21. BÖLÜM
Bu bölümde niyet ettim secdeye.
Ey dost!
İnsanın bütün ağırlıkları, bütün yorgunlukları, bütün kibri secdede erir. Çünkü secde, kulun en hafif, ama en ağır hâlidir. Hafif, çünkü toprak kadar hiçtir. Ağır, çünkü arşın gölgesine yaklaşır.
Bir bilge şöyle demişti:
“Secdede insan Allah’a en yakın olur. O yakınlık, dağların taşıyamadığı yükü kulun kalbine koyar: teslimiyet.”
Ben de secdeye vardığımda anladım: Kelimeler yetmiyor, düşünceler susuyor. Orada sadece kalp konuşuyor. Ve kalp, sahibine dönüyor.
Ey aziz!
İnsan ayakta iken ben der, otururken biz der, secdede ise sadece O der. Çünkü secdede benlik yoktur. Sadece Rabbine eğilmiş bir ruh vardır.
Bazen düşünüyorum: Belki de ağır tüy dediğim şey, secdenin ta kendisi. Çünkü secde hafif görünür ama insanı göğe taşır.
Ve ben niyet ettim: Bu satırları bir davet olsun.
Gecenin bir vakti, kimseler görmeden, kimseler bilmeden, sadece sen ve Rabbin arasında bir secde… İşte o secde, bütün kitaplardan daha gür, bütün sözlerden daha derin olur.
Tüyünü cebinde taşıyorsan, secdede bırak. Çünkü tüyü taşıyacak en güvenli yer, alnın toprağa değdiği andır.
Hayırsa ne âlâ! DEVAM…..





