Skip to main content

Bencil Aşık

Zamanın birinde bencil mi bencil bir adam varmış. Hep güzel şeylerin kendisinin olmasını istermiş. İstermiş de ömrü boyunca güzel diyebileceği hiç bir şeye rastlamamış. Güzelliği de dış görünüşten ibaret sanırmış.
Bir gün bu adam yeşillikler içinde gezerken bir şey görmüş. Rengarenk kanatlarıyla yemyeşil çayırlarda uçuşan, pamuk tüylü, ipek bir kelebekmiş bu. Öylesine güzelmiş ki, uçuşu, kanat sesi huzur veriyormuş kelebeğin. Adam dakikalarca, saatlerce, günlerce minik kelebeği izlemiş, ve sonunda dayanamamış kelebeği yakalamış ve onun için yaptığı sözde güzel kafese hapsetmiş.
Adam hep kelebeği izlemek, hep yanında 
kanat çırpmasını dinlemek istiyormuş. Rengarenk kanatlarına baktıkça büyüleniyor muş.
Bizim küçük kelebeğimiz ise kafesin içinde bir o yana, bir bu yana uçuşuyor, sonra kafesin duvarına çarpıp düşüyormuş,
Kelebeğin yüreği pır pır ederken adam onun çırpınışıyla eğleniyor, minik kelebeğin içindeki sıkıntıları, büyük fırtınaları göremiyormuş
Kelebeğin hayatının kendisinden ibaret olduğunu sanıyormuş. Halbuki kelebeğin ömrünün en kısa ve en güzel zamanlarıymış bunlar
Daha küçücük bir tırtılken hiç korumasız aylarca yaşam mücadelesi vermiş. Bu güzel günlere gelebilmek için ne badireler atlatmış.
Tam özgürlüğüne kavuştuğu sırada kalan birkaç günlük ömründe bu adam çıkmış karşısına…
Ve sonunda bizim bencil adam kelebeğin çırpınışını fark etmiş ve şöyle demiş;
Ama neden kaçmaya çalışıyorsun, bak sana söz veriyorum seni hep sıcak yerde tutucam, hep seni sevicem. Senin yanından hiç ayrılmayacağım. En güzel yiyecekleri getireceğim sana.
En güzel şarkıları söyliyeceğim…
Halbuki kelebeğin doğada kalan şu son bir kaç günüymüş ve adam bunu anlayamıyormuş.
Hep kırlarda uçması gerektiğini, kalan ömrünü güzel geçirmesi gerektiğini, ve adamı eğlendirmekten başka tabiat için birçok görevi olduğunu anlayamıyormuş adam.
Kelebeğin güzelliğini uçuşudan ve renkli kanatlarından ibaret sanıyormuş. Halbuki kelebek de adamı seviyormuş. Bilmediği için bu yanlışı yaptığını düşünüyor ve kızamıyormuş.
Adam serbest bıraksa yine ondan kaçmaz kırlarda adamla birlikte oyunlar oynarmış. Dile de getiremiyormuş sıkıntılarını ama başka bir çaresi de yokmuş.
Sonunda minik kelebek yorgun düşmüş ve kafesin dibinde ömrünü tamamlamış. Adam öyle pişman olmuş ki yaptığından. Ama öyle de geç farketmiş ki hatasını.Bir an kendi isteklerinden vazgeçip kelebeğini düşünseydi, onun derdini sıkıntısını anlamaya çalışsaydı, Kelebeğin elbette bir gün öleceği kesindi. Ama bu kısa ömrü kelebeğe zindan etmeseydi. Kendisinin de onun ölümüyle vicdanı bu kadar sızlamazdı…
Adam o günden sonra bir daha hiçbir şeyden mutlu olmamış. Günler aylar yıllar birbirini kovalamış. Vicdanının sesini hiç birşey dindirmemiş. Minik kelebeğinin sevgisini hiç birşey yok etmemiş. Nerede bir kelebek görse onu hatırlamış, içi sızladıkça sızlamış. Sızladıkça sızlamış…

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 2 Ortalaması: 2.5]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir