Skip to main content

Ateş Düştüğü Yeri Yakar 2. Bölüm

Ateş Düştüğü Yeri Yakar 2. Bölüm

Hikaye Oku; Birinci bölümden devam ediyor.
Cebime altınları koyduktan sonra yavaş adımlarla yürümeye başladım. Acelem yoktu. Korkum yoktu. Dükkandan çıktım. Badigardlara bir kafa selamı verdim. Onlarda selamımı aynı sessizlikte bir kafa selamıyla cevapladılar.

Çantalı tüccarlık yalnız bir iştir. İnsan uçsuz bucaksız yolları yürürken dalar gider. Bende düşüncelere daldım.

Krizin ilk çıktığı günler aklıma geldi, şubat ayıydı yıl 2019 yine çok ünlü üç harfli indirim marketlerden birine doğru gidiyordum. Markete girdim, biraz peynir alıp çıkacaktım. Yaşlı bir adam kasiyer gence bağırmaktaydı! Ne demek bir paket makarna 5 tl bu düpe düz soygun! Sizi şikayet edeceğim, acımızdan mı öleceğiz lan, emekli maaşıyla ne yiyip ne içeceğiz. Genç erkek kasiyer Ama amca dolar on beş lira oldu diye kekelercesine cevap verdi. Yaşlı adam Biz buğdayı dolar la mı alıyoruz lan! Diye bağırdı. Ben peynir bölmesine yürüdüm eskiden çeşit çeşit peynirle dolu olan raflarda şimdi sadece lor ve beyaz peynir vardı. Üçyüzbeş gramlık lor paketini aldım. Bu yağsız tuzsuz lorlar beş altı ay önce yarım kiloluk paketlerde satılıyordu. Gram azalta azalta 305 grama kadar inmişlerdi ve fiyat da on tl ye çıkmıştı. Fiyata baktım, uzun uzun düşündüm sonra bir kez daha sade makarna yemek istemediğime karar verdim. Bu akşam evde peynirli makarna pişecekti.

Evime doğru yürüdüm. Ben normalde işini pek sevmeyen biriyim. Ama son dönemde kapanan iş yerleri yüzünden işlerini kaybeden milyonları ve devletin azalan vergi gelirleri yüzünden işten çıkarmak zorunda kaldığı yüz binleri görünce halime şükrediyordum.

Hikayemin ilk bölümünün tarihinden anlayabileceğiniz gibi krizi bekliyordum. Hazırlığımı yapmıştım. Bankalardan uzak durmuş elimden geldiğince altın alıp yastık altı yapmıştım. Ağustos ortasından itibaren kuyumcular ve döviz büroları altını ve dövizi çok ucuza alıp çok pahalı satmaya başlayınca bende altın biriktirmeyi bırakmıştım. Eve önce gıda sonra doğal gazlı evimizin bodrumuna kömür depolamıştım.

Annem bana Aman oğlum alma güvelenir sora, Bodrumu pisletme sonra kim temizleyecek. Tarzı laflar ederek itiraz etmişti. Gerçi şimdi pişmandı Keşke daha çok alsaydın. Diyordu.

Pazartesi işe gittiğimde herkesin yüzünden düşen bin parçaydı. Bu gün yine iş ruleti oynayacaktık anlaşılan.

Tuhaf fakat anlaşılır bir uygulamaydı. İşten atılmalar ilk başladığında önce olmasa da olur denen tembel kişiler kovulmuştu ancak sonrasında düzgün çalışan kişiler arasında kimin atılacağını belirlemek için iş ruleti denen yöntem bulunmuştu. İş ruletinde herkes bir kutudan birer kağıt çekiyordu ve kağıdı boş olan işte kalıyordu fakat kağıdında siyah nokta çıkan işini kaybediyordu.

Merhabalaştıktan sonra suratı asık arkadaşıma Bu gün kaç nokta var. Diye sordum. Üç dedi.

Müdürün odasında on memur dikiliyorduk. Bir zamanlar on yedi kişiydik. Herkes burukluk içindeydi. Ben hariç. Maaşım artık iyce değersizleşmişti. Daha da değersizleşeceğini tahmin ediyordum. Dünya çapında şimdiye değin hiç görülmemiş bir çapta bir kriz bekliyordum. Kendimi ve ailemi güvenceye alacak bir işe ihtiyacım vardı.

Kura çekildi benim kağıdım yine boştu. Kurada kara nokta çekenlerse yüzlerindeki çaresiz ifadeden anlaşılıyordu. Bu esnada Tahir abi yere yıkıldı. Adamın dört çocuğu vardı. Eğer işini kaybederse çocuklarına bakması mümkün değildi. Göz yaşlarına boğuldu. Yanına gittim eline temiz kağıdı verdim ve noktayı aldım. Elveda millet dedim ve şaşkın bakışlar arasında müdürün odasından çıktım. Tahir abi bağırıyordu Allah razı olsun Mustafa. Sen çok iyi bir insansın. Tahir abi eğer planımın ne olduğunu bilseydi böyle demezdı. Krizde nasıl para kazanılır dersleri başlayacaktı.

Mustafa Söylemem

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 2 Ortalaması: 5]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir