Skip to main content

Okuyucularımızdan Gelen Korkunç Bir Hikaye “Dâbbetü’l-Arz”

Okuyucularımızdan Gelen Korkunç Bir Hikaye “Dâbbetü’l-Arz”

Bir yaz akşamı, sene 1997. Balkonda arkadaşlarla oturuyoruz bir şeyler içiyoruz, fındık fıstık yiyoruz, oradan buradan makara yapıyoruz. Konuşurken konu korku mevzusuna geldi. Birbirimizin korkularını konuşmaya başladık. Sıra çocukluk arkadaşım Fırat’a gelince “Deccal” dedi. Önce bir sessizlik oldu. Sonra mevzu cinlerden açıldı. Kemal diye bir arkadaşımız vardı o da çok korkardı bu mevzulardan. Konuşmayın deyip durdu ama nafile. Saat gece 1 gibi uyumaya gidiyorum dedi ve gitti. Çok geçmeden bizde yataklara dağıldık. Uyandığımda saat gece 4:43 falandı duvar saati karşımdaydı çok iyi hatırlıyorum. Mutfaktan tangur tungur sesler geliyor. Tabak çanak birbirine vuruyordu sanki. Önce korkmadım, camı açık unutmuşuzdur kuş falan girmiştir diye düşündüm. Tabii o saatte kuş ne arıyorsa. Yavaş adımlarla yürümeye başladım, uyku sersemiydim dengemde yerinde değildi. Koridorun ışığını yakmaya çalıştım ama yanmadı. Biraz tedirgin oldum ancak bozulmuştur diyerek devam ettim. İster inanın ister inanmayın kulağımda sanki bir ses “Yetiş Yasin yetiş, cinler geldi cinler. Yasin koş, cinler geldi cinler, Allah yardım etsin, cinler geldi cinler” deyip duruyordu. Sanki kafamın içinde bir ses vardı. Mutfağın ışığı açılıp kapanmaya başladı. “Fırat sen misin?” Diye seslendim. Seslendiğim an sesler kesildi. Işıklar söndü. İçimden dua okudum. Bizimkiler horul horul uyuyordu. Mutfağa girdiğimde karşıda sarı parlak iki göz vardı. Size ciddi anlamda söylüyorum korkudan elim ayağım boşaldı. Işık patladı, patlar patlamaz bir aydınlık oldu. O aydınlıkta farkedebildiğim kadarıyla, dişleri sivri, kulakları olmayan, gözleri şaşı biri bana bakıyordu. Olduğum yerde bağırdım. Bizimkiler kalktı. El feneri getirdiler. Yere baktığımızda Kemal yerde yatıyor. Anlının üstüne kanla Dabbetü’l-Arz yazıyordu. Ne olduğunu siz araştırın bahsetmek bile istemiyorum. Çok korktuk. Elimiz ayağımız birbirine dolaştı. Ambulans, çağırıldı. Kemal hayatını kaybetti. Şimdi aynı arkadaşlarımla hala görüşüyorum ama konu hiç bir zaman Kemal’den açılmadı o zamandan beri.

Okuyucularımızdan Gelenler – Doğukan Durmuş

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 5 Ortalaması: 4]

6 thoughts to “Okuyucularımızdan Gelen Korkunç Bir Hikaye “Dâbbetü’l-Arz””

  1. Bence bu olay gercek cunki bende bazi olaylar yasadım mutfaktan sanki bıcak yada catalla tabagi ciziyorlarmıs gibi sesler geliyodu ama ben hic gitmiyordum dogal olarak … yemiyodu ?

  2. arkadas ben bu Dabbetü’l-Arz i arastirdim anlami böyle (“Onun alametlerinden biri, güneşin battığı yerden doğması ve kuşluk vakti insanların üzerine “dâbbe”nin çıkmasıdır. Bu alametlerden hangisi önce belirirse, ötekisi onu kısa zamanda takip edecektir.” (Müslim, Fiten, 118)

    “Dâbbe, yanında Hz. Musa’nın asâsı ve Hz. Süleyman’ın mührü olduğu halde çıkar. Mü’minin yüzünü asa ile parlatacak, kâfirin burnunu da mühürle damgalayacak. O zamanda yaşayan insanlar bir araya geldiklerinde mü’min- kâfir belli olacaktır.” )

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir