Bilim Kurgu HikayeleriFantastik HikayelerMurat Canpolat

Fantastik Hikaye “Zamanda Yolculuk” 13. Bölüm

Fantastik Hikaye “

Fantastik Hikaye “Zamanda Yolculuk” 13. Bölüm

Etraftaki güzellikleri seyrede seyrede girerlerken bir bağrışma sesi, ardından bir kaç el silah sesi duyuldu. Onlar daha ne olduğunu anlayamadan bir adam elinde silahla çıkageldi. Adam, tedirgin bir şekilde sağına soluna bakınıyor oflayıp pufluyordu. O yanlarından çekip gittikten kısa bir süre sonra da feryat sesi duyuldu ve her tarafı sardı.

O gün hava bulutluydu ve kara kara bulutlar her tarafı sarmıştı. Öyle görünüyordu ki yağmur yağacaktı. Üstelik hava insanı boğuyorcasına kasvetliydi. İşte böyle bir günde geçmişe gelmişlerdi Yasin ve Nuri

‘Eyvah!’ dedi Nuri ‘Galiba geç kaldık’

‘Önce bir sakinleş’ dedi Yasin ‘Hem niye geç kalalım ki,  elimizde bu alet varken.  Kan davasını şimdi önleyemiyorsak bir kaç sene evveline gider öyle çaresine bakarız’

‘Haklısın’ dedi Nuri, huzur ve huzursuzluk arasında bir sesle.

Onlar aralarında konuşurken bir köylü de onları izliyor, kılık ve kıyafetlerinden dolayı Yasin ve Nuri’ye şüpheyle bakıyordu.

‘Gençler, hayırdır bir durum mu var?’ dedi, ters bir ifadeyle.

‘Amca’ dedi Nuri, ‘Bu feryat sesi nereden geliyor?’

‘Ne yapacaksınız?’ dedi yaşlı adam.

Söze Yasin atılarak:

‘Amca, biz çok uzaklardan geldik, anlayacağın yolcuyuz. Buralardan geçerken önce silah sesi ardından ağlama sesi duyduk. Bir durum olabileceğini düşünerek buraya yöneldik. Ayrıca hem susuz kaldık hem de azıksız. Köyden birileri bizi misafir ederse memnun oluruz’

Durum sözünü duyan yaşlı adam, gözleri kısık bir şekilde uzun uzun onlara baktı. Daha sonra onlara:

‘Ne durumu, yoksa siz kılık değiştirmiş zabitler misiniz?’ dedi şüpheli bir şekilde.

‘Hayır, hayır’ dedi Yasin, elini sallayarak ‘az önce dediğimiz gibi. Biz sadece yolcuyuz, buradaki serzenişleri duyunca merak ettik de geldik’

‘Ha öyle mi?’ dedi yaşlı adam.

İki metre ötede konuşulanları dinleyen köylünün biri:

‘Yeter Kamil amca, yeter’ dedi sinirle dişlerini sıkarak ‘Sizin yüzünüzden iki aile birbirine düşman oldu, hatta bu düşmanlık ölümle sonuçlanan çatışmalara dönüştü’

‘Ne demek istiyorsun Erhan’ dedi yaşlı adam, puflayarak.

‘Ne demek istediğimi sen çok iyi biliyorsun’ dedi köylü, bağıra bağıra.

‘Ne demek istiyormuşum’ dedi yaşlı adam, köylünün üzerine yürüyerek.

Yaşlı adamın üzerine geldiğini gören köylü, arkasında sakladığı sopayı çıkarıp ona vuracakken diğer köylüler onları ayırdı. Onlar ayrılınca köyün en yaşlısı ve önderleri olan Hasan Ağa ikisine de sert bir bakış attıktan sonra:

‘Allah Teâlâ aşkına, her ikinizde ne yapmaya çalışıyorsunuz’ dedi ikaz edercesine ‘zaten köyümüzde her şey birbirine girdi. Birde siz kavga etmeyin’

Kâmil, dedikleri köylü söylene söylene gittikten sonra Yasin, neler olduğunu anlayabilmek için yaşlı adama dönerek:

‘Bey amca, köyde neler oldu ki öyle söylediniz?’

‘Evlat’ dedi yaşlı adam ‘Belli ki yolcusunuz, o yüzden bize gidelim de bir güzel karnınızı doyurun. Ondan sonra neler olduğunu size anlatayım’

Yaşlı adam, konuşmasını tamamladıktan sonra arkasına bakmadan yürümeye başladı. Onun arkasına bakmadan yürüdüğünü gören Yasin ve Nuri, birbirlerine baktıktan sonra yaşlı adamın peşinden gittiler.

O, evine gelince kapının tokmağını çaldı. Bir müddet bekledikten sonra kapıyı genç bir delikanlı açtı.  Delikanlı, yaşlı adamı görünce saygıyla:

‘Hoş geldin baba’ dedi ve yine aynı saygıyla geri çekildi.  Delikanlı geri çekilip gözden kaybolduktan sonra yaşlı adam bismillah diyerek kapıdan içeriğe girdi.

O içeriğe girdikten sonra geri dönüp misafirlerine bakarak içeriğe girin dercesine baş hareketi yaparak avluda ilerledi.

Yaşlı adamın evi otantik bir yapıya sahipti, tıpkı kitaplarda yazdığı gibiydi. İkili bu durum karşısında adeta büyülenmiş gibiydiler. Üstelik bir de hoş bir koku etrafa yayılıyordu.

Yaşlı adam, onların şaşkınlığını görmeden evladını çağırarak kahve yapmalarını istedi. Kahveler yapılıp gelince yaşlı adam onlara ‘afiyet olsun’ deyip kahvesini yudumladı.

Nuri, tam kahveye elini uzatmıştı ki Yasin, ona içme dercesine baktıktan sonra bardaktaki suyu alıp içti. Onun suyu içtiğini gören Nuri, bir şey anlamamışçasına baktıktan sonra o da bardakta ki suyu alıp içti.

‘Anlaşıldı’ dedi yaşlı adam ‘Öyle görünüyor ki karnınız aç’ dedi ve ev halkına seslenerek sofra hazırlanmasını rica etti. Sofra hazırlanırken yaşlı adam derinlere dalmıştı.

Murat CANPOLAT

1 – Bölüm için TIKLAYINIZ

2 – Bölüm için TIKLAYINIZ

3 – Bölüm için TIKLAYINIZ

4 – Bölüm için TIKLAYINIZ

5– Bölüm için TIKLAYINIZ

6– Bölüm için TIKLAYINIZ

7– Bölüm için TIKLAYINIZ

8– Bölüm için TIKLAYINIZ

9– Bölüm için TIKLAYINIZ

10 – Bölüm için TIKLAYINIZ

11 – Bölüm için TIKLAYINIZ

12 – Bölüm için TIKLAYINIZ

13 – Bölüm için TIKLAYINIZ

Fantastik Hikaye, hikaye, fantastik hikayeler, bilim kurgu hikayeleri, bilim kurgu, fantastik, hikayeler, hikaye örneği, hikaye örnekleri, hikaye okuma, hikaye okumak,  hikaye arşivi, zaman, zamanda yolculuk, Frenk, mağara, zaman yolculuğu, İstanbul, kısa hikaye, uzun hikaye, hikayeler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu