Skip to main content

Yabancı

Yabancı

“Bu hikayeyi daha kaç kez anlatacaksın yaşlı John, en az on kere dinlemişimdir,” dedi. Nellie elinde ki boş bira bardaklarını masaya bırakarak,”Herkes duyana kadar tatlı Nellie”dedi yaşlı John.”Size anlattıklarımdan hala ders bile çıkartmadınız. Diyorum size, böyle havalar da”dedi parmağıyla dışarı göstererek” kimseye kapınızı açmayın. Çünkü ne geleceğini asla bilemezsiniz. “O an sanki evren John’u duymuşcasına cevap verdi. Barın kapısı aniden açıldı. İçeri soğuktan yüzü donmuş orta yaşlarda bir adam girdi. Yaşlı John’un bir kaç sandalye gerisine oturdu.”Sıcak bira lütfen”dedi yabancı. Nellie, elinde kalan son birayı yabancıya ikram etti. Bu durumdan memnun kalmayan yaşlı John, Nellie’ye sinirli bir bakış atmayı da ihmal etmedi. “Bu gece dışarda olmak, pek akıl kârı değil genç delikanlı anlat bakalım, seni hangi rüzgar attı buraya.” “Yiyecek bir şeyler aramaya çıkmıştım ancak hiç açık yer bulamadım. Bende soğuktan daha fazla donmamak için buraya attım kendimi”dedi yabancı.”Herkes aylar önce yiyecek stoğu yaptı, sen neden bu kadar geç kaldın”.”Yapmıştım ancak son dakika durumlar değişti.” Başını ağırca sallayarak,”anladım” dedi yaşlı John. “Neyse nerde kalmıştım Nellie, hee… hatırladım, gece yarısı aniden kapım çalındı. Kapıyı açtığımda, aynen bu genç delikanlı gibi soğuktan donmuş biri duruyordu.” Nellie yabancıya o an bir bakış attı. John hikayesine devam etti. “Kapıdaki kişi, arabam bozuldu bir kaç gün sizde kalabilir miyim?” dedi bana. Yüzünü tam göremiyordum ancak sesinde bir gariplik olduğunu fark ettim. O tiz sesi, o bedenle uyuşuyordu. Ancak diyorum işte farklıydı. Bir kaç gün bende kaldı. Yedi içti fakat evde de bir gariplik başlamıştı. Odaların duvarlarından sesler geliyordu. Biliyorsun Nellie eski bir evde oturuyorum, sebep ondandır dedim ancak sesler gittikçe çoğalmaya gece beni uyutmamaya başladı. Bir gece gürültüyle uyandım. Koridora çıktığımda, o yabancı kızın odasından sesler geliyordu. Kapıyı açtığımda, kız yatağında oturmuş bir şekildeydi. Kucağında da bir şey vardı. Yanına iyice yaklaştığımda, kucağında ki şeyin benim can dostum Max olduğunu gördüm. Onun kafasını kesmiş, bütün etlerini parçalamıştı. Allah’tan her odada silah bulundururum. Elime aldığım gibi, kızın kafasına ateş ettim. Şanslı orospu kurşun sıyırdı, hemen cama koşup atladı. Arkasından ne kadar ateş etsem de kaçmayı başardı. Sonra etraftan duydum. Bu Collins’lerin kızıymış, hani şu altın madeninin sahibi olan adam. Kızı, bir gece kardeşini küvette boğmuş ve kaçmış. Kardeşi daha bebekmiş, Nellie düşünsene. Bu da etrafta dolaşıp insanları öldürmeye başlamış. Üç cinayetten aranıyormuş. Polis, beş kuruş etmez hala yakalayamadılar. Ama diyorum sana ben bulacağım o pisliği. Allah’tan ona unutamayacak bir iz bıraktım, tam alnında”eliyle kendi alnını göstererek”o gece isabet eden silah izi.” O an Yabancı elinde ki bardağı düşürdü. “Bu kızın saçları kızıl mıydı?”.”Aaa evet evlat. Sen nereden biliyorsun, gördün mü yoksa onu.” “Bahsettiğin kişi, şu anda evde oğlumla birlikte”…

blackcat40

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 3 Ortalaması: 3.7]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir