Dehşet ÖyküleriGenesisKorku HikayeleriSizden Gelenler

GENESİS’İN MUHTEŞEM KORKU HİKAYELERİ “TOTEM”+18

Korkudan tir tir titreyen genç adam yattığı yerde viyaklar gibi sesler çıkararak, ellerini ve ayaklarını teslimiyetçi bir tavırla yukarı kaldırdı ve öylece kaldı. Alfa ona yaklaştığında, elleriyle kendini frenleyip çamur içinde kayarak, yerde yatan genç adamın ayak ucunda durdu ve başını uzatarak onu koklamaya başladı. Az sonra neler olacağını merak etmenin verdiği heyecanla, olduğum yerde kımıldadım ve bunun sonucunda elimin ağırlığını bir miktar daha fazla verdiğim bir taş parçası yerinden oynayarak, arkasına gizlendiğim yığının ön tarafındaki daha ufak bir taş parçasını harekete geçirdi. Yığının üzerinden çukura doğru yuvarlanan taşın takırtısı, Alfa’nın dikkatini bulunduğum yere çekti ve başının ani bir hareketle bana doğru çevrilerek keksin bakışlarının üzerime doğrulmasına neden oldu. O an hala yığının arkasında saklanıyor olmama rağmen, onun beni görmüş olduğuna dair buz gibi soğuk bir his içimde hızla büyüyerek, yerinden fırlayacakmış gibi çarpan kalbimi sanki avuçlarının içine aldı ve sinirlerimi ele geçiren dehşet, tüm bedenimi şiddetle sarsarken uyandım.” dedim ve “Son bir haftadır hemen hemen aynı rüyayı görüyor olmama rağmen, bu sonuncusu o kadar gerçek gibiydi ki beni en çok korkutan, bu rüya oldu.” diye ekledim.

Hasan elindeki not defterine bir şeyler karaladıktan sonra, diğerinin üzerine atmış olduğu bacağını indirdi ve oturmakta olduğu siyah deri koltukta öne doğru kaykılarak “Bu rüyaların birbirlerine çok benzediklerini söylemiştin, aralarındaki benzerlikleri ve farklılıkları anlatır mısın?” dedi.

Uzanmakta olduğum üçlü koltukta doğrulup oturduktan sonra “Öncelikle rüyaların hepsinde çıplak bir şekilde uyanıyorum; ama uyandığım yer bazen bir cadde ortası, bazen sık ağaçlardan göz gözü görmeyen bir orman, bazense kurak bir arazi oluyor.” diye cevap verdim ve “Her seferinde karşımda bir ceset görüyorum; fakat bu bazen parçalanmış bir ceset, bazense vücudunda herhangi bir yara izi bile olmayan bir ceset oluyor. Sonra hepsinde de hayvanlar gibi davranan insanlar görüyorum ve hepsinde de içlerinden en korkunç olanı beni fark ediyor ve bu esnada rüya bitiyor.” diye sözlerime devam ettim.

Hasan bu defa “Peki rüyaların bu noktada bitmese nasıl devam edebilir sence?” dedi.

“Alfa beni yakalayıp diri diri parçalara ayırır.” diye cevap verdim.

“Bunu nereden biliyorsun?” diye karşılık verdi Hasan, “Belki de Alfa seni görmemiştir ya da görmüş olsa bile belki seni öldürmeyecektir.”

Bu iyimser bir tahmin olur.” dedim, “Hele ki o korkunç insan ya da hayvanların yırtıcılıkları göz önünde bulundurulduğunda fazlasıyla iyimserlik olur.”

Hasan elindeki not defterini, önünde duran sehpanın üzerine fırlatıp attı ve “Fakültedeyken de aynıydın, üzerinden on yılı aşkın bir süre geçti, hala aynısın. Neden her konuyu en olumsuz yönlerinden değerlendiriyorsun? Belki de Alfa seni sürüye kabul edecektir.” diye çıkıştı. Sonra aşağılar gibi bir ses tonuyla “Bak Yusuf, mesleğini icra etmeyip ticaretle uğraşıyor olabilirsin, ama sen de benim gibi bir psikiyatr değil misin? Söylesene, neden burada senin rüyalarını dinliyorum?” dedi; fakat az önce yaptığı kabalığın farkına varmış olacak ki hemen özür dileyerek durumu toparlamaya çalıştı. Karışık ve turuncu renkli saçlarını bir eliyle daha da fazla karıştırdıktan sonra çilli yüzüne huzurlu bir ifade yerleştirdi ve koltuğunun arkalığına tekrar yaslanırken, ince dudakları memnuniyetle kıvrıldı. Tam bir şeyler söylemeye hazırlanıyordu ki lafını ağzına tıkayarak “Bana yardım etmelisin Hasan” dedim ve “Kendi psikanalizimi tek başıma yapamam. Sen de biliyorsun ki bilinçaltımdaki şey her neyse, mantık yollarıma etki ederek kendisini ortaya çıkarmamı engelleyecektir.” diye ekledim.

Hasan, kahverengi ahşap yer döşemelerinin üzerinde bir süre boş boş göz gezdirdikten sonra ayağa kalktı; bir elini çenesine götürerek odanın içini bir aşağı bir yukarı adımladı ve sonra da batmakta olan güneşin altın renkli ışıklarının loş odanın içine akın ettiği geniş ve zemine kadar inen pencerelerden birine yönelip, yirmi birinci katta bulunan dairenin şehir manzarasını izlemeye koyuldu. Camın önündeki silüeti, bilinçaltımda yuvalananmış olan ilkel ve vahşi arzular kadar karanlıktı. “Suçluluk duygusu…” dedi, birden bana doğru dönerek, “Bilinçaltına itilmiş suçluluk duygusu, bilince çıplaklık sembolüyle çıkıyor.”

Az önce içinde aniden bir ışıltı beliren gözleri sanki umutsuz bir kavrayışla tekrar puslandı ve “Peki hayvani davranışlar sergileyen insanlar görmemiz ne demek oluyor?” dedi kendi kendine mırıldanarak.

“Görmemiz mi..?” diye çıkıştım, oturmakta olduğum yerden ayağa fırlayarak, “Görmemiz mi dedin sen az önce, yoksa ben mi yanlış anladım?”

“Bu tür rüyalar gören tek kişi sen değilsin.” dedi Hasan mecalsizce.

“Ne yani, sen de mi böyle rüyalar görüyorsun?” diye sordum ve bunu sorarken ses tonumu bir hayli yükseltmiş olduğumu sonradan fark ettim.

“Evet” diye cevap verdi Hasan, “Evet, herkes gibi ben de görüyorum ve sen de son bir hafta içinde aynı şikayetlerle kliniğime başvuran yirmi altıncı kişisin. Öyle sanıyorum ki bu toplumsal bir fenomen ya da kolektif bilinçaltının bir dışa vurumu; fakat kimileri bu rüyaları hatırlıyor, kimileri hatırlamıyor; hatırlayanların ise sadece bir kısmı bu rüyaları bir başkasına anlatmaya değer görüyor.”

“Peki bunu bana neden daha önce anlatmadın?” diye haykırdığımda, gözleri dehşetle büyüyerek “Korkuyorum Yusuf. Gerçekleşmekte olan şey her neyse beni çok korkutuyor.” diye fısıltıyla konuştu. Sonra gözleri yuvalarının içinde deli gibi döndü ve sanki sessizliğin içinde bir şeyler duymaya çalışıyormuş gibi etrafa kulak kabarttı. Tam bir şeyler daha söylemek için ağzını açmıştı ki ikimiz de çalan kapı zilinin cırtlak sesiyle irkildik. Hasan titrekleşmiş ses tonunu normale döndürebilmek için boğazını temizlerken, saçına ve üstüne başına alelacele çeki düzen vermeye çalıştı ve yüzüne oldukça ciddi, bir o kadar da güçlü bir ifade yerleştirdikten sonra, hala ısrarlı bir şekilde çalmakta olan kapıyı açmak üzere odayı terk etti. O ana kadar onda gözlemlemiş olduğum duygusal ve davranışsal dengesizlik, bana korkunç rüyalarımı kısa bir süreliğine de olsa unutturacak kadar tedirgin olmama neden olmuştu. Uykusuzluktan bitkin düşmüş vücudumu tüm ağırlığıyla koltuğa bıraktım ve Hasan’ı beklemeye başladım.

***
Dairenin dış kapısı açısal olarak bulunduğum noktadan görülemeyecek bir yerdeydi ama sesleri net olarak duyamayacağım kadar da uzakta değildi. Açılan kapının sesinin ardından sinirli, sitemkar ama oldukça nazik bir bayan sesinin “Sana inanamıyorum Hasan! Burada hala ne yaptığını söyler misin? Restoranda seni ne kadar beklediğimi biliyor musun? Üstelik telefonun da kapalı.” dediğini duydum ve sonradan da bu sesin Nurşen’e ait olduğunu fark ettim.

“Özür dilerim hayatım.” diyerek onu yatıştırmaya çalıştı Hasan, “Yemek randevusunu tamamen unutmuşum. Telefonum da kapanmış, hiç fark etmedim.”

İlişkilerindeki bu büyük çaplı problemle ilgili Hasan’ın Nurşen’e sunduğu, pek akıllıca düşünülmemiş mazeretler pek işe yarayacakmış gibi görünmüyordu; çünkü fakültedeyken üçümüz de aynı sınıfta okumuştuk ve Nurşen’i ben de en az Hasan kadar iyi tanıyordum. Aradan yıllar geçmesine rağmen, onunla tanıştığım günü daha dün gibi hatırlıyorum:

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 23 Ortalaması: 4.7]

Önceki sayfa 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11Sonraki sayfa
Etiketler

Gülten AJDER

Kitap okumayı seven insanlar daha zeki ve daha başarılı olurlar. Bende bu yüzden kitap okumayı sevdirmek istedim bu site ile. Gizli kalmış bütün bilgilerin kitaplarda saklı olduğuna inandığımdan, kültür seviyemizi yükseltmek, bilgi hazinemizi daha da zenginleştirmek, gizli yeteneklerin ortaya çıkmasına destek olabilmek için, okusun yazsın benim ülkemin insanları diye bir işin ucundan tutmak isteyen birisiyim.

İlgili Makaleler

14 Yorum

  1. Yorumun altında cevapla butonu çıkmadı. Buradan yazıyorum. Daha yeni okumaya başladım 3. Sayfaya kdr gelebildim Açlık Çekenlere başladım, muazzam hatalarıyla birlikte acayip güzel bir hikaye olmuş. Sırayla ilerliyorum beğendiklerime hatrı sayılır yorum da yazınca yavaş ilerliyor. Arayı kapatayım ilk fırsatta bilim kurgu hikayenide kesinlikle okuyacağım. En mantıklısını yapmışsın, farklı tarzda hikaye yazman farkında olmadan diğer tarafa da katkı sağlayacaktır. Hep örnek verdiğim korkunun üstadı st. King de aynı numarayı yapar tüm hikayeleri korku değildir. Tıkandığı zaman nadasa bırakıp daha başarılı geri döner.

  2. Bravo. Herzamanki gibi muhteşemdi.
    Yazım dili akıcı hikaye örgüsü özgün. Herzaman söylediğim gibi senin hikayelerinin filmi yapılmalı. Bir çırpıda okunuyor çünkü tasvirleri dozunda bırakıyorsun gerilimi düşürmeyerek okuyucuyu kaybetmiyorsun. Sadece sonundaki şu konuşma mevzusu fazla üstü kapalı olmuş. Hikayenin başında sadece hırlıyorlar demiştin yani aslında kahramanlarımız değişim geçirdiği için o hırlamaları algılıyorlar? Birde yaşlı adam ileri çıkıp konuştuktan sonra Yusuf cama baktığında yansımasını görüp durumdan şüphelenmesini beklerdim. O kısım amaçsız geldi.
    Son olarak Yusuf karakterini sevmedim. Fazla entrikacı. Hasan da aynı şekilde. En masum nurşendi. Keşke 2 adam da ölüp Nurşen alfa olsaydı. İlla erkekler mi alfa olmalı? Cinsiyetçi davranılmış gibi hissettim. Bu tip filmlerde genelde kötüler kaybeder.

    1. Yorumun için teşekkür ederim Night. Hikayede bazı üstü kapalı anlatımlar yapmayı tercih ettim. İnsanların günlük hayatta farkında olmadan sergiledikleri, insan olma onuruna yakışmayacak davranışlarını, düşmanlıklarını ve kıskançlıklarını temel alarak bu hikayeyi yazdığım için ortaya böyle karakterler ve böyle bir hikaye çıktı. Kusuruma bakma, sinema ve edebiyat kültürün ve ayrıntıları gözden kaçırmayışın bana çok tanıdık geldi ama Night nickini hatırlıyamadım. Acaba daha önce başka bir nick mi kullanıyordun?

      1. Tebrikler çok iyi yakaladın. Genesis tahmin eder diye düşünmüştüm. Bizim ufaklığın ismini nick olarak kullanıyorum. Sağlıksal sorunlar nedeniyle birsüredir uzak kalmıştım fırsat buldukça hikayeleri okuyup arayı kapatmaya çalışıyorum.

        1. Sen olduğunu tahmin etmiştim zaten 🙂 Bu arada çok geçmiş olsun. Sen yokken ben de pek fazla hikaye yazmadım. Yazmak içimden gelmedi daha doğrusu. Geri dönmene çok sevindim

          1. Yazarlik tikanmasi mi. Sana da gecmis olsun diyelim oyleyse. Beni bir kardesin olarak kabul ettigini umarak ve haddim olmayarak, belki tarzini degistirmelisin diyecegim korku yerine bilim kurgu, fantastik fln gibi. Ilk etapta aliskanlik disi oldugu icin urkutucu gelebilir ama uzun vadede ise yarayabilir.

          2. Night sen yokken üç hikaye yazdım. Okudun mu bilmiyorum ama bunlardan biri olan “Derin Kırmızı Göz” bir bilim kurgu zaten. Bu ayni zamanda yazdığım en uzun hikaye oldu galiba

  3. Hikayesini okuduğumda gerçekten mutlu olduğum kişiler densin. Seni tekrar tebrik etmek istiyorum. Ama bu arada bu sitedeki birçok yazarın hikayesini de beğendiğimi söylemek isterim, yoksa diğer kişilerin hikayelerini beğenmediğimi falan kastetmiyorum. Fakat nedense senin yazılarını okuyunca ayrıca bir yorum yazmak istiyorum.
    Birde yanlış anlamazsan kardeşim bu hikayende çok güzel ama önceki yazılarında ki havayı yakalayamadım. Belki benim şu andaki bulunduğum ruh halimden olabilir. Herkese tekrar teşekkürler.
    Kimse alınmasın derken yine uzun bir yorum oldu :))

    1. Yorumun için teşekkür ederim Zenhar kardeşim. Bu hikayede hayal gücümde ya da anlatım dilimde bazı noktalarda yetersiz kalmış olmalıyım büyük ihtimalle. Bunu fark etmemi sağladığın için çok sağ ol. Değindiğin bu konuyu dikkate alıp ileride daha iyi yazılar yazmaya çalışacağım.

  4. Hikayeyi yeni fark ettim. Kardeşim eline sağlık yine çok güzel yazmışın. Uzun zamandır hikayelerini okuyorum. Uzun hikaye yazmak bir risktir. Çünkü uzun bir hikaye yazarken okuyucuyu sürekli tetikte bırakmalısın. Sürekli ilerlemeye teşvik etmelisin ve sen bunu çok iyi başarıyorsun. Gerek betimlemeler gerek olay kurgusu gayet güzeldi. Kurt adamları mı demeliyim bilmiyorum ama bu konuya daha farklı bir gözle bakarak yazman bizimde hayal ufkumuzu genişletti. Tekrardan fazlasıyla beğendiğimi söylemek isterim. İnşallah yakın zamanda senden bir roman bekliyoruz. Eğer çıkarırsan buradaki herkesin beklediğini bildirmek isterim :))

  5. Teşekkür ederim yorumlarınız için. Yazım yanlışları dokunmatik klavye kaynaklı. Aslında bu tür şeylere dikkat ediyorum ama bazen gözümden kaçabiliyor. Kusuruma bakmayın

  6. her hikayen birbirinden güzel diyecek bir söz yok bir kaç tane yazim yanlışı harici eksik bi şey yok o kadarı da normal hikayenin her bölümü sürükleyici başarılarının devamını diliyorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı