Korku HikayeleriMacera HikayeleriMustafa Söylemem

Hüddam Ustası Hikayesi 5. Bölüm

Hüddam Ustası Hikayesi 5. Bölüm

Cin Hikayeleri Oku; Mehmet Necmiyi aradı “Ne yapıyorsun şimdi?” Necmi’nin sesi üzgündü “Ben odamda yatıyorum ailem onlardan para ve altın çalmam yüzünden iyice endişeye kapıldı, evden yalnız çıkmam bile yasak.” Mehmet telefonu kapadı onca maceradan sonra, artık birkaç gün keyfine bakmak istiyordu valizinden küçük yastığı çıkardı ardından içinden birkaç altın aldı, sonra Halis’i aradı. Halis her zamanki endişeli haliyle “Tehlike var mıymış?” Mehmet rahat bir sesle “Yok tehlike mehlike bir daha başını belaya sokma ve cinlere onları görebildiğini belli etme”

Mehmet eğlenmeyi düşünüyordu artık ama eğlenmek için para lazımdı ama paradan daha önemlisi ailesine parayı nasıl kazandığını gösterecek kanıt, Dessaad’ı tekrar çağırdı “bak bakalım aşağı komşu yine internet kullanıyor mu?” Dessaad; “Bilgisayar başında sahip ama download dediğiniz şeyi yapmıyor” Mehmet bilgisayarını açtı ve yarışma programı diye arattı ardından biraz para kazandıracak ne varsa bir umut baş vurdu, sonra altınlarla dışarı çıktı kuyumcunun birinde bir tanesini bozdurdu sonrada gece kondu mahallesine doğru yola koyuldu yol üstünde annesine beş liraya renkli nehir taşından bir bilezik aldı, belki evde parayı nasıl bulduğunu açıklayamazdı ama bir planı vardı ama yolda gördüğü bir şey onu yürümekten alıkoydu. Bir anne çocuğuna sahip olmaya çalışıyor her halde üç dört yaşında olan çocuksa “öcü öcü” diye ağlıyordu anne annelerin çocukları için endişelendikleri zamanki o acı dolu sesle”ne öcüsü yavrum yok orda bişey” dedi halbuki orda bir Gul vardı ve kara duman korkunç şekillere girip çocuğun annesinin elinden kurtulup yola doğru koşması için uğraşıyordu, Mehmet artık her zaman yanında taşıdığı kapan kağıtlarını hemen yakındaki tenha bir sokakta altıgen olarak dizdi ardından Dessaad’ı çağırıp “bu Gul’u kapana doğru kovala” dedi Dessaad’ı karşısında gören Gul “defol burdan pis Hinzep” diye bağırdı Dessaad elini kaldırıp bir yumruk savurdu Gul’un suratında kıvılcımlar parladı ve beş metre savruldu ardından Dessaad onu tam olarak omzundan tutup sanki beş kiloluk bir torbaymış gibi kapana kadar götürüp savurdu Mehmet ise bu arada çocuğun yanına geldi başını annenin şaşkın bakışları altında okşadı ardından “endişe etme, bir daha seni korkutamayacak” dedi çocuk ise gülümsedi ve “öcü dittti!” diye annesine gülücükler saçtı anne şaşkınlıkla bu gizemli upuzun gencin arkasından baka kaldı.

Mehmet bir büfeden kendisini eskiden küfrettirecek bir fiyata bir buçuk litrelik bir su şişesi aldı ardından ara sokağa hızla işi bitirmeye kararlı bir şekilde daldı. Gul karşısında bir Zelenbur olduğunu anladığından korku içindeydi Mehmet bir anda suyu savurdu dumanlar fışkırdı “Mehmet “Kısa kesecem cin, eğer şimdi teslim olmazsan öleceksin, pek hızlı bir ölümde olmayacak bu” Gul çıldırmış gibi bağırmaya başladı “Sen ne sanıyorsun kendini ins p.çi” Mehmet kartardan birini çekti Dessaad kapandan kaçmadan Gul’u yakaladı bir anda Gul’a çok büyük bir elektirik aktardı Gul çarpa çarpa parçalandı. Bu esnada birden çok cin belirdi ama bu sefer anlaşılan o ki Mehmet’in işi bitmişti çünkü karşısında on Gul ve bir ifrit olduğunu tahmin ettiği haşmetli, inanılmaz kaslı bir adamın gölgesine benzeyen, devasa, üç metrelik göz kısımlarından ateş saçan bir yaratık vardı Dessaad “sahip, bittik” dedi bir Zelenbur.

Her ne kadar bir Gul’u havada karada yense de on tanesiyle birden başa çıkabilse de, bir ifrit Dessaad’ı en fazla bir dakikada haşat ederdi. Mehmet son anlarını yalvararak geçirmeyecekti elini cebine atıp bir şeyler yapmaya başladı “Ne istiyorsun” ifrit gök gürültüsü gibi bir sesle “Azir kabilesinin kanını ins dökmüş, ey adem oğlu kimdirler biliyorsan konuş, canını bağışlayalım” Mehmet bu sözün bir yalan olduğunu biliyordu az önce bir Gul öldürtmüştü. İçinden “madem öleceğim bari doğru şeyi yaparak öleyim” dedi ve “Ben ve cinim öldürdü!” ifrit “neden?” diye sordu Mehmet “Siz haddinizi aştınız ben haddinizi bildirdim yetmez mi?” Mehmet’te en küçük bir korku belirtisi yoktu ama Dessaad korku içinde kıvranıyor ve bir esir olduğundan hiç bir şey yapamıyordu. Çaresizce “Efendim ne olur beni yakmayın!” diye bağırdı Mehmet’in yüzünde acı bir gülümseme belirdi “bu işin tek iyi yanı adi Dessadında geberecek olması” diye geçirdi içinden, onun aslında bir çocuk katili olduğunu hiç unutmamıştı “elveda dünya!” diye bağırdı Mehmet cebinden kanlar içindeki mavi nehir taşından bileziği çıkardı kan Mehmet’in kanıydı, yumruğunu savurdu bir cini hissetti ilk defa Gul’un biri savrulmuştu ve hızla kalan suyu savurup ifrite doğru koştu bağırıyordu “işte cin, al sana toprağa deymiş su! Alsana suyla şekillenmiş toprak” (insan topraktan yaratılma, su ile oluşma, nehirtaşı da su içindeki toprak oluyor, açıklayınca zevki kaçıyor) ifrite bütün gücüyle vurdu ifrit “Ağ” diye bağırdı ardından kahkahalar atarak Mehmet’e yumruğunu savurdu Mehmet cinden kendine doğru akan elektrik akımıyla yere yıkıldı, elindeki kanlı nehir taşları düştü ve Mehmet kıvranarak sağ elini karnına götürdü sol eliyse yerde geziyordu (yerden bir şey aldı) bu arada Dessaad hem Gullerle kapışıyor hemde bağırıyordu “söyleyemeyeceklerim var söyleyemeyeceklerim var” Mehmet “şerefsiz” diye tısladı ve bu arada ifritin üç metrelik duman halinden insana dönüşüşünü izledi, İfrit insan formunda azcık küçülmüştü ama yine çok iriydi, iki metrelik kas yığını kel ve korkutucu bir adama dönüştü cin ve Mehmet’e doğru yürüdü, “bittin sen insan!” ifrit onu tek koluyla yakasından havaya kaldırdı bu esnada Mehmet kanlı sağ eli ile cebinden çıkardığı çakısını kullanmaya kalktı ve cin onun sağ elini serbestteki sol eliyle yakaladı ve Mehmet’in çığlıkları arasında kolu eliyle ezmeye başladı ama Mehmet acıya rağmen az önce yerde bulduğu sol elindeki çiviyi iki elide meşgul olan ifritin ensesine sapladı ifrit yere düştü bunu gören Dessaad şevkle savaşmaya başladı ve yedi sekiz Gul’se artık kazanamayacaklarını anlayıp kaçmaya başladılar, Mehmet yerinden kalktı, cin küle dönüşmemişti bu yaşıyor demekti ve dumana dönüştüğünde bu yaraların pek bir önemi kalmayacaktı Mehmet yarı yürür yarı sürünür bir biçimde kağıtlarını topladı ve insan şekline girmiş üzerinde bol bir siyah kazak ve bir bol mavi kot olan kas yığınının çevresine dizdi tahmini doğruydu cin dumana dönüştü Mehmet son anda kendini kapan alanından çekti ve Dessaad’ın yüzüğünü çıkardı, Dessaad “ne yapıyorsunuz sah…” sözünü bitiremeden kapana yüzüğü attı yüzükle beraber Dessaad’da kapana sürüklendi Mehmet “benimde söyleyemeyeceklerim var Dessaad” dedi yorgun ifrit yorgun Zelenbur’un üstüne çullandı bu arada Mehmet sadece izliyordu, Dessaad ise “sadık olacağım sahip bağışla!” diye inliyordu. İfrit Zelenbur’u kapanın altı şeffaf sarı duvarından her birine tutup tutup fırlattı ve Mehmet Dessaad’a “dönüş ve çık” dedi Dessaad dönüştü ama dönüşmez komaz olaydı bir insana dönüşerek bir takla attı ve kapandan cıktı ardından yüzüğü Mehmet’e uzattı Mehmet yüzüğünü takarken tıpkı ifrit gibi insana dönüşen Dessaad’a baktı Dessaad bir seksen boyunda adaleli bir adama dönüşmüştü, aynı ifrit gibi o da bol mavi kot ve bol siyah kazak giyiyordu ama yakışıklıydı masmavi gözleri sim siyah saçları ince bir beyaz bir yüzü ve biraz üçkağıtçı tipi vardı Mehmet hayıflandı “bi ben tipsizim bu dünyada” aslında Mehmet aşırı kemerli büyük burnu, ve dudakları neredeyse olmayan ağzı olmasa tipsiz olmazdı ama gayet tipsizdi ve yüzüne bakmak acı verici bile sayılabilirdi.

Bu arada Dessaad Mehmet’in emirlerini bekliyordu, Mehmet “git seninkinden farklı renkte bir cin hapsetme yüzüğü al gel, bir yüz lira attı önüne” ardından “bu yetmeli ama yetmezse yüzüğü çalarsın” dedi Dessaad giderken tekrar insan formu almaya korktuğu her halinden belli ifrit “hiç bir ifrit binlerce yıldır esir alınmadı, asla esirin olmayacağım” Mehmet güldü “galiba binlerce yıl bir Zelenburda esir alınmamıştı” cin duman formunda yarasızdı ama insan formunda yaralandığından tekrar o formu almaya cesaret edemiyordu, zaten cinler insan şeklinde, şik denenler hariç, uzun duramazlardı en fazla bir hafta içinde enerjileri çok azalırdı, hayvan formlarının çoğundaysa istedikleri kadar durabilirlerdi Mehmet gülümseyerek telefonunu kaldırdı ve Necmiyi aradı “silahını kap ve Erdal büfenin arka sokağına gel çabuk ol” ne ifrit ne de Mehmet ifritin insan formundaki yaralarının neye sebep olabileceğini ve neye sebep olamayacağını bilmiyorlardı ama Mehmet işini garantiye alacaktı.

Dessaad kırtasiyeciye yüz lirayı uzatıp bir kağıt ve kalem ve bir cüzdan aldı cüzdana kırtasiyecinin mavi kartvizitini koydu, ardından oracıkta bir şeyler çizdi, Mehmet’in bilmediği ama Dessaad’ın bildiği bir gerçek vardı ifritler sadece zümrüde hapsedilebilirlerdi ve Dessaad da Mehmet’ten birkaç numara öğrendiğinden bir plan yapmıştı harekete geçti kuyumcuya girdi, yakın gözlüğünü takmış hesap yapan adama cüzdanını açıp adamın göremediği kartviziti gösterdi, adından “polis” dedi kuyumcu uzak gözlüğünü takarken elindeki resmi kaldırdı “bu çocuğu gördünüz mü?” saçları dökülmüş kuyumcu “evet bu gün bir altın sattı dedi adam açıkça korkmuştu Dessaad üstüne gitti “bir altın, yani bu gün güvenlik kamerası kayıdında göreceğimiz miktar, ya sizin onun suç ortağı olmadığınızı kim gösterecek? kuyumcu “şey herkese sorun, valla…” Dessaad, bir yüzüğe baktı, platin üstünde kocaman bir zümrüt taş, Dessaad, madem öyle diyorsun dükkan ruhsatını getir bu arada kimlikte lazım, yaşlı adam cüzdanını çıkarttı içinden kimliğini çıkarmaya uğraşırken Dessaad hızla elinden aldı cüzdanı ardından “ruhsatı getir” dedi bu arada kuyumcunun cüzdandan kredi kartı çıktı ve Dessaad’ın cebine indi kimliğe bakan Dessaad “vay amca bu kadar olur adaşmışız, hemde hem ad hem soy ad” yaşlı adama hem cüzdanı hem kimliği uzatan Dessaad “zaten seni gözüm tuttu, ad soy adda aynı en iyisi sana rahat vermek bey amca” yaşlı adam bir anda yüzseksen derece dönüş yapan Dessaad’a baktı, neyse ben zaten bir yüzük alacaktım onu alıp gideyim, yaşlı adam “hangisi?” diye sordu Dessaad “şu yüzük kartla ödeyeceğim” yaşlı adam “bak şu şansa kartımız bile aynı bankadan” dedi sıkıntı çıkarmadan hemen kartı çekti Dessaad kırtasiyeye tekrar uğradı bir mavi keçeli kalem aldı, zümrütü bir güzel maviye boyadı.

Mehmet’in yanına geldiğinde Necmi’de gelmişti ve elinde akrep denilen Makineli tabancası vardı Dessaad yüzüğü uzattı “buyur sahip, Necmi iğrenen gözlerle Dessaad’a baktı, Mehmet ona “onu öldürmen sadece başka cinlerin daha çok zarara yol açmasına sebep olur” dedi Necmi kendini tuttu, Mehmet Dessaad’ın verdiği yüzüğü ifrite attı, ifrit hemen yüzüğe girdi, Mehmet şaşkın şaşkın Dessaad’a baktı, “mors olmasını izleyin sahip” Mehmet Necmi’nin yardımıyla kalkıp kapan bölgesinden yüzüğünü aldı kapandan çıkar çıkmaz ifrit yüzükten çıktı ve “bir ifriti hapsetmeniz için zümrüt gerekir dangalaklar” diyerek yüzüğe elektirik yolladı ve yüzüğün üzerindeki mavi boya sıyrıldı, ifrit “iradem olmadan esir olamam, ve ifrit dumandan yumruğunu savurdu Mehmet “dur” dedi ve bir anda ifrit taş kesildi Mehmet “isteyerek yani iradenle yüzüğe girdin, esareti kabul ettin en baştan, sadece kurtulabileceğini düşündüğüden yapsan da önemli olan sonuç” Dessaad gülüyordu “bir kez daha Zelenburların ahmak ifritlerden aklen ne kadar üstün olduğunu gördük” Mehmet gülümseyerek konuştu “Evet boyama yapmayı akıl ettiğine göre artık seni ana sınıfına yollayabiliriz” Necmi Mehmet’in kahkahalarına sert bir bakışla tepki gösterip “bu katil yaratıklara bu kadar ısınma” dedi.

Mehmet yeni esirine sordu “adın ne?” ifrit cevap verdi “Silah efendisi Azir” Tekrar duman haline dönmüş olan Dessaad “efendim az önce yediyüz yaşında, ünü duyulmuş bir kiralık ordu komutanı yakaladınız, kendisi sadece bir ifrit değil bir Mürre’dir, küçük çaplı bir Mürre’dir ama az önce Süleyman’dan beri bir Mürre’ye hükmeden tek insan olarak tarihe geçtiniz. Necmi şaşkın şaşkın “Süleyman kim?” Mehmet “Indiana Jones filimlerindeki Solomon” Necmi “yani kral Solomon” Mehmet “Süleyman Peygamber, kendisi bir peygamberdi ve aynı anda hem insanlar, hem cinler hemde hayvanlara hükmetmiştir, gelmiş geçmiş en büyük hükümdardır.” Necmi yine sordu “Peki bunu anladım, ama kiralık ordu komutanı da ne demek?” Dessaad “Uzun hikaye, ama anlatıyım:

Biz cinler sizin zannettiğiniz gibi medeniyetsiz yaratıklar değiliz, esas halkımız deniz altında yaşar (sadece toprağa değmiş tatlı sudan zarar görüyorlar cinler insanlar dünyaya gelmeden önce melekler tarafından denizlere sürgün edilmiştir), yani sizin kara üzerinde gördüğünüz cinler azınlıktır normalde nüfusumuz siz insanlarınkine yakındır ama karada elli atmış milyon kadar cin yaşar, Azir ise deniz altındaki devletlerin savaşlarında aşireti ve takipçileriyle beraber çeşitli kazançlar için dahil olan biridir, aşireti ve takipçileri bu işle geçinir, binden fazla aşiret üyesi ve dört binden fazla takipçisi olduğundan ucu ucuna Mürre lakabını kazanmayı hak etmiştir.” Mehmet Gul’larla ilgili normalde hiç bir şey bilmeyen Dessaad’ın bu halini ilginç buldu “Sen nerden biliyorsun tüm bunları?” Dessaad “aşiretimi yok etmek için kiralanan katillerdir kendileri” Necmi “konuşana da bakın hele” dedi. Mehmet Azir’e döndü “Bana sahip diyeceksin ve itaat edeceksin, gerçi başka çarende yok ama ben yinede söyleyeyim, peki senin söylemen gereken bir şey varmı?” Azir halsiz ve üzgün bir biçimde “kısa süre içinde düşmanlarım beni öldürmek için ordu yollarlar.” Mehmet Dessaad’ın kısa süreden ne anladığını hatırladığından ” Kısa süre derken en erken kaç ay?” Necmi gülerek “ay mı?” dedi Azir “Bir yıl,” biraz durdu “sahip” Necmi şok olmuştu ama cinlerin yaşam süreleri ile insanlarınkini karşılaştırınca duruma biraz anlam verdi ama yinede cinler insanlara göre çok hızlı hareket edebiliyorlardı, onlar içinde işler daha hızlı yürümeli değil miydi, diye düşündü.

Mustafa Söylemem

Hüddam Ustası Hikayesinin Bölümlerin Linkleri

  1. Bölüm İçin TIKLAYINIZ
  2. Bölüm İçin TIKLAYINIZ
  3. Bölüm İçin TIKLAYINIZ
  4. Bölüm İçin TIKLAYINIZ
  5. Bölüm İçin TIKLAYINIZ
  6. Bölüm İçin TIKLAYINIZ
Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 2 Ortalaması: 5]
Etiketler

Gülten AJDER

Kitap okumayı seven insanlar daha zeki ve daha başarılı olurlar. Bende bu yüzden kitap okumayı sevdirmek istedim bu site ile. Gizli kalmış bütün bilgilerin kitaplarda saklı olduğuna inandığımdan, kültür seviyemizi yükseltmek, bilgi hazinemizi daha da zenginleştirmek, gizli yeteneklerin ortaya çıkmasına destek olabilmek için, okusun yazsın benim ülkemin insanları diye bir işin ucundan tutmak isteyen birisiyim.

İlgili Makaleler

4 Yorum

  1. Dediğin gibi çocuklaşmaya başlamış hikaye bir kere çok kısa ilk iki bölüm gibi değil ikincisi cinlerle yapılan savaşlar çok epik 1 ve 2 de ama bunda bildiğin gülünç Mehmet in savaşlarda zekasını kullanan ciddi bir karakter olarak gördük 2 metre olan bir kas yığınına koşarak saldırması hem gülünç hem karakter hiçe sayılmış gibi. Necmi ise ne o öyle silahını kap gel o kadar kolay mı silahla dolaşmak. 1 ve 2 güzeldi sonra bozdu ama 3 ve 4 de fena değildi karakter ilişkileri açısından tabi Necmi gene kötüydü. Fakat bu bölüm bildiğin kötü. Düzeltme yaparak yayınlıyorum dedin biraz daha ilk bölümlerdeki gibi karakterlere sadık kalmalısın onları ilginç kılmalısın.

    1. Mehmet Aslan, bu az biraz düzeltilmiş hali. Hikaye biraz daha kötüleşecek. Ancak sizin talepleriniz doğrultusunda karakterlerin geçmişini detaylandıran bir bölüm yazacağım. Sonra da Dessaadın bir kişinin zihnini ele geçirdiği bir bölüm gelecek. Sonrası biraz fazlaca saçma iki bölüm var. Benden söylemesi. Okumak isteyen varsa yayınlayacağım.

    1. Hikayedeki cin türleri ve özellikleri ile ilgili meselelerin üç kaynağı var, ilki ilk bölümde bahsettiğim kitapçık, Osmanlıcadan çevirilme, yani ifrit, hinzep, gul, zelenbur, dasim, marid ve diğerleri bu kitapçıkta geçiyordu, bu kitapçıkta cinlerin özelliklerinden de bahsedilmişti, ancak özellikler bire bir değil, yazar olarak daha eğlenceli olacak şekilde insiyatif kullandım. Cinlerin hayvanlara dönüşmesine gelince bu da genel olarak rivayetlerde ve israilliyatta geçen şeyler, cinlerin genelde beyaz yılana dönüştüğü rivayetlerde geçer ancak benim hikayemin amaçları doğrultusunda genelde köpeğe dönüşüyorlar (dönüşebildikleri sekiz – on çeşit hayvan var). Toprağa değmiş suyun cinlerin canını acıtması meselesine gelince o da bahsettiğim kitapçıkta geçiyordu ancak cin kapanı benim uydurmam. Kısaca hikayenin üç kaynağı, bir bahsettiğim kitapçık, iki İslam kaynaklarındaki rivayetler, üç benim işkembem.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı