Aşk HikayeleriQayıbova Aytac  

Bir Hikaye “Sen Yoksun ‘Bakırköy Anıları’

Bir Hikaye

Bir Hikaye “Sen Yoksun ‘Bakırköy Anıları'”

3.Bölüm

Bir Hikaye, Meğersem doktor sandıkları kadın Selim tarafından gönderilmiş. İbrahim bu gerçeği de, Süreya’sını hastaneye götürdüğünde öğrenmiş. Süreya’nın damarlarına yapılan iğneler onun akli dengesini bozmak içinmiş. Selim ‘İntikam soğuk yenilen yemektir’ diye kısa bir not bırakmış o gün Süreya’nın cebine. İbrahim o güne kadar aldığı darbelerin bin katını almış Süreya’sı uyandığında..

Kendine geldiğinde kimseyi tanımadığı gibi, kendi kendine konuşmaya başlamış Süreya. Bin bir anlamla parlayan gözleri artık anlamsızca boşluğa bakıyormuş. Kahkahalar atarak odasında dört dönüyor ama İbrahim’i görünce için için ağlıyormuş. Sevdiği, evleneceği kadının delirdiğini görmekten daha zormuş onun için ağladığını görmek…

Üzerinden yıllar geçmesine rağmen İbrahim her anlatışında gözlerinde birikmiş damlaları gizlemek adına müsaade isteyerek ayaklanırdı.

Canpolat Ağa ve Melek Hanım da İbrahim kadar kahroluyorlarmış. Yıllar sonra yüreklerini saran ‘tanrının armağanı’ sandıkları manevi evlatlarının sevinci, çocuk misali düğün dernek hazırlığı yapan bu iki yaşlı çiftin gülen gözleri , kalpleri yağmur bulutlarıyla kaplanmıştı. İbrahim’in intikam ateşi körüklenmiş ama Canpolat Ağa’yla Melek Hanım karşısına geçerek üzerlerine yemin ettirmişler. İbrahim bir süre sonra Süreya’sını korumak adına Bakırköye yani bu hastaneye getirdi. Ben o yıllarda yeni mezun olmuş, genç bir hemşireydim. İlk iş yerimdi burası. Hatırlıyorum da şimdi, bir gece nöbet sırası bendeydi ve koridörün sonunda sağ köşede başını ellerinin arasına almış, gözlerini yere diken bir adam dikkatimi çekmişti. Evet, İbrahimdi o adam. Süreya’nın hastanedeki ilk gecesiydi o gece. İbrahim’le de o gün tanışmıştık. Yıllar önce bana emanet etmişti biricik ela gözlüsünü. Zaten Selim’in onu bulamaması için ismini Süreya değil de Ela olarak kaydettirmişti. Böylece onu güvence altına almıştı. İbrahim hiç aksatmaz her ayın son cuma günü mutlaka gelirdi Süreya’yı görmeye. Ellerini avcuçlarına alır uzun uzun bakardı ona. Sonra boynunu büker, dağ gibi adam çocuklaşıverirdi. Süreya o kadar güzeldi ki bazen İbrahim’e ondan başkasının yakışamayacağını düşünürdüm. Haklıydım da. İbrahim’e kimse yakışmadı Süreya’dan sonra…

Süreya’ya olan bağlılığını bildikleri için ne Canpolat Ağa ne de Melek Hanım hiç evlilik konusunu açmamışlardı. Zaten bir kaç yıl sonra da vefat etmişlerdi. Canpolat Ağa tüm servetini manevi oğlu İbrahim’e bırakmıştı. İbrahim de onları kendilerine layık bir şekilde yolcu etmişti son yolculuğuna. Tüm sevdiklerini kaybeden İbrahim tek huzuru zor durumda kalan insanların kurtuluşunda bulmuştu. Racon gereği belindeki tabancayı henüz kimseye doğrultmamış, hiç bir masumun canına kıymamıştı. Ama başı her zaman çelişkiye girerdi. Bir süre sonra bölgenin en namlı adamı olarak bilinmeye başlamıştı. ‘Kadırgalı’ takma adı da ordan kalmaydı.

Yazar: Qayıbova Aytac

1.Bölüm

2.Bölüm

3.Bölüm

hikaye, hikaye oku, aşk hikayesi, aşk hikayeleri, öykü, aşk öyküleri, hikayelerimiz, hikaye okuma, hikaye örneği,

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu