Skip to main content

Aşk Engellenemez

 Aşk Engellenemez

Aşk içgüdüseldir. Köpeklerin üreme döneminde yaptıklarına benzer şeyler yaptırır insanoğluna.
Kalkan’da İstanbullu bir komşumuz vardı. Köklü bir aileden geliyordu. Dedelerinden biri bir savaşta büyük bir başarı göstermiş, Osmanlı padişahlarından biri o büyük büyük dedesine Mısır’da büyük mü büyük bir toprak parçasını savaş ganimeti olarak ona hediye etmiş, bunlarda o toprak parçasını sata sata bitirememişler. Büyük büyük dedelerinden başka bir dede de kalan toprakları satmış. Cumhuriyet kurulurken avucunun içi patlayana kadar devrimleri bir güzel alkışladığından, büyük büyük ihaleler kapmış. Büyük büyük projelere imza atmış. Memleketin kalkınmasına büyük katkıda bulunduğu içinde büyük büyük paralar kazanmış köklü bir ailenin küçük torunuydu bizim komşumuz.
Almanya’da uyanık bir iş adamı, büyük bir çiftlik kurmuş atın ve itin en hasını üretiyor. Saf kan dünyada eşi ve benzeri olmayan cins cins hayvanlar yetiştiriyor. Bu eşsiz hayvanları dünyanın köklü asil/aristokrat ailelerine satıyormuş.
Bizim komşu bir gün bu ünlü çiftlikten bir hayvan almayı kafasına koymuştu. At almak öyle pek kolay iş olmadı için bir it almaya karar verdi, ama o çiftlik bizim komşuya aristokrat bir aile olmadığı için bir iti satmaya yanaşmıyordu. Her ne kadar para ve rüşvet teklif etseler de başaramamışlardı. Avrupa’da yaşayanların işi kolaydı. Aristokrat sınıfından biri şeceresini gösterip iti kapıyordu, ama Türkiye’de her ne kadar aristokrat sınıfının daniskası olsa da şecereleri olmadığı için Avrupa’da Türkiye’de olduğu gibi kapılar önlerine kolay kolay açılmıyor, iti öyle hemececik kapamıyorlardı.
Bizim komşu bunu kendine gurur meselesi yapmış. O elit çiftlikte yetiştirilen saf kan bir it alamadığı için yataklara düşmüştü. “Düşün eşek düşün boktur işin” derken akılarına bir fikir geldi. Benim komşunun ağabeyisi Hindistan’da büyükelçilik yapıyordu. Dünyanın her yerinde büyükelçiler aristokrat ailelerin çocukları içinden seçiliyordu. O Almanya’daki özel çiftlik büyükelçinin aristokrat olduğunu kabul etti ve elindeki safkan cins köpeklerden birini büyükelçiye satmaya karar verdi, ama büyükelçi Hindistan’da oturduğu için köpeği sadece Hindistana göndermek istiyorlardı. Köpek özel bir uçakla bir avuç para alınarak Hindistan’a gönderildi, büyükelçiye teslim edildi. Büyükelçide köpeği kardeşine hediye etti. Köpek yine özel uçakla Hindistan’dan Türkiye’ye geldi.
Nihayet bizim komşu arzularına sahip olmuştu. Köpek Kalkan’a geldi. Hepimiz o meşhur köpeği görmeye gittik. Köpek köpekti işte. Biz normal vatandaşlar bir şey anlayamıyorduk ama herhalde bizim bilmediğimiz bir özelliği vardı. Bütün aile itin üstüne titriyor. Avrupadan özel mama getirip yediriliyor. Yayladan kaynak suyu getirilip içiriliyordu.
Köpek yaşına gelmişti onun iyi cins bir köpekle çiftleşmesini istiyorlardı. Yunanistan’dan başka bir aristokrat ailenin köpeği uçakla getirilecek, çiftleştirilecek, köpek yine uçakla Yunanistan’a gönderilecekti. Sıradan bir sokak köpeği ile çiftleşirse, doğacak bebekler de sıradan köpekler olacaktı. Bu nedenle 2. kattaki terasa dişiyi kilitlediler. Yunanistan’dan saf kan köpek geldi, bu cins erkek köpeği bizim dişinin yanına koydular. Ama beklenen olmadı. Sürekli bahçeye giren, kovaladıkları ama yine de ısrarla terasın altından kur yapan sıradan bir köpek için, onların köpeği 2. kattan atladı. Hiç bir şey olmadı, sadece o sıradan köpekten hamile kaldı. Bir sürü sıradan yavrusu oldu. Mutlu oldu mu? Bilmiyoruz. Ama galiba aşk böyle bir şey. Engellenemez ve yüksekten atlatır.

İsmail Samur

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 1 Ortalaması: 1]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir