Dehşet ÖyküleriGenesisKorku HikayeleriSizden Gelenler

GENESİS’İN MUHTEŞEM KORKU HİKAYELERİ “TOTEM”+18

“Sayın seyirciler bu gece gökyüzüne bakanlar oldukça ender rastlanan bir gök olayına şahit olacak. Bu gece sekiz gezen aynı hizaya gelecek ve dizilimin dört gezegeni çıplak gözle izlenebilecek. Eğer sekiz gezegenin de dizilimini görmek isterseniz teleskoplarınızı hazırlamanızı öneririz. Uzmanlar böyle bir dizilimin en son altı bin yıl önce gerçekleşmiş olması gerektiğini…”

Kanalı değiştirdim ve yeni açtığım kanaldaki, kumar borcunu ödemek için patronunu katledip parasını çalan bir adamla ilgili bir haber sinirlerimi bozup, televizyonu kapatmama neden oldu. Tam o sırada kapıdan içeri Nurşen girdi ve alımlı adımlarıyla bana doğru yürürken “Bu ne hoş sürpriz böyle Yusuf, görüşmeyeli nasılsın?” dedi.

“Teşekkür ederim, uzun zaman oldu.” diye karşılık verdim ayağa kalkıp onunla tokalaşırken.

Tekrar yerime otururken, güzel gülümseyişinin arkasında hala belli belirsiz bir gerginliğin saklı olduğunu ve bunun, yemek randevusunu unutan Hasan’a sinirlenmekten öte bir şey olduğunu fark ettim; ama o an fark ettiğim bir diğer şey beni gerçekten çok şaşırtmıştı. Koku… O, odaya girer girmez hissetmeye başladığım o ağır ve keskin koku gitgide atmıştı ve artık bu kokunun Nurşen’e ait olduğuna dair hiçbir şüphem kalmamıştı.

“Evet,” dedi karşımdaki koltuğa oturup kahverengi, diz üstü eteğinin örttüğü bacaklarını üst üste atarken, “yaklaşık bir yıl oldu sanırım. En son bir zeytinyağı fabrikası açmayı planladığından bahsediyordun. Söylesene ne yaptın o işi?”

“Fabrika beş ay önce Çatalca’da faaliyete geçti. Şimdilik Rusya’ya ihraç ediyoruz.” dedim.

Bu konu üzerinde daha fazla konuşmak istemiyordum, fakat Nurşen “Bunu gerçekleştirmek kolay iş olmasa gerek.” dedi ve onun sözü biter bitmez elinde tepsiyle içeri giren Hasan “Aslında bu, Yusuf için çok da zor olmadı,” dedi ve “çünkü…” diye ekledi bize kahve ikram ederken, “çünkü eski ortağı bütün hisselerini komik denebilecek kadar düşük bir fiyat karşılığında Yusuf’a devretti.”

Hasan daha önce yakalamış olduğu bu detayı bir silah olarak kullanmaya karar vermiş gibi görünüyordu ve söz konusu silahın namlusu şimdi beni gösteriyordu, ama Hasan bununla kalmayıp daha da ileri gitmeye çalışıyordu.

“Zavallı adam…” diye ekledi Hasan, Nurşen’in yanına otururken ve “Tüm hisselerini kaybettikten kısa süre sonra hayatını da kaybetti, hem de korkunç bir şekilde.” diyerek konuşmasını sürdürdü.

Hasan’ın ölümden bahsettiği bu cümle, Nurşen’in irkilip elindeki kahveyi üzerindeki krem rengi bluzun göğsüne dökmesine neden oldu. Nurşen göğsündeki kahve lekesini eliyle silmeye çalışırken, Hasan şeytani bir imayla gözlerimin içine bakarak sırıtıyordu.

“Ölünün arkasından konuşmak gibi olmasın ama…” dedim kontrolü elime almaya çalışarak, “ama ortağım Celal de hiç tekin adam değildi. Kim bilir hangi pis işlere bulaştı da sonunda odasında kendi kafasına bir kurşun sıkmak zorunda kaldı. Üstelik eşini aldatıyordu ve her kesimden birçok kadınla ilişkisi vardı. Çevremizde de bunun gibi pek çok aşağılık insan var, öyle değil mi Hasan?” diye sözlerime devam ettim, Hasan’ın gözlerine tehditvari bir bakış atarak.

Bunun üzerine Hasan bariz bir şekilde yutkundu ve başını çevirmeden, yanında oturan Nurşen’e doğru gözlerini kaydırdı. Kendisine yönelik az önceki imalı sözlerim karşısında Nurşen’in davranışlarında herhangi bir değişiklik olup olmadığını gözlemlemeye çalışıyordu, ama bu çaba boşunaydı, çünkü Nurşen o an için tüm dikkatini bluzunu mahveden kahve lekesine vermiş gibi görünüyordu. Burun buruna geldiği tehdidi fark eden Hasan çenesini kapattı ve ürkmüş bir hayvan gibi, oturmuş olduğu yere sindi. Bu kadar korkmakta haklıydı, çünkü onun Nurşen’i aldattığını biliyordum ve Nurşen’in bu konuyla ilgili en ufak bir duyumu, Hasan’ı sonsuza kadar terk etmesiyle sonuçlanırdı. Buna karşılık Hasan da Celal’in hisselerini bana neredeyse bedava denebilecek bir ücret karşılığında devrettiği ve sonrasında da odasında intihar ettiği konusunda benim işin içinde olduğum bir şeylerden şüpheleniyordu; fakat Celal’in pis işleri için sürekli oda tuttuğu oteldeki bir oda görevlisini yüklü miktarda para karşılığı tuttuğumu ve ona Celal’in odasındaki gizli kamera görüntülerini kaydettirdiğimi, sonra da bu görüntülerle Celal’e şantaj yaparak hisselerini aldığımı ve böylelikle kendisini iflasın eşiğine sürükleyerek intihar etmesine neden olduğumu bilmiyordu. Aslında Hasan’ın şüpheleri hakikatin etrafında dönüp dolaşıyor ama suçlu olduğumu ispatlayacak somut bir dayanak bulamıyordu.

“Off!” diye iç çekti Nurşen, “Berbat bir gündü. Sadece bu gün beş kişi korkunç kabuslardan muzdarip olduğu şikayetiyle kliniğe geldi ve esas ilginç olan ne biliyor musunuz, anlattıkları kabuslar birbirlerine o kadar çok benziyordu ki… Hepsi de rüyalarında, hayvanlaşmış çıplak insanlar gördüğünden bahsediyordu. Bu gerçekten de çok ilginç.”

Nurşen bunları anlatırken, Hasan imalı imalı gözlerimin içine baktı. Sanki Nurşen gelmeden önce konuşmuş olduklarımızla ilgili ağzımdan herhangi bir şey kaçırmamamı tembih etmeye çalışıyormuş gibi bir hali vardı.

“Kesinlikle kötü bir gündü.” diyerek sözlerine devam etti Nurşen, “Herkes insanlığını kaybetmiş gibi, ufak tefek meseleler yüzünden birbiriyle tartışıyordu. Hatta inanabiliyor musunuz; Aysel hanım, masasına gereğinden fazla yaklaştığı gerekçesiyle Emine Hemşire’nin üzerine saldırdı. Çıldırmış gibiydi. Önce kükreyişe benzeyen sesiyle ona odasından dışarı çıkmasını haykırdı, sonra da önündeki masanın yüzeyini tırmalayarak dişlerini gösterdi ve hırlamaya başladı. Hepimiz gördüklerimiz karşısında olduğumuz yerde donup kalırken birden oturmakta olduğu koltuktan sıçrayıp Emine Hemşire’nin üzerine atladı ve onu yere düşürdükten sonra zavallı kadının yüzünü öyle bir tırmaladı ki Aysel’i onun üzerinden almayı başardıktan sonra Emine’nin yüzünün, boydan boya uzanan derin tırnak yarıklarıyla parçalanmış olduğunu gördük. Bu gerçekten de çok sarsıcı bir görüntüydü.”

“Bu olay bugün tam olarak ne zaman gerçekleşti peki?” diye sordum, o da “Yaklaşık bir buçuk ya da iki saat önce…” diye cevap verdi ve sonra da oturduğu yerde Hasan’a doğru dönerek elleriyle onun omzunu kavrayıp

“Teleskobu hazırladın değil mi hayatım? Gezegen dizilimini izlemek sinirlerimi yatıştırır belki de.” dedi.

Dizleri huzursuzca titreyen Hasan “Birazdan depodan çıkarırım canım.” deyince, Nurşen ona “Saatler sonra, altı bin yılda bir gerçekleşen göksel bir olay yaşanacak ve sen henüz teleskobu depodan çıkarmadın öyle mi, inanılır gibi değil!” diye çıkıştı, sonra da “Masal Park’ına gitmeliyiz. Orası şehrin ışıklarından yeterince uzakta ve gözlem yapmak için en doğru yer.” diye ekledi. Ardından bana doğru dönerek “Sen de bizimle gelirsin değil mi Yusuf? Bunu sen de görmelisin. Sekiz gezegen aynı hizaya gelecek. Merkür, Venüs, Mars ve Jüpiter çıplak gözle bile görülebilecek. Dünya Venüs ve Mars’ın arasında sıralanmaya dahil olacak. Venüs en parlak gezegen olarak görünecek ve onun solunda Jüpiter, sağında Merkür, alt tarafta ise Mars yer alacak. Daha uzakta olan Uranüs ve Neptün ise ancak teleskopla görülebilecek.” dedi.

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 17 Ortalaması: 4.8]

Önceki sayfa 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11Sonraki sayfa
Etiketler

Gülten AJDER

Kitap okumayı seven insanlar daha zeki ve daha başarılı olurlar. Bende bu yüzden kitap okumayı sevdirmek istedim bu site ile. Gizli kalmış bütün bilgilerin kitaplarda saklı olduğuna inandığımdan, kültür seviyemizi yükseltmek, bilgi hazinemizi daha da zenginleştirmek, gizli yeteneklerin ortaya çıkmasına destek olabilmek için, okusun yazsın benim ülkemin insanları diye bir işin ucundan tutmak isteyen birisiyim.

İlgili Makaleler

7 Yorum

  1. Hikayesini okuduğumda gerçekten mutlu olduğum kişiler densin. Seni tekrar tebrik etmek istiyorum. Ama bu arada bu sitedeki birçok yazarın hikayesini de beğendiğimi söylemek isterim, yoksa diğer kişilerin hikayelerini beğenmediğimi falan kastetmiyorum. Fakat nedense senin yazılarını okuyunca ayrıca bir yorum yazmak istiyorum.
    Birde yanlış anlamazsan kardeşim bu hikayende çok güzel ama önceki yazılarında ki havayı yakalayamadım. Belki benim şu andaki bulunduğum ruh halimden olabilir. Herkese tekrar teşekkürler.
    Kimse alınmasın derken yine uzun bir yorum oldu :))

    1. Yorumun için teşekkür ederim Zenhar kardeşim. Bu hikayede hayal gücümde ya da anlatım dilimde bazı noktalarda yetersiz kalmış olmalıyım büyük ihtimalle. Bunu fark etmemi sağladığın için çok sağ ol. Değindiğin bu konuyu dikkate alıp ileride daha iyi yazılar yazmaya çalışacağım.

  2. Hikayeyi yeni fark ettim. Kardeşim eline sağlık yine çok güzel yazmışın. Uzun zamandır hikayelerini okuyorum. Uzun hikaye yazmak bir risktir. Çünkü uzun bir hikaye yazarken okuyucuyu sürekli tetikte bırakmalısın. Sürekli ilerlemeye teşvik etmelisin ve sen bunu çok iyi başarıyorsun. Gerek betimlemeler gerek olay kurgusu gayet güzeldi. Kurt adamları mı demeliyim bilmiyorum ama bu konuya daha farklı bir gözle bakarak yazman bizimde hayal ufkumuzu genişletti. Tekrardan fazlasıyla beğendiğimi söylemek isterim. İnşallah yakın zamanda senden bir roman bekliyoruz. Eğer çıkarırsan buradaki herkesin beklediğini bildirmek isterim :))

  3. Teşekkür ederim yorumlarınız için. Yazım yanlışları dokunmatik klavye kaynaklı. Aslında bu tür şeylere dikkat ediyorum ama bazen gözümden kaçabiliyor. Kusuruma bakmayın

  4. her hikayen birbirinden güzel diyecek bir söz yok bir kaç tane yazim yanlışı harici eksik bi şey yok o kadarı da normal hikayenin her bölümü sürükleyici başarılarının devamını diliyorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı