26. BÖLÜM
Bu bölümde niyet ettim ümide.
Ey dost!
İnsanın kalbi bazen kırılır, bazen de dağılır. Dünya yükü ağır gelir, yollar daralır. İşte o anda insanın elinde tek şey kalır: ümit.
Ümit, karanlıkta görünen ince bir ışık gibidir. Belki küçüktür, ama yolcuyu sabaha çıkarır.
Bir bilge demişti:
“Ümitsizlik, şeytanın tuzağıdır. Çünkü Allah’ın rahmetinden büyük günah yoktur.”
Ey aziz!
Ümit, yalnızca iyilik beklemek değildir. Ümit, kapıyı çalmak ve içeriden ses geleceğini bilmek demektir. Çünkü Rabbimiz buyurur:
“Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin.”
Ben düşündüm:
Ümit, aslında kalbin duasıdır. Dil söylemese de kalp hep şunu der:
“Rabbim, Sen varsın ya… İşte bu bana yeter.”
Ey dost!
Bir tüy gibi hafif olsa da, ümit insana dağları taşıtır. Çünkü ümit, secdeden doğar, duadan beslenir ve insana yeniden yürümeyi öğretir.
Ve ben niyet ettim: Bu satırlar sana ümit olsun. Eğer kalbine düşerse, ağır tüy gibi seni de göğe taşır.
Hayırsa ne âlâ! DEVAM…..





