Skip to main content

Mezarın Çocukları Hikayesi IV. Bölüm

Mezarın Çocukları Hikayesi IV. Bölüm


Sevgili Okuyucularım; Farklı bir tarzla yazıyorum, bölümler birbirini takip ediyor bu yüzden hikayeyi anlamak için diğer bölümleri okumanızı gerekir. Bölümlerin Linkleri Aşağıda verilmiştir. İyi günler iyi okumalar dilerim. Güvenlik görevlileri hiç vakit kaybetmeden polisi ve jandarmayı aramış polisler gelene kadar arkadaşlarını sakinleştirmeye çalışmıştı. Hava almak için dışarı çıktıklarında bölge karakolundan polislerin geldiğini gördü. Arkadaşlarını bırakıp polislerle beraber mezarlığın içine o korkunç manzaraya tekrar döndü.

Polisler sağa sola fırlatılmış ceset parçalarını gördüklerinde bu manzara onları bile etkilemişti. Adli tıp uzmanları bölgeye şerit çekmişler içeride araştırmaya başlamışlardı. Olay yeri inceleme uzmanı Şener Kavak bu tür cinayetleri yirmi yıldır gördüğü için diğer polisler kadar etkilenmese de midesinin bulantısını hissetmişti.

Cesetlerin biri ikiye bölünmüş, cesedin baş kısmında yer alan diş izleri bütün yetkililerin dikkatini çekmişti. Bütün cesetler bembeyazdı. Kanları son damlasına kadar akıtılmıştı.

Güvenlik görevlisi Kaan soğukkanlılığını koruyor ve hiç bir şeyin dikkatini dağılmasına izin vermiyordu. O kadar yaşadıklarından sonra böylesine sakin kalması yanındaki memurlar tarafından hayretle karşılandı. Kaan polis memurlarına gördüklerini ve duyduklarını anlattı.

Komiser Enis “Kamera kayıtlarını alalım ne kadar çabuk olabilirsek o kadar iyi olacak. Bölgede çok fazla köy var, katil bunlardan birine saklanmış olabilir. “Dedi. Jandarma komutanı telsizini çıkarıp karakola haber verdi.

“Asker köylerin çıkışlarını tutun! Polis arkadaşlara yardımcı olalım. ” Dedi.

Üçü güvenlik kameralarının bulunduğu genel merkeze gitmek için güvenlik aracına bindi. Antik kentin her tarafında güvenlik kameraları bulunuyordu. Bu kameralardan bazıları kızıl göz denilen termal kameralardı. Bu kameralar sürekli açık kalır bütün kaynaklar ayrı bir sistemde toplanırdı. Kaan normal kameraların kapatılmış olduğunu gördü. Kamera bölümüne girmek için sadece güvenlik görevlilerinin izni vardı.  “Böyle bir şey mümkün değil. ” Diye mırıldandı. Jandarma komutanı “Bir sorun mu var Kaan.” Dedi. Kaan vakit kaybetmeden özel olarak hazırlanmış ve kızıl gözlerin kayıtlarını açmaya yarayan şifreli anahtarı aktif edip kızıl gözlerin kayıtlarına ulaştı. Genel merkeze giren birinin kameraları kapattığını gördü. Kızıl gözlere gerekli ayarlamaları yaparak kapatan kişinin kim olduğunu buldu. Bir anda gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Gözlerini ekrandan ayırmadan izliyor kelimeler ağzından zorla çıkıyordu. “Demek bu olayın içinde sen vardın ha, öldün belani buldun aşağılık herif. ” Dedi ve masaya yumruk attı.

Komiser Enis “Kayıtları aç ta bizde izleyelim.” Dedi. Kaan kayıtları büyük ekranda açtı. Jandarma komutanı görüntüleri izleyince sinirlenmiş Kaan’a sorular sormaya başlamıştı. “Tüm bölgenin güvenliğini sadece bir kişi mi sağlıyor. ” Dedi. Kaan kendini toparlayıp “Hafta içi iki hafta sonu dört kişi güvenlikten sorumlu oluyor.” Dedi. Komiser Enis konuşmaya dahil oldu “Bu kadar tarihi eserin olduğu bir yer bu kadar az kişi ile mi korunuyor cidden?” diye sitem etti.

Jandarma komutanı “Sizin müdürünüz kim? Arayın gelsin hemen!” Dedi. Kaan güvenlik müdürünü aramış ancak telefonuna ulaşamamıştı. Enis telsizden “Bana bu bölgenin güvenlik müdürünü bulun hemen!” Dedi. Adli tıp çalışanları işlerini bitirmiş bütün ekiplerin komiserleri genel merkezde kamera kayıtlarını izliyordu. Kaan hala Hakan’in yaptığı yanlışı düşünüyor düşündükçe dikkati dağılıyordu. Mezarlık bölümü kayıtları diğer kayıtlardan biraz daha pusluydu bunun nedeni kameranın yeri yüzündendi. Hırsızların yaptığı bütün hazırlıklar ve mezarlığın neresine kadar ilerledikleri belli olmuştu. Memurlardan biri “Böyle bir vahşeti kim yaptı acaba?” Dedi. Komiser Enis “Bu zamana kadar bir sürü cinayet gördüm, böyle bir cinayeti kendileri işlemiş olamaz mutlaka bir kişi daha var. ” Dedi. Kaan kızıl gözleri hareket ettirerek kimin nereye gittiğini gözledi. Mezarlığın orta yerine geldiklerinde hepsi bir yandan lahite bakıyor zarar vermeye çalışıyordu. Sonunda lahit daha fazla dayanamamış parçalanmıştı. Kapaktaki değerli bir maddeye bakıyorlardı.

Jandarma komutanı, olay yeri inceleme uzmanı Şener Kavak’a dönüp “O altın bir külçe mi.” Dedi. Sener Kavak konuşmaya başladı. “Altindan yapılmış bir madde ancak külçe değil. Çok eski bir kitap. Fazla araştırma fırsatı bulamadım ancak eski zamanlarda kullanılan ve çok ünlü bir dil olan ‘Limbo Occacio’ dili ile yazılmış.” Dedi. Jandarma komutanı şaşırmış bir şekilde bakıp “‘Limbo ne?” dedi. Kamera kayıtları belirli bir yerden sonra parça parça çıkmaya başlamıştı en sonunda kayıtlar tamamen kesildi.

Muhammet Cantürk

Korku Hikayeleri, Dehşet Hikayeleri

Mezarın Çocukları Bölümlerin Linkleri

  1. Bölüm İçin TIKLAYINIZ
  2. Bölüm İçin TIKLAYINIZ
  3. Bölüm İçin TIKLAYINIZ
  4. Bölüm İçin TIKLAYINIZ
  5. Bölüm İçin TIKLAYINIZ
  6. Bölüm İçin TIKLAYINIZ
  7. Bölüm İçin TIKLAYINIZ

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 1 Ortalaması: 5]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir