücü kalmamıştı. Dibe doğru batmaya başladı, çok uykusu vardı, uyumak istiyordu. Sonra nefes alamadığını fark etti, kendine geldi.

Nefesi durmak üzereydi, göğsünde bir baskı hissediyordu, hiçbir şey göremiyordu. Yönünü şaşırmıştı ve o anda suda parıltılar gördü. Onların ne olduğunu anlayamamıştı ama içinden bir ses o parıltılara doğru yüzmesi gerektiğini söylüyordu. Öyle de yaptı. Telaşla yüzmeye başladı yüzdükçe parıltılar daha da belirginleşiyordu ve birden anladı. Bunlar yıldızlardı. Henüz hava tamamen kararmamasına rağmen yıldızlar bütün gücüyle altın gibi parlıyorlar ona yol gösteriyorlardı.

Yüzeye çıktı derin bir nefes aldı. Yıldızlar onu kurtarmıştı. Tekrar yüzmeye başladı yıldızların gösterdiği yöne doğru yüzüyordu. Bir sahil gördü oraya doğru var gücüyle yüzdü, sahile çıktı, sırt üstü yere serildi. Bir yandan da düşünüyordu. Ne çok şey yaşamıştı. “Meğer dünyada yaşanacak ne çok şey varmış” diye geçirdi içinden.

Eskisi gibi değildi. Eski Mai değildi artık biliyordu, öğrenmişti, kendini tanımıştı.

Gökyüzünü seyretmeye başladı, kendini güvende hissetti, içi umutla doldu, gülümsedi. Çantasından aynasını çıkardı kendine baktı saçları kahverengiydi.

Anladı, artık değişmişti.

Zeynep Duru

Hikayenin Diğer Bölümlerini Okumak İçin

  1. Bölümü Okumak için TIKLAYINIZ
  2. Bölümü Okumak için TIKLAYINIZ
  3. Bölümü Okumak için TIKLAYINIZ
  4. Bölümü Okumak için TIKLAYINIZ
  5. Bölümü Okumak için TIKLAYINIZ
Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 0 Ortalaması: 0]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir