Dehşet ÖyküleriGenesisKorku HikayeleriSizden Gelenler

GENESİS’İN MUHTEŞEM KORKU HİKAYELERİ “TOTEM”+18

Hasan olduğu yerden yavaşça doğrulurken, Nurşen’in elindeki silahın namlusu da onu takip etti.

“Üzgünüm Hasan, dönüşüyorsun!” dedim, “Bir hayvana dönüşüyorsun ve bu dönüşümün davranışsal sonuçları tarafımızca absürt karşılanacağı için bilinçaltın bu davranışlara makul kabul edilebilecek mazeretler uyduruyor. Bilinçaltı için bu mazeretlerin gerçek olup olmaması önemli değil, onun için önemli olan tek şey, yapmak istediği şeyleri yaparken bilinç ya da sosyal çevreden gelebilecek herhangi bir engellemeye maruz kalmamak. Kısacası bilinçaltın seni kandırıyor. Yani odanın içinde bir hayvan gibi dolaşman kendin de dahil herkes için anormal bir davranış olarak karşılanacağı için bilinçaltın buna anahtarı arama bahanesi uydurarak bu davranışı normal bir davranış olarak göstermeye çalışıyor; tıpkı az önce yaşadığın o gereksiz, küçük kıskançlık krizini makul bir sebebe dayandırmaya çalışması gibi… Sen de çok iyi biliyorsun ki böylesine gereksiz bir kıskançlık da hayvansal dönüşümün sonuçlarından birisi. Hepimizin dönüşümü gerçekleştiğinde ikimizin birbirimizle ölümcül bir kavgaya tutuşacağımızı ve mücadeleyi kazananın Nurşen’le birlikte olacağını sen söylememiş miydin? İşte Hasan, öngördüğün her şey yavaş yavaş gerçekleşiyor.”

Hasan’ın, içlerinde vahşi birer parıltının belirip kaybolduğu gözleri hırsla kısıldı ve gerilmiş parmakları yumruk halini alıp tekrar avına odaklanmış bir yırtıcı kuşun pençeleri gibi açıldı. Gerilen dudakları, birbirlerine sımsıkı kenetlenmiş dişlerini sergiledi ve o an ağzından tehditkar bir hırıltı kurtuluverdi.

Onu korkuyla izleyen ve ne yapacağını bilemeyen Nurşen “Lütfen kendine gel Hasan, yalvarırım beni bunu yapmaya zorlama.” diyordu.

Tıpkı sinirlerim gibi, kaslarım da korunma içgüdüsüyle gerildikçe gerildi ve bedenim az sonra gerçekleşecek saldırıya karşı koymak üzere pozisyon adı; fakat pencereden gelen bir tıkırtı Hasan’ı bu saldırıyı gerçekleştirmekten alıkoydu. Olağandışı bir refleksle başını sesin geldiği yöne çevirip dizleri elleri üzerine çöktü. Nurşen ise elindeki silahı pencereye doğrulttu ve camda tırmalayan bir el belirdiğinde tetiği çekip birkaç el ateş etti. Gürültüyle parçalanan camın gerisinden gelen hayvani çığlıklar odanın içinde yankılanıp kayboldu. Kırık pencereden içeriye esen ürpertici bir rüzgar odanın içini dolaşıp sırtımdaki soğuk terleri yaladı. Nurşen’e elindeki silahı bana vermesini söylediğimde kısa süreli bir kararsızlık yaşadı, fakat aşağıdan bir yerlerden sıçrayarak pencerenin önüne konan çıplak bir adam kırık camın diğer tarafında belirdiğinde gecenin siyah sessizliğini yırtan bir çığlık atarak silahı elinden düşürüp kendini yere attı ve el bileklerini başının üzerine siper etti. Pencerenin önündeki çıplak adam çömelmiş vaziyette dururken, başını aşağı, yukarı, sağa ve sola hareket ettirerek, girmeye yeltendiği odanın içini ya da bizi farklı açılardan görmeye çalışıyordu. Bir ara gözlerini yarı baygın gibi kısarak başını yukarı kaldırdı ve havayı kokladı. Kendimi toparladıktan sonra, gözlerim Nurşen’in düşürdüğü silahı ardı ve onu gördüğümde eğilip bir çırpıda onu yerden alıp pencerenin önündeki şeytani yaratığa doğrulttum ve başını camın kırık kısmından içeriye uzattığı esnada tetiği çektim.

Mermi çekirdeği vahşi adamın alnına, o, dişlerini saldırgan bir şekilde sergileyip tıslarken isabet etti ve onun cansız vücudunu, yirmi bir kat aşağıdaki beton zemine çakılmak üzere, yerçekiminin kucaklayıcı kollarına bıraktı. Silah sesi Hasan’ın üzerinde, ürkmesine neden olmuş gibi bir etki yaratmıştı, çünkü o ilk gümleme sesiyle kendini bir duvar dibine sinmiş halde bulmuştu; Nurşen ise eliyle kulaklarını kapayıp avazı çıktığı kadar bağırmıştı. Daha onun ilk attığı çığlık kesilmeden, pencerenin önünde sağdan, soldan, yukarıdan ve aşağıdan tırmanarak gelen yeni korkunç figürler belirtmişti ve hepsi de içeri ilk giren olabilmek için gözü dönmüş bir şekilde birbiriyle mücadele ediyor, itişip kakışıyor, ısırıyor, tırmanıyor, gücünün yettiğini boynundan çenesiyle kavrıyor ve boşluğa savuruyordu. Elimdeki silahın tetiğine art arda asılarak şarjörde kalan tüm fişekleri pencerenin önündeki bu kan dondurucu karmaşanın üzerine boşaltınca silah cayırtısı odanın duvarlarını dövdü ve karşımızdaki ucube yumağı çözülerek dağıldı. İsabet alanlar korkunç çığlıklar atarak, küçük bir çocuğun avucundan saçılan bilyeler gibi dökülüp cehennemin dibini boyladılar; fakat kalanlar ne geri döndüler ne de içeri girme konusunda bir an için tereddüt ettiler. Mermimin bittiğini fark ettiğimde onların üzerine fırlattığım silah, içeriye adımını henüz atmış birisinin başına isabet etti, kafatasından bir takırtı duyuldu ve olduğu yere öylece seriliverdi. Bunu o an yapmanın faydasız olduğunu bildiğim halde, o an yapılabilecek başka bir şey olmadığı için arkamda duran kanepenin arkasına eğilip saklandım ve az ötemdeki koltuğun arkasına tıpkı benim gibi sinmiş olan Hasan’la göz göze geldim. Beni görünce Hasan’ın ilk yaptığı şey, işaret parmağını dudaklarına götürerek, benden sessiz olmamı istemek oldu; sonra hızlı hızlı emekleyerek yanıma geldi ve fısıldayarak “Onlar gibi davran.” dedi; ardından eliyle az ötemizdeki Nurşen’i, yerde ellerinin ve dizlerinin üzerinde durup etrafı koklayan ve parkeleri tırmalayarak yeri kazımaya çalışan Nurşen’i işaret ederek “İşte görüyor musun? En mantıklı şeyi yapıyor. Kendisine zarar vermemeleri için onlardan biriymiş gibi davranıyor.” diye ekledi.

***
Az sonra onlarca hayvanlaşmış insan odanın içinde dolaşmaya başlamıştı. Her köşe bucağı tarıyor, masaların altlarını araştırıyor, kanepelerin ve koltukların üzerlerinde gezinip birinden bir diğerine sıçrıyorlardı. Birkaçı bizi fark edip etrafımızı çevreledi ve durup beklemeye başladı. Her biri dişlerini göstererek hırlıyor ve atak yapacakları uygun anı kolluyordu. Hareketleri agresif ve aceleciydi ve o halleriyle bizim, diş geçirebilecekleri kadar zayıf olup olmadığımızı anlamaya çalışıyorlarmış gibi bir halleri vardı. Az sonra bize yavaş yavaş yaklaşmaya başladıklarında Hasan “Sakın geriye doğru tek bir adım dahi atayım deme, ne yaparsan yap ama sakın onlardan korktuğunu belli etme, çünkü saldırmak için şu anda bizden böyle bir işaret bekliyorlar.” diyerek kulağıma fısıldadı.

Artık yeni gelenler de onlara katılmaya başlamıştı. Sayıları gittikçe artıyor ve etrafımızdaki çember de aynı oranda daralıyordu.

Daha fazla dayanamayıp ayağa kalkacağımı söylediğimde, Hasan “Hayır! Onlar gibi davran, ellerinin ve dizlerinin üzerinde durmaya devam et.” diye bana şiddetle karşı çıktı, sonra da “Olduğun yerde kamburunu çıkararak vücudunu olduğundan daha iri ve güçlü göstermeye çalış ve bunu yaparken de onlara dişlerini göstermeyi ihmal etme. Unutma ki burası bizim bölgemiz ve dişli rakipler olduğumuzu onlara hissettirebilirsek onları buradan uzaklaştırabiliriz.” dedi.

Hasan’ın söylediklerini harfiyen yerine getirdikten sonra çevremizdeki ucube sürüsü duraksadı. İçlerinden bazıları birkaç adım geriledi, bazıları ise oldukları yerde tepinip hırlayarak ve yer döşemelerini tırmalayarak güç gösterisi yapmaya başladı.

Hasan’a “ Bizim de onlar gibi hırlayıp yerleri tırmalamamız gerekmez mi?” diye sorduğumda “Bizim şu anda yapacağımız ani bir hareket saldırının kıvılcımını ateşleyecektir.” dedi.

Az sonra çevremizdeki sürünün bir tarafında bir hareketlilik oldu ve kalabalık bize doğru bir hat halinde yarılmaya başladı.

“İşte! Alfa geliyor. Şimdi ne yapacağız?” dedim.

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 23 Ortalaması: 4.7]

Önceki sayfa 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11Sonraki sayfa
Etiketler

Gülten AJDER

Kitap okumayı seven insanlar daha zeki ve daha başarılı olurlar. Bende bu yüzden kitap okumayı sevdirmek istedim bu site ile. Gizli kalmış bütün bilgilerin kitaplarda saklı olduğuna inandığımdan, kültür seviyemizi yükseltmek, bilgi hazinemizi daha da zenginleştirmek, gizli yeteneklerin ortaya çıkmasına destek olabilmek için, okusun yazsın benim ülkemin insanları diye bir işin ucundan tutmak isteyen birisiyim.

İlgili Makaleler

14 Yorum

  1. Yorumun altında cevapla butonu çıkmadı. Buradan yazıyorum. Daha yeni okumaya başladım 3. Sayfaya kdr gelebildim Açlık Çekenlere başladım, muazzam hatalarıyla birlikte acayip güzel bir hikaye olmuş. Sırayla ilerliyorum beğendiklerime hatrı sayılır yorum da yazınca yavaş ilerliyor. Arayı kapatayım ilk fırsatta bilim kurgu hikayenide kesinlikle okuyacağım. En mantıklısını yapmışsın, farklı tarzda hikaye yazman farkında olmadan diğer tarafa da katkı sağlayacaktır. Hep örnek verdiğim korkunun üstadı st. King de aynı numarayı yapar tüm hikayeleri korku değildir. Tıkandığı zaman nadasa bırakıp daha başarılı geri döner.

  2. Bravo. Herzamanki gibi muhteşemdi.
    Yazım dili akıcı hikaye örgüsü özgün. Herzaman söylediğim gibi senin hikayelerinin filmi yapılmalı. Bir çırpıda okunuyor çünkü tasvirleri dozunda bırakıyorsun gerilimi düşürmeyerek okuyucuyu kaybetmiyorsun. Sadece sonundaki şu konuşma mevzusu fazla üstü kapalı olmuş. Hikayenin başında sadece hırlıyorlar demiştin yani aslında kahramanlarımız değişim geçirdiği için o hırlamaları algılıyorlar? Birde yaşlı adam ileri çıkıp konuştuktan sonra Yusuf cama baktığında yansımasını görüp durumdan şüphelenmesini beklerdim. O kısım amaçsız geldi.
    Son olarak Yusuf karakterini sevmedim. Fazla entrikacı. Hasan da aynı şekilde. En masum nurşendi. Keşke 2 adam da ölüp Nurşen alfa olsaydı. İlla erkekler mi alfa olmalı? Cinsiyetçi davranılmış gibi hissettim. Bu tip filmlerde genelde kötüler kaybeder.

    1. Yorumun için teşekkür ederim Night. Hikayede bazı üstü kapalı anlatımlar yapmayı tercih ettim. İnsanların günlük hayatta farkında olmadan sergiledikleri, insan olma onuruna yakışmayacak davranışlarını, düşmanlıklarını ve kıskançlıklarını temel alarak bu hikayeyi yazdığım için ortaya böyle karakterler ve böyle bir hikaye çıktı. Kusuruma bakma, sinema ve edebiyat kültürün ve ayrıntıları gözden kaçırmayışın bana çok tanıdık geldi ama Night nickini hatırlıyamadım. Acaba daha önce başka bir nick mi kullanıyordun?

      1. Tebrikler çok iyi yakaladın. Genesis tahmin eder diye düşünmüştüm. Bizim ufaklığın ismini nick olarak kullanıyorum. Sağlıksal sorunlar nedeniyle birsüredir uzak kalmıştım fırsat buldukça hikayeleri okuyup arayı kapatmaya çalışıyorum.

        1. Sen olduğunu tahmin etmiştim zaten 🙂 Bu arada çok geçmiş olsun. Sen yokken ben de pek fazla hikaye yazmadım. Yazmak içimden gelmedi daha doğrusu. Geri dönmene çok sevindim

          1. Yazarlik tikanmasi mi. Sana da gecmis olsun diyelim oyleyse. Beni bir kardesin olarak kabul ettigini umarak ve haddim olmayarak, belki tarzini degistirmelisin diyecegim korku yerine bilim kurgu, fantastik fln gibi. Ilk etapta aliskanlik disi oldugu icin urkutucu gelebilir ama uzun vadede ise yarayabilir.

          2. Night sen yokken üç hikaye yazdım. Okudun mu bilmiyorum ama bunlardan biri olan “Derin Kırmızı Göz” bir bilim kurgu zaten. Bu ayni zamanda yazdığım en uzun hikaye oldu galiba

  3. Hikayesini okuduğumda gerçekten mutlu olduğum kişiler densin. Seni tekrar tebrik etmek istiyorum. Ama bu arada bu sitedeki birçok yazarın hikayesini de beğendiğimi söylemek isterim, yoksa diğer kişilerin hikayelerini beğenmediğimi falan kastetmiyorum. Fakat nedense senin yazılarını okuyunca ayrıca bir yorum yazmak istiyorum.
    Birde yanlış anlamazsan kardeşim bu hikayende çok güzel ama önceki yazılarında ki havayı yakalayamadım. Belki benim şu andaki bulunduğum ruh halimden olabilir. Herkese tekrar teşekkürler.
    Kimse alınmasın derken yine uzun bir yorum oldu :))

    1. Yorumun için teşekkür ederim Zenhar kardeşim. Bu hikayede hayal gücümde ya da anlatım dilimde bazı noktalarda yetersiz kalmış olmalıyım büyük ihtimalle. Bunu fark etmemi sağladığın için çok sağ ol. Değindiğin bu konuyu dikkate alıp ileride daha iyi yazılar yazmaya çalışacağım.

  4. Hikayeyi yeni fark ettim. Kardeşim eline sağlık yine çok güzel yazmışın. Uzun zamandır hikayelerini okuyorum. Uzun hikaye yazmak bir risktir. Çünkü uzun bir hikaye yazarken okuyucuyu sürekli tetikte bırakmalısın. Sürekli ilerlemeye teşvik etmelisin ve sen bunu çok iyi başarıyorsun. Gerek betimlemeler gerek olay kurgusu gayet güzeldi. Kurt adamları mı demeliyim bilmiyorum ama bu konuya daha farklı bir gözle bakarak yazman bizimde hayal ufkumuzu genişletti. Tekrardan fazlasıyla beğendiğimi söylemek isterim. İnşallah yakın zamanda senden bir roman bekliyoruz. Eğer çıkarırsan buradaki herkesin beklediğini bildirmek isterim :))

  5. Teşekkür ederim yorumlarınız için. Yazım yanlışları dokunmatik klavye kaynaklı. Aslında bu tür şeylere dikkat ediyorum ama bazen gözümden kaçabiliyor. Kusuruma bakmayın

  6. her hikayen birbirinden güzel diyecek bir söz yok bir kaç tane yazim yanlışı harici eksik bi şey yok o kadarı da normal hikayenin her bölümü sürükleyici başarılarının devamını diliyorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı