Bilim Kurgu Hikayeleriİkbal Erdem

Bilim Kurgu Hikayesi; DID “Dost İçin İtaatsizlik” 3. Bölüm

Bilim Kurgu Hikayesi

Bilim Kurgu Hikayesi; DID “Dost İçin İtaatsizlik” 3. Bölüm

DID

Haluk Bey gazetede onu ziyaret eden Prof. Koray’ın çalıştığı binanın asansörünün arıza yaptığı için elim bir kaza sonucu öldüğünü okur çok ama çok şaşırır. Habere odaklanıp daha dikkatli okumaya başlar. Haluk masadan kalkarak laboratuvara gider.

DID – “ Başınız sağ olsun hocam, gazete haberlerinden takip ettim. Bizim dostumuz, değerli büyüğümüz ve meslektaşınız kaza sonrası ölmüş. Araştırdım başarılı bir kişiymiş. Tanır mıydınız?”

 Haluk –  “Hayır, tanımazdım. Ama birkaç gün önce gelip seni sormuştu bana.”

DIID – “Tüh be, keşke tanıştırsaydınız. Beni mi sordu? Neden ki ?” Haluk cevap vermez, herkes üzgün işlerine bakmaya devam ederler.

Ali’nin kardeşi sınava çoktan girmişti. Sınav sonuçlarının açıklanmasına saatler kalmıştı. Evde kimseden ses çıkmıyor ve Ali’nin laptopu açık ara sıra sayfa yenileyerek sonuçlar çıktımı diye bakıyorlardı. Bu sırada Ferhat hafta sonu olduğu için dışarıda tek başına aradığı kadının peşindeydi. Sokaklardaki çalışan kadınlara küpeyi soruyor ve böyle bir kadın görüp görmediklerini araştırıyordu.

Kadınlardan biri – “Seni yıllardır tanıyorum. Sen anneni arıyor olmalısın” dedi. Bu soruya sinirlenen Ferhat kadına bağırdı.

Ferhat- “Ona anne denmez. Sen onu tanıyor musun?” Üzerine doğru yürüyen Ferhat’a kadın elleri ile durması yönünde bir hareket yaptı. Onun sakinleşmesinden sonra.

Kadınlardan biri – “Sen hiçbir sokak kadını ile yaşadın mı? Bir çocuğu caminin avlusuna bırakmaktan daha zordur onu büyütmek, onunla yaşamak. Ama sen bunu bilemezsin. Sen yetimhane köşelerinde büyürken, anne diye ağlarken bizler her gün kaderimize ağlarız. Aradığına gelince tanımıyorum. Ama inan bana ondan bu sokaklarda çok var. Aklına gelen düşündüğü belki de son şey bile değilsin. Yıllardır gelip soruyorsun. Seni öyle tanıyorum ve tahmin ettim sadece. Bak genç bırak arama. Bulsan anne deyip bağrına basmayacağın belli. Hayat kadına belli ki çok vurmuş. Bir de gelip sen yüzüne vurma.”Ferhat kadının sözlerine sinirlendi. Ama ona hafif bir yüksek sele cevap verdi.

Ferhat – “Evet onu bulup anne diye bağrıma basmayacağım. Sadece içinde bulunduğu durumda iken neden tedbir almadı. Neden beni dünyaya getirdi. Neden terk etti. Hem yetimhane öyle sandığın gibi iyi ki burada yaşıyorum diye şükredebileceğin bir yer değil. Bak bu yaraları görüyor musun? Bazı yaralar ranzadan düştüğümde. Ama kimse gelip yaramı sarmadı. Sus oğlum ben yanında ben varım deyip susturmadı. İnan bana bu görünenler. Bir de görünmeyen yaralar var. Küçükken sanki piç olmayı ben istemişim gibi benimle alay edenler.” Kadın hiddetlendi.

Kadınlardan biri – “Git çocuk git buradan. Bak ne olursa olsun belli ki okumuşsun. İşin iyi olmalı. Araban, kıyafetin hepsi son model. Sen sadece git ve bunlara şükret.”

Ferhat arabasına bindi ağlıyordu. Haklıydı. Çünkü onu arabası, işi ya da giyimi iyi olduğu halde sevdiği kız anası-babası soyu sopu belli değil diye reddetmişti. Belki de bu onun için daha hayırlısıydı. O kızın gururu ve kibri ile Ferhat baş edemezdi. Ancak mutsuz fakat sevdiği kadın ile yaşardı. Gözlerinin önünden bu hatıralar geçti. Sonra oradan uzaklaştı. Görüştüğü o kadın o gidince kulağına elindeki tek küpesini taktı ve arkadaşındaki bara girip masaya kapanıp ağladı.

Tuana hafta sonu olduğu için evde annesi ile temizlik yapıyordu. Annesinin o susmak bilmez çenesi hala ver yansın ediyordu.

Sema İstanbul’un sahil kasabasında bir kafede çay içip elde ettiği özgürlüğü ile huzurlu bir hafta sonu geçiriyordu.

Haluk bir konferansta konuşmacı. Konu gelişen dünya ve bilişim.

Sabahat laboratuvarda açmış televizyonu eski Türk dizilerini izliyor. Ara sıra DID ile muhabbet ediyorlar. Ama DID bugün pek muhabbet havasında değil. Ali’nin kardeşinin sınav sonuçlarına ulaşıp değiştirmeli. Zaman aleyhine işliyor. Biraz uğraşı sonucu sınav sonuçlarının bakıldığı bilgisayara ulaştı ve sonuçları değiştirdi.

Ali ve ailesinin evinde sevinç çığlıkları. Kardeşi sonuçlara inanamıyor. Haklıda aslında. O hiçbir eğitim kurumuna yerleşememişti. Fakat DID dost bildiği Ali için bunu yapmıştı. Ali ondan böyle bir şey istemeden.

Laboratuvara o gün ilk Sema gelendi. Hemen DID’in yanına geldi ve hafif gülümsemesi ile.

Sema – “ Günaydın DID bugün nasılsın bakalım.” DID cevap vermedi. Sema şaşırdı ve biraz yüksek sesle DID’e tekrar seslendi.

Sema – “Günaydın DID bugün nasılsın diyorum.” DID korkarak ve ürkek bir sesle.

DID – “Sema hocam günaydın siz erken mi geldiniz biraz?”

Sema- “Evet DID artık sona yaklaşıyoruz. Aktarıma az kaldı.”

Sema – “Ne yapıyorsun bakalım” Sema DID’in geçmişine bakar.

DID – “Müzik dinliyordum.”

Sema – “Hıııı, bakalım ne dinliyormuşsun?” Sema hoparlörün sesini açıp enter tuşuna bastı ve yüksek ses çalan hip-hap müzik ses ile irkildi. Hemen müziği kapattı. Kızgın ama sert olmayan bir ses tonu ile.

Sema – “Bu ne? DID ben sana bunlarımı dinlemen ve hafızanı kaydetmen için program verdim. Nerede Klasik müziklerin?”

DID – “Sema hocam klasikleri gece dinliyorum. Uyku öncesi iyi geliyor. Ama sabahları bu müzik adrenalin veriyor. Yo Yo Yo. Hem merak etmeyin ben bedenime kavuşayım sizin ile 1725 yılında bestelenmiş Vivaldi‘nin Dört Mevsimi eseri ile vals yapacağım. Tüm hareketleri hayal edip öyle ezberledim” DID Vivaldi Dört Mevsimi mırıldanır. Sema DID’in mırıldanmaya başlaması ile ondan beklenmedik bir tepki verir.

Sema – “O zamana kadar beraber dans provası yapalım.”

DID’in kollarındaymış gibi vals yapmaya başalar. DID’İn mırıldanması devam eder ve her ikisi de gerçekmiş gibi bir hayale dalar. Sema DID’in vücut bulmuş fakat asla yüzünü görmediği hali ile Türk saraylarının birinin salonunda vals yapmaktadırlar. Üzerinde uçuk mavi, etekleri uçuşan uzun, kolları omuzunda biten ve ince naif boynunu daha ön plana çıkaran bir abiye elbise vardır. DID in üzerinde ise siyah smokin. Sema vals sırasında gözlerini bir an kapar ve burnuna parfüm kokusunu içine çeker ve gözlerini laboratuvarda tekrar açar. İçeriye Haluk Bey girmiş fakat gözlerinin kapalı olmasından görememiştir. İçine çektiği parfüm kokusu ise Haluk’un parfümüdür. Bu hayalinden utanan Sema hemen laboratuvardan çıkarken Haluk’un yanından geçer.

Sema – “Sen parfümünü mü değiştirdin Haluk?”

Haluk – “Evet diğerinden kalmamış. Satıcı kızda bu sefer bunu tavsiye etti.”

Sema – “Güzel bir tavsiye. Ben odama çıkıyorum.”

Haluk – “Beş dakika bekle biraz işim var. Beraber çıkarız. Kahve ? DID bize 2 kahve.”

DID – “Hemen Haluk Bey” Dıd kahveleri hazırlarken Sema Haluk’u bekler. Haluk’a biraz dansın ve parfümün etkisi ile farklı bakar. Dıd ile konuşmaya devam eder.

Sema – “Suç ve Cezayı okumayı bitirdin mi ? Yorumun ne ?”

DID – “ Ama hocam hep çalışmadığım yerden soruyorsunuz. Şaka hocam Suç ve Cezadan sonra tüm Türk ve Dünya klasikleri ayrıca basılmış tüm kitapları bitirdim. Yorumum ise “Birine iyilik yapmak için kötü biri de olsa başka biri öldürülür mü? Ya da bu cinayet kendi fakirliğinden kurtulmak için mi? Yoksa diğer insanları kurtarmak için mi? Bunlar suçluyu suçsuz cezayı ise gereksiz sayar mı? Sizce hocam?”

Sema – “DID sana bir şey itiraf edeyim mi ? Ben suç ve cezayı hiç okumadım. Ama sen bana sonra bir gün okursun belki ?,”

DID – “Siz vakit ayırın. Ben şeref duyarım.”

Haluk – “Benim işim bitti. Çıkabiliriz. Ayrıca ben Suç ve Cezayı 4 kere okudum. İstersen sana anlata bilirim.” Gülüşerek ellerindeki kahvelerle laboratuvardan çıkarlar. Sema’nın neşeli gülüşleri duyulur koridordan.

DID – “Vay be beni duymadı bile. Tuana neredesin aşkım?” İçeri Ali girer elinde bir koca tepsi baklava ile. Dıd baklava görünce.

DID – “Şu bedene kavuşayım yemin ediyorum 5 tepsi dağıtacağım. Ama şimdi ben yiyemiyorum. Bana ne var?”

Ali – “İnşallah. Ama bak unutma sonra. Hatırlatırım. Ayrıca sen yiyemiyorsun diye seni unutmuş değilim. Sana bak ne aldım. Bilgisayar oyunu. Hem de en son çıkan sürüm. Artık geceleri canın sıkılmaz.” Dıd çok mutlu olur.

DID – “Ali sana çok teşekkür ederim. Hadi hemen yükle. İnanmıyorum. Nereden bildin. Bu oyunu istediğimi?”

Ali – “Geçen gün insan bedenine geçince bir çiftliği olabilir mi? Diye sormuştun. Bende sana şimdilik sanal bir çiftlik aldım.” Dıd çiftlik oyunun içinde bahçesi ile ilgilenir.

Artık projenin yüzde ellisi çoktan geçildi.  Bundan sonrası daha kolay ilerlendi. Tuana ile nöbet tutma gecesi.  Onun yanlışlarını yüzüne vurmadan DID her şeyi düzeltti yine. Sema, Haluk ve Ferhat bilgisayarlarını DID’e tanıttılar. Onlar uzakta iken de DID’e ulaşabilecekler DID Tuana’nın bilgisayarında ne ile ilgilendiğine bakar ve iç sesi ile.

DID – “Oooo hayaller araba diyor. Banka hesabına da bakalım, neredeyse hiç para yok. Tabii annen hepsini elinden alıyor. Nasıl alacaksın ki? Neyse bunu halletmeliyim. Ama önce başka bir şey var.?”

Evet başka bir şey vardı. Tuana’nın annesi. Annesi Tuana’ya çok baskı uyguluyor ve Dıd bunlara şahit olup Tuana ağladıkça, üzüldükçe daha çok Onun annesine karşı kinleniyordu. Bir gün Tuana’nın annesi doktora gitmek için Tuana’dan randevu almasını istedi. Tuana randevu sistemini arayarak annesine randevu aldı. Dıd tüm bu aramalar laboratuvarda olduğu için hafızasına tüm bilgileri kaydetti.

Tuana’nın annesi doktora gittiğinde aldığı reçete ile eczaneye gitti. Eczacı ekrandaki ilaçları hazırlayıp geldiğinde ekranı kontrol için bakmış fakat ilaç isimleri değişmişti. Eczacı yanlış reçeteye baktığını sanıp yeni ekrandaki ilaçları verdi. Tuana’nın annesi bu ilaçları kullandı ve birkaç gün sonra kısmı felç geçirdi. Artık konuşamıyor ve hareket dahi edemiyordu. Dıd onlara devletten ödenek gelmiş gibi yüklü bir aylık ödeme çıkardı. Bu para ile Tuana ve babası annesine bir yatılı bakıcı tuttu.

Tüm ekip Sabahat hariç Laboratuvarda. Önemli bir test aşaması. DID’e komutlar verilecek. DID’in bunları başarması gerekli. Ama zor bir görev tabii ki. Bizim ekip öyle sanıyor. Oysaki DID bugüne kadar neler başarmadı ki.

İki büyük ülke lideri ortak başka bir ülkede toplantı yapacaklar. Bu toplantı çok gizli ve korunaklı. Ama bilgi toplanmalı. Haluk DID’e ne yapması gerektiğini anlatıyor. Her kes çok ciddi.

Haluk – “Dıd bugüne kadar sana verdiğimiz görevler içinde en önemlisi bu. Bunun farkındasın değil mi?”

DID – “ Evet Haluk hocam farkındayım. Ama lütfen rahat olur musunuz? Ben halledeceğim ama beni kasmayın ve strese sokmayın. Lütfen koordinatları verin.” Haluk DID’e görüşmenin yapılacağı Ülke ve yerin adını verdi. DID’in ekranında koordinat tarandı. Bina Bulundu. Binanın içindeki tüm bilgisayar IP’leri listelendi. Hepsi ile görüşme sağlandı. En sonunda O önemli ve gizli görüşme odasındaki iki liderin birinin yardımcısının açık olan bilgisayarına bağlandı. Laptop olan bu bilgisayarın kamerası açıldı. Tüm toplantı artık DID’in ekranından görünüp, duyuluyor. Ayrıca DID bu görüntüleri içeride bulunan Türk devlet yetkililerine Türkçe Tercüme yapıyor. Toplantı bitiğinde. Tüm herkes DID ve tüm ekibi alkışlanır.

Tuana evinden çıkmak üzeredir. Tam dış kapıdan çıktığında, bir kurye ona küçük bir paket teslim eder. Paketi açtığında bir otomobil anahtarı çıkar, bir de not.) “Lütfen korkma bu hediyeyi sana projeye desteklerin için gönderiyoruz. Lütfen kimseye bir şey söyleme. Sen projemiz için çok değerlisin, güle güle kullan”

Tuana – “ Neydi bu şimdi?” Şaşırdı ve kumandanın açma tuşuna bastı. O da neydi öyle? Hayallerindeki araç, daha bir hafta önce bakıyordu. Kim aldı diye asla sorgulamadı. Nedeni çok sonra anlaşıldı.

Hem tüm ekibin başarısı hem de Tuana’nın doğum günü ekip yine kutlamada. Ama bu sefer kutlama dışarıda. DID ise yalnız laboratuvar da ama canlı yayınla sık sık dostlarının kutlamaları da dahil oluyor. Haluk ve Sema romantik bir dansta. Tuana önce Ali sonra Ferhat ile dans ediyor. Sabahat’te öyle. Geç bir saatte dağılıyorlar. Sabahat DID’in yanına uğrayıp sonra odasına geçiyor.

Haluk Sema’yı evine bırakıyor. Kapını önünde biraz gençlik yıllarından bahsediyorlar. Üniversite yıllarından. İkisi de biraz alkolün etkisi ile tatlı bir sarhoşluk yaşıyor. Belki de sabah bu konuşmayı hatırlamayacaklarından falan bahsedip gülüyorlar. Sonra Mezuniyet törenleri sonrası yine Haluk’un Sema’yı eve bıraktığı günü hatırlıyorlar. Yine kafaları biraz na-hoştu. Tam Sema’yı Haluk öpmek üzereydi ki, Sema’nın babası balkona çıkmış ve onlara seslenmişti. Hayalle gerçek arası yıllar sonra aynı anları yaşıyorlardı. Sema’nın babasının balkondan seslenmesi ile kendilerine keldiler. Birbirlerine bakıp gülüşerek ayrıldılar. Haluk Hafif yağan yağmurun altında birkaç dakika bekledi. Sema odasına çıkıp yıllar önceki gibi Haluk’a baktı. Yıllar önce Haluk oradan taksiyi gönderip öyle ayrılmıştı. Yine aynısını yaptı. Çoğalan yağmurda yürüdü ve yıllardır yanan yüreğini anca böyle soğutabildi.

Aynı geçenin bir hayli geç vakti Ferhat laboratuvara geldi. Alkollü fakat çok da sarhoş değildi. Sadece üzgündü. Dıd’in kapalı olan ekranı o gelince açıldı.

DID – “Hayırdır Ferhat. Çok iyi görünmüyorsun. Canını sıkan bir şey mi oldu?”

Ferhat – “Sadece kendimi çok yalnız hissettim. Sonra kendimi burada buldum. Neden bilmiyorum, ama sanki sen bana iyi gelecekmişsin gibi hissediyorum.”

DID – “Buna sevindim.”

Ferhat – “Sevindin mi? Neden?”

DID – “Çünkü beni dost olarak görmüş olmalısın. Beni dertleşecek kadar yakın bulmuşsun. Hem bir filmde duymuştum. İnsanoğlu hiç tanımadıklarına daha rahat içini döküyormuş. Anlat bana.”

Ferhat – “Neyi anlatayım ki?”

DID – “Hikayeni. Seni sen yapan her şeyi.” Ferhat anlatmaya başlar. En baştan. Gece uzundur ama Ferhat’ın hayat hikayesi yaşanmışlıkları geceden daha uzundur. Ferhat anlatırken kimi zaman güler kimi zaman ağlar. Ayakta anlatır, uzanarak anlatır. Anlatır işte. Sabaha karşı Ferhat artık anlatmaktan yorulmuş ve uykuya ha daldı dalacaktır.

DID – “Sana yardım etmemi ister misin? Belki aradığın o kadını bulmamı ister misin?” Ferhat tam uykuya dalıyor.

Ferhat – “Hayır. Böyle bir şeyi istemeye yetkim yok.” Ferhat öyle dedi. Ama DID bu durur mu? Dostları için yaptığı her şey ona büyük bir mutluluk veriyordu. Hemen araştırma ya koyuldu. Ferhat’ın büyüdüğü yetimhanenin kayıtlarına ulaştı. Onun doğduğu ayki tüm hastane doğum kayıtlarını eledi. Günlerce onu araştırdı. Uzun sürdü çünkü kayıtlar çoktu. Tüm Ülkeyi taradı. Ve sonunda o kadına ulaştı. Adresini, kimliği fotoğrafı. Her şey vardı. Hatta kadının yakınlarda doktora kan verdiğini öğrendi. O kan testi ile Ferhat’ın bardağındaki DNA analizini bile yaptırdı. Sabahat’te Ferhat’ın alkol tedavisi için içtiği bardağı ona yazdırdığı kâğıttaki laboratuvara götürmesini ve onun DNA’sına göre ilaç tedavisine başlayacaklarını, fakat Ferhat’ın bundan haberinin olmamasını istedi. Sabahat iyi niyetliydi. DID’e güveniyordu. Tüm söylenenleri yaptı.  Her şey Ferhat için gizli dosyasında arşivlendi. Ferhat’a uygun bir zamanda verecekti.

Haluk ve tüm ekip laboratuvarda. Herkes son haftalarda iyice yorgun. Ama yine de dinlenmek ve gevşemek yok.

Haluk – “Bu hafta sonu kimse nöbetçi kalmayacak. Şu altı aydır üzerinde çalıştığınız programı Pazartesi istiyorum,

DID – “Haluk hocam acaba annem kalsa bu hafta sonu?

Haluk – “Olur DID. O zaten burada kalıyor.”

DID – “Annecim eski bir Türk filmi gecesine ne dersin? Şöyle bol acıklı.” Sabahat çok sevinir ama bu sevincini sadece hareketleri ile belli eder herkes dağılır.

DID Sabahat dizi izlerken Ferhat ve Tuana’nın laptoplarına bağlanır. Ferhat Bilgisayar dizlerinde uzanmış koltuğa Ooo rakı, peynir, kavun. DID’te insan bedenine kavuşunca aynı keyfi yapmayı hayal eder. Tuana ev sessiz tabii tüm yoğunluğunu çalışmaya vermiş.

Hafta sonu Haluk annesini ziyarete gitti. Haluk başarılı kadınları çok takdir eder. Sema’da buna dahil. Onu çok takdir eder ve beğenir. Ama asla ona olan hayranlığını söyleyemez. Hatta belli etmekten bile çekinir. Önceden evli olsa da Sema şimdi bekardır. Aslında onlar yıllardır arkadaştır. Haluk bu arkadaşlığın bozulmasını asla istemez. Reddedilmekten Sema’nın aralarına mesafe koymasından çekinir. Annesi de çok zeki ve başarılı olabilirmiş. Fakat dedesi onu küçük yaşata evlendirmiş. Babası bir subaymış. Annesine destek olsa da annesi geç sahip olduğu tek evladına tüm odağını vermiştir.       

Haluk’un iyi bir eğitim almasına yoğunlaşmış ve onu tam bir bey efendi olarak yetiştirmiştir. Şimdi Alzheimer hastası ve Haluk’u hatırlıyor fakat onu gördüğünde onun Haluk olduğunu bilmiyor. Özel bir bakım evinde. Haftada bir gün mutlaka ziyaretine gider. Haluk annesinin odasına girer girmez elindeki mor sardunya saksısını camın önüne bırakır. Küçükken yaptığı gibi annesinin saçlarını okşadı ve öpücük kondurdu başına.

Haluk – “ Keşke anne adımdan daha fazla şey hatırlasan. Benimle yine ilgilensen. Şimdi çok ama çok yalnız ve mutsuzum. Sana her zamankinden daha fala ihtiyacım var. Emeklerinin sonucu nasıl başarılı oldum görsen ama bana yine akıllar versen. Yol göstersen” deyip annesinin dizlerine kapanıp ağladı. Epey bir süre öyle kaldı. Sonra annesine yemek yedirdi elleri ile. Saçlarını taradı ve ördü. Bahçeye çıkardı. Biraz dolaştılar ve sonra çıkış kapısında annesinin ellerinden öptü ve onu hemşiresine teslim etti. Annesi ona el sallayıp uğurladı. “Haluk oğluma selam söyle öp benim için. Yatılı okul izin vermiyor gelmesine”  dedi Haluk geri döndü annesine baktı ağladı. Yıllar önce onu annesi evlerinin bahçesinden hep böyle uğurlardı. Haluk o eski anları hatırladı.

Zaten annesi ile hastaneden hep bu anı için böyle ayrılıyordu. O günleri tekrar tekrar yaşamak için. Laboratuvarda aksi, sert duran Haluk’tan iz yoktu. Pazartesi sabah erkenden herkes gelir herkes programını sırasıyla DID’e yükler. Bu program yükleme işlemini %100 yapacaktır. Önce Ferhat uyarı verir, program çalışmaz.

DID – “Gerçekten çok üzgünüm olmadı.” DID ve Ferhat’ın yüzünün fotoğrafını çeker. Ferhat kızar, sinirlenir.

Ferhat – “Sil şunu, sil şunu!”

Haluk – “Bırakın kavgayı. Tuana, sen yükle.”

Ferhat –  “Tuana mı? Benim yapamadığımı o hiç yapamaz.” Tuana belleği takar, programı yükler. Yükleme başarı ile tamamlanır.

DID – “ Bravo Tuana, başardın .”

Ferhat – “Yok yok olmaz. Lütfen bakabilir miyim yazılımına? Tuana bilgisayardaki yazılımı açar. Ferhat kendisininki ile karşılaştırır. O da nerdeyse aynı ama birisi programın son bölümünü silmiş.

Ferhat –  “Nasıl yani? Tamamını yazdığımdan o kadar eminim ki. Bitirmiştim sabaha karşı tüm yazılımı,

Haluk – “Ali sen dosyalamayı yap,

Sema – “Tuana, iyi iş çıkardın.” dedikten sonra Sema ve Haluk ile laboratuvardan ellerindeki dosyaları inceleyerek çıkar.

Ali – “Bak arkadaş, sabaha karşı beni aradın, zil zurna sarhoştun. Yazılımı bitirdim. Şimdi son defa kaydet tuşuna basıyorum dedin. Sanırım basmayı unuttun ya da yanlış bir tuşa bastın. Hocaların yanında söylemek istemedim.” Ferhat sinirli olarak odadan çıktı. Ali ve Tuana kaldı sadece.

Ali – “Sendeki gelişme gözlerimi yaşartıyor”

Tuana – “İnan bana, çok çalışıyorum. Hem unutma azimli fare mermeri deler.” Akşam herkes ayrıldıktan sonra Ferhat DID’in yanına geldi. Sabah yaptığı hatanın stresi hala üzerinde. İçkili ve kör kütük sarhoş. Ferhat kendi kendine söylenir ve ayakta zor durmaktadır. Tuana’ ya küfürler eder.

Ferhat – “ Kim oluyor o or….pu! Kim bilir o arabayı nasıl aldı. Kimin…….. lan o programı yazdırmak için neler verdin? DID çok sinirlenir. Ferhat’ı sakinleştirmeyi ve susturmayı denese de birlikte tartışmaya başlarlar ve ikisi de birbiri ile laf dalaşına tutuşur.  Ferhat bir ara kendini iyice kaybeder.

Ferhat – “O or….puya gününü göstereceğim, deyince DID’te kontrolden çıkar.

DID – “Ona o arabayı ben aldım, tamam mı? Anladın mı? Sen kendini ne sanıyorsun. Ben olmasam sen de bir hiçsin, hepinizin gö…nü toplamaktan bıktım” Ferhat bu sözlerle biraz kendine gelir gibi olur.

Ferhat – “Ne söyledin sen?

DID – “Duydun işte ne dediğimi,

Ferhat – “Nasıl yani senin paran yok ki,

DID – “Param yok ama bana yardım eden banka sunucusu dostlarım var” Ferhat DID’e arkasını döner ve cep telefonunun ses kaydetme bölümünü açar. DID onu arkası dönük olduğu için güvenlik kamerasından görür.

DID – “Kapat o telefonu!”

Ferhat – “Nasıl? Sen beni kameradan mı izliyorsun?

DID – “Ne sandın? Ben sizi yıllardır takip ediyorum”

Ferhat –  “Anlamadım”

DID – “Yani diyorum ki, sen p..no izleyip benim odama geri döndüğünde, o pis ellerinle dokunma bana diye Sabahat anneme sinyali gönderen benim. Hatta sen 3. kattaki stajyeri bec…ken kameraların kaydını durduran da bendim. Salak! Sizi bir gece koruması izlese ne olurdu, biliyor musun?  İlk bu programa dahil olduğunda yaptığın anlaşmanın 22. maddesini ihlalden atılırdın. Kariyerin ben olmasan çoktan biterdi yav…k herif!”

Ferhat – “Sen neden bahsediyorsun?”

DID – “Yirmi ikinci madde diyorum. Burada hiçbir kimse başka bir çalışanla duygusal ya da fiziki ilişki kuramaz yasak” Ferhat masadaki kitap defter ve kalemleri elleri ile iterek yere düşürür. DID’e bağırarak.

Ferhat – “Senin bunları düşünmeye, yapmaya yetkin yok. Sen, sen sildin, değil mi yazılımımın son kodlarını? Tuana’ya kopya verdin. Benden alıp ona verdin. S…tir git ya. Sen programın dışına çıkıyorsun. Kendi kafanda düşünebiliyor ve yorumluyorsun. Olayları sonra aynı bir insan gibi uyguluyorsun”

DID – “İnsan gibi değil, insandan daha zeki varlıklarız. Sizden daha hızlı düşünüyor ve gerçekleştiriyoruz. Sadece sizin gibi hareket edecek bir bedene sahip değiliz. Ama ben bir ilk olacağım.”  Ferhat yere çökmüştü, ayağa kalktı, kapıya yöneldi. ‘Kapıyı aç’ komutu verdi. Kadın dış ses, “Geçersiz komut…” 

DID – “Hatta biliyor musun? Tuana’yı bu projeye ben daha gözümü açmadan atadım.”

Ferhat – “İleride tehlikeli olabilirsin. Hemen Haluk hocamı aramalıyım” DID telefon sinyallerini keser.

DID – “Ferhat dur. Sakin ol. Anlaşabilir ve bu yaşananları unutabiliriz. Hem bak sana bir sürprizim var. Bekle açıyorum dosyaları.”

Ferhat – “Ne sürprizi. Ne dosyası sen neden bahsediyorsun. Bunlarda ne böyle.” Ekranda Ferhat’ın doğum kayıt dosyaları, yetimhane dosyaları ve DNA test sonuçları vardır. Ekrana resim geldiğinde Ferhat şaşırır.

Ferhat – “ hayır, hayır ben senden böyle bir şey istemedim.”

Dıd – “ Evet sen böyle bir şey istemedin. Ama ben senin için yaptım. Sen benim dostumsun.”

Ferhat – “Yo dur bir dakika. Sen o gece bana sordun. Ama ben sana hayır dedim.”

Dıd – “Evet ama bu neyi değiştirir k?”

Ferhat – “Bir şeyi sadece bir şeyi değiştirmez. Senin itaatsiz olduğun gerçeğini? Nerede bu? Nereye koymuştuk?”

Dıd – “Neyi arıyorsun?”

Ferhat – “Senin iptal şifreni yazmıştık. Ezberlemiştim. 18811938” Ferhat şifreyi girer ret alır.

Dıd – “Ben şifreyi değiştireli çok oldu.”

Ferhat – “Lanet olsun!” Otomatik kapıya yönelir. Kapıyı açmasını istese de DID talimatı yerine getirmez. Klima ısısını arttır. Sonra havalandırmayı devre dışı bırakır. Ferhat aşırı sıcak ve havasızlıktan alkolünde etkisi ile fenalaşır. Yere yığılır. Ferhat yerde sürünerek son bir hareket ile DID’in fişini çekmeye gider, fakat başaramaz. DID’ in sesi Ferhat’ın kulaklarında uğuldar.

DID – “Özür dilerim Ferhat böyle olsun istemezdim. Sen benim dostumdun.”

Yazar – İkbal Erdem

Hikayenin 1. Bölümü İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Bölümü İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 3. Bölümü İçin TIKLAYINIZ

Gülten AJDER

Kitap okumayı seven insanlar daha zeki ve daha başarılı olurlar. Bende bu yüzden kitap okumayı sevdirmek istedim bu site ile. Gizli kalmış bütün bilgilerin kitaplarda saklı olduğuna inandığımdan, kültür seviyemizi yükseltmek, bilgi hazinemizi daha da zenginleştirmek, gizli yeteneklerin ortaya çıkmasına destek olabilmek için, okusun yazsın benim ülkemin insanları diye bir işin ucundan tutmak isteyen birisiyim.

İlgili Makaleler

2 Yorum

  1. Türkiye’den sizlere sonsuz selamlar ve sevgiler. Evet DID amaçı olan o bedene kavuşmak için yoluna çıkan dostlarını feda edebiliyor. Ama hepsi insanlığın geleçeği için. Devamında okuyacaksınız. Teşekkür ederim.

  2. Meraba hikayenin devami biraz uzucu olmuş.Ferhat ölüyormu,did kendi cikarlari icin Ferhaty olduruyormu,devamini bekliyorum sabirsizlikla.Elinize emeğinize saglik başarilar dilerim ben sizin turkmenistanli hayraninizim turkiyeye burdan selamlar.☺☺

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu