Dehşet ÖyküleriGenesisKorku HikayeleriSizden Gelenler

GENESİS’İN MUHTEŞEM KORKU HİKAYELERİ “TOTEM”+18

Hasan sakin olmamı ve kendimi savaşa hazırlamamı söyledi. Titreyen kollarımı ve dizlerimi yere sabitlemeye çalışıp kaslarımı gerdim ve kendimi az sonra sürünün içinden çıkıp üzerimize atlayacak şeye karşı hazırladım ve Hasan’ a “Ben boynuna saldıracağım, sen de arkasından dolanıp onu sırtından yakala.” dedim.

“Hayır!” diye karşılık verdi Hasan, “Eğer alfaya iki kişi saldırırsak sürünün her üyesi de mücadeleye katılacaktır ve böyle kalabalık bir sürüye karşı hiç şansımız yok. Bu teke tek bir mücadele olmalı, o zaman sürü bu dövüşü müdahale etmeden uzaktan izleyecektir. Onunla ben dönüşeceğim. Eğer başarısız olursam o zaman sen şansını denersin. Unutma ki bu mücadeleyi kazanan kişi sürünün lideri olacak.”

Hasan bunları söyledikten sonra önüme geçti ve geriye doğru gerilerek, az sonra önüne çıkacak şeyin üzerine sıçramak için hazırlandı; fakat sürünün içinden çıkıp gelen kişinin Nurşen olduğunu görünce öylece kalakaldı. Hızla emekleyerek arkama geçen Nurşen, yaladığı avuç içlerini önce yüzüne, sonrada da saçlarına sürdü ve “Çok korkuyorum Yusuf.” dedi.

“Korkma Nurşen, onları buradan kovacağız.” diyerek onu sakinleştirmeye çalıştım, ama bunları söylerken bile içimde hızla büyüyen korkuya hakim olamıyordum.

Hasan ise olduğu yerde duruyor ve gözlerini Nurşen’in az önce çıkıp geldiği noktadan ayırmıyordu. Tüm dikkatiyle o noktaya odaklanmıştı ve o haliyle yabani otların arasındaki avını gözetleyen bir kaplanı andırıyordu. Az sonra sürünün ön kısmı ikiye ayrıldı ve açılan yoldan iri yarı, çırılçıplak bir adam ellerinin ve ayaklarının üzerinde yürüyerek çıkıp geldi. Yağlı saçlarının tepesi dökülerek açılmıştı ve üzerinden taze kan süzülen uzun sakallarıyla tıpkı yeleli bir aslana benziyordu. Gür sesiyle kükrer gibi konuştu ve “Bu sürünün lideri kim?” diye sordu.

Bu durum karşısında tıpkı benim gibi şaşkına dönmüş olan Hasan’a “Konuşuyorlarmış, demek ki hala insani bir yönleri var. O zaman belki onlarla konuşarak anlaşabiliriz.” dedim, Hasan da “Bilemiyorum, şimdiye kadar konuştuklarına şahit olmamıştım.” diye karşılık verdi.” ve sonra da “İşte bak! Diğerleri de konuşuyor.” diyerek, sürünün içinden yükselen “Haydi, bitir şunların işini. Daha ne duruyorsun? Onları parçalara ayır. Sana güveniyoruz yüce liderimiz, kutsal yol göstericimiz.” seslerine dikkatimi çekti.

O an anladım ki karşımızda dikilen korkunç adam sürünün alfasıydı ve sürü bir totem inancıyla, kendisinden korkulan ve aynı zamanda ona aynı oranda saygı duyulan bu adama sapkın bir biçimde tapınıyordu; ama beni hala en çok hayrete düşüren şey konuşuyor olmalarıydı.

Hasan “Bu sürünün lideri benim.” diyerek Alfa’nın sorusuna geç de olsa cevap verdi ve “Geri çekilmezsen seninle dövüşeceğim.” diye sözlerine devam etti.

Alfa “Bu bölgeyi istiyorum,” diye karşılık verdi ve çenesiyle Nurşen’i işaret ederek “o dişiyi de…” diye ekledi.

Hasan şaha kalkar gibi dizlerinin üzerinde doğruldu ve üzerindeki gömleği iki eliyle yırtıp parçaladıktan sonra ellerini tekrar yere koyarak saldırı pozisyonu aldı ve “O zaman gel de al!” diye haykırdı.

Bunun üzerine Alfa elleri ve ayakları üzerinde hızla koştu ve hantal gibi görünen vücuduna göre oldukça atik bir hareketle sıçradıktan sonra, gövdesinin olanca ağırlığıyla yere düşerken tek elinin pençe darbesini Hasan’ın tepesine indirmek için atak yaptı; fakat Hasan da en az onun kadar atik davranarak sağa doğru yerde yuvarlanarak, üzerine inmekte olan pençe darbesinden son anda sıyrıldı ve hızla doğrularak şimşek gibi bir hızla Alfa’nın üzerine sıçradı. Hasan Alfa’nın boğazını ısırmak için hamle yapmıştı ama Alfa da onun boğazını hedef alınca çene çeneye çarpıştılar ve bu esnada Hasan Alfa’yı alt dudağından ısırıp dişlerini tüm gücüyle kenetlendi. Alfa, dudağını Hasan’ın dişlerinin arasından kurtarmak için başını sağa sola sallayınca, Hasan olduğu yerden havalanarak sağa sola savruldu; fakat Alfa’nın dudağını bırakmadı. Alfa güçlü olmasına güçlüydü, fakat dudağı Hasan’ın dişleri kadar sert değildi; en nihayetinde de böylesine bir gerilime daha fazla dayanamayıp koparak Hasan’ın dişlerinin arasında kaldı ve böylelikle Hasan savrulup odanın duvarına çarparak yere düştü. Sersemlemiş bir şekilde, güçlükle de olsa, düştüğü yerden doğrulmayı başarmıştı; fakat yırtılıp kopmuş alt dudağıyla şimdi çok daha korkunç görünen Alfa çoktan onun başına dikilmişti. Hasan Alfa’nın kopmuş dudağını tükürüp yere attıktan sonra boynunu Alfa’nın çenesine kaptırdı ve bir süre sonra bilincini kaybederek yere yığıldı. İnatla dakikalarca Hasan’ın boğazını ısıran ve tüm ağırlığıyla onun üstüne çöken Alfa, kurbanının öldüğünden emin olana kadar çenesi açmadı. Hasan’ın son bilinçsiz çırpınışları da son bulduktan sonra Alfa tekrar onu çenesiyle boynundan tuttu ve savurarak o gürültücü ve mide bulandırıcı sürünün içine fırlattı. Hayvansılar Hasan’ın üzerine hep birlikte akın ettiler ve ondan karınlarını doyurabilecekleri bir parça et koparabilmek için birbirleriyle yarıştılar. Bir pirana sürüsü gibi, her gelen ondan bir ısırık kopardı ve bir parça daha koparabilmek için diğerleriyle boğuştuğu. Çekiştirilip sürüklenen, didiklenen ve parça parça edilen Hasan’ın cesedi yamyam sürünün içinde bazen bir top gibi sekiyor, bazen de tıpkı dalgaların arasında yitip giden bir paçavra gibi sağa sola hareket ediyordu. Her geçen saniye bir kısmı daha yok oluyor ve dakikalar sonra ondan geriye bir şey kalmayacağı şüpheye yer bırakmıyordu. Alfa kendi etrafında ağır ağır dönüp bir tur atarak etrafı gözlemledi ve kendisine yönelik başka herhangi bir tehdit olmadığını anlayınca rahatladı; başını kaygısızca yere eğdi ve yeri koklaya koklaya yürüyerek, dakikalar önce Hasan’la birlikte onlardan saklandığımız yer olan kanepenin dibine vardı ve oraya idrarını bırakarak, oranın artık kendi bölgesi olduğunu kendi sürüsü ya da başka bir sürü için bir anlamda resmiyete bağlandı. Bu esnada sürünün içinden uluma sesleri ve sırtlanların şeytani kahkahalarını andıran sevinç çığlıkları yükseldi. Alfa başını kaldırdı ve masanın altına pusmuş, korkudan tir tir titremekte olan Nurşen’e bakarak, o an zaten dışarıda olan diliyle, ağzının kenarlarından akan salyalarını yaladı ve ona doğru ilerlemeye başladı; fakat daha birkaç adım atmıştı ki önüne dikilip “Sana meydan okuyorum.” dedim.

Alfa bunu ilk etapta şaşkınlıkla karşılamış gibiydi; ama kısa süre sonra hareketleri agresifleşti. Önce dişlerini göstererek hırladı ve sonra ellerinin altındaki döşemeyi yoğuruyormuş gibi yaparak, tırnaklarını parkelerin yüzeyine geçirdi ve ben de ona dişlerimi göstererek ve vücudumu olduğundan daha büyük göstermeye çalışarak karşılık verdim. Bana doğru bir adım atmasını bekledikten sonra ben de ona doğru bir adım attım ve ne yapacağını görmek için durup bekledim. Bana, başını aşağıya eğdiği bir açıdan bakmaya başlayınca, saldırmaya hazırlandığını anladım. Hasan’la dövüştüğü esnada onun saldırı tarzı hakkında biraz fikir edinebildiğim için az sonra ne tür bir hamle yapacağını kestirebiliyordum. Az sonra koşacaktı, üzerime doğru sıçrayacaktı ve tırnaklarını üzerime geçirmeye çalışacaktı. Hasan’la dövüşürken bunun aynısını yapmıştı, çünkü onu kendisinden çok zayıf bir rakip olarak görüyordu ve hemen işini bitirmeden önce onunla biraz oynamak istemişti, fakat Hasan onun alt dudağını sıyırıp koparınca onu hafife almakla ne büyük bir hata yapmış olduğunu bir anda anlamış ve ilk başta yapması gereken şeyi çarçabuk yaparak dişlerini Hasan’ın boğazına geçirmişti. Şimdi beni Hasan’dan çok daha zayıf bir rakip olarak görüyor olmalıydı ve bu durumda beni öldürmeden önce benimle biraz oynayarak, az önce Hasan’dan aldığı yaranın zedelediği itibarını sürünün gözünde tekrar kazanmaya çalışacaktı. Tıpkı bir kedinin fareyle oynadığı gibi, pençe darbeleriyle sersemlememden bir süre eğlenecek ve en sonunda da boğazımı hedef alarak çenesiyle öldürücü hamleyi yapacaktı. İşte bu, doğada güçlünün zayıfı yok ettiği büyük düzenin küçük bir parçasıydı ve bu sistem belki ufak tefek değişikliklere gidilerek tersine döndürülebilirdi. Alfa’nın benden güçlü olduğu bir gerçekti, fakat bu güç onun aleyhinde de kullanılabilirdi.

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 17 Ortalaması: 4.8]

Önceki sayfa 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11Sonraki sayfa
Etiketler

Gülten AJDER

Kitap okumayı seven insanlar daha zeki ve daha başarılı olurlar. Bende bu yüzden kitap okumayı sevdirmek istedim bu site ile. Gizli kalmış bütün bilgilerin kitaplarda saklı olduğuna inandığımdan, kültür seviyemizi yükseltmek, bilgi hazinemizi daha da zenginleştirmek, gizli yeteneklerin ortaya çıkmasına destek olabilmek için, okusun yazsın benim ülkemin insanları diye bir işin ucundan tutmak isteyen birisiyim.

İlgili Makaleler

7 Yorum

  1. Hikayesini okuduğumda gerçekten mutlu olduğum kişiler densin. Seni tekrar tebrik etmek istiyorum. Ama bu arada bu sitedeki birçok yazarın hikayesini de beğendiğimi söylemek isterim, yoksa diğer kişilerin hikayelerini beğenmediğimi falan kastetmiyorum. Fakat nedense senin yazılarını okuyunca ayrıca bir yorum yazmak istiyorum.
    Birde yanlış anlamazsan kardeşim bu hikayende çok güzel ama önceki yazılarında ki havayı yakalayamadım. Belki benim şu andaki bulunduğum ruh halimden olabilir. Herkese tekrar teşekkürler.
    Kimse alınmasın derken yine uzun bir yorum oldu :))

    1. Yorumun için teşekkür ederim Zenhar kardeşim. Bu hikayede hayal gücümde ya da anlatım dilimde bazı noktalarda yetersiz kalmış olmalıyım büyük ihtimalle. Bunu fark etmemi sağladığın için çok sağ ol. Değindiğin bu konuyu dikkate alıp ileride daha iyi yazılar yazmaya çalışacağım.

  2. Hikayeyi yeni fark ettim. Kardeşim eline sağlık yine çok güzel yazmışın. Uzun zamandır hikayelerini okuyorum. Uzun hikaye yazmak bir risktir. Çünkü uzun bir hikaye yazarken okuyucuyu sürekli tetikte bırakmalısın. Sürekli ilerlemeye teşvik etmelisin ve sen bunu çok iyi başarıyorsun. Gerek betimlemeler gerek olay kurgusu gayet güzeldi. Kurt adamları mı demeliyim bilmiyorum ama bu konuya daha farklı bir gözle bakarak yazman bizimde hayal ufkumuzu genişletti. Tekrardan fazlasıyla beğendiğimi söylemek isterim. İnşallah yakın zamanda senden bir roman bekliyoruz. Eğer çıkarırsan buradaki herkesin beklediğini bildirmek isterim :))

  3. Teşekkür ederim yorumlarınız için. Yazım yanlışları dokunmatik klavye kaynaklı. Aslında bu tür şeylere dikkat ediyorum ama bazen gözümden kaçabiliyor. Kusuruma bakmayın

  4. her hikayen birbirinden güzel diyecek bir söz yok bir kaç tane yazim yanlışı harici eksik bi şey yok o kadarı da normal hikayenin her bölümü sürükleyici başarılarının devamını diliyorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı