Bilim Kurgu HikayeleriFantastik HikayelerMurat Canpolat

Bilim Kurgu Hikayesi; “YIL 2500 DÜNYA” 16. Bölüm

Bilim Kurgu Hikayesi

Bilim Kurgu Hikayesi; “YIL 2500 DÜNYA” 16. Bölüm

Yeryüzüne ayak bastıktan iki dakika sonra büyük bir deprem daha meydana geldi. Bu sefer ki deprem diğerlerinden çok daha şiddetli ve farklıydı. Depremden sonra çatlaklardan buhar çıkmış göz gözü görmez olmuştu.

‘Şimdi ne olacak?’ dedi Çetin, endişeli bir şekilde.

‘Endişelenme’ dedi Fuat, onun omzundan tutarak ‘Bir yolunu bulur Banu Hanım’ı hapis tutulduğu yerden kurtarırız. Yalnız ilk önce dünyanın son durumunu öğrenmem içim ufak bir ölçüm yapmam gerekiyor’ dedikten sonra sırtındaki çantasından ölçüm aletleri çıkarıp toprağa sapladı. Kısa bir beklemeden sonra ölçüm sonuçlarını okudu. Okuduktan sonra da yüzü düşmüş bir şekilde:

‘Elimizi çabuk tutmalıyız’ dedi telaş içerisinde.

Onun telaşını hisseden Çetin:

‘Ne oldu anlat, ne gördün ki telaş içerisindesin’

‘Yaşadığımız son depremden sonra dünyanın yok olması daha da hızlanmış. O yüzden elimizi çabuk tutup Banu Hanım’ı kurtarmalıyız’

Fuat’ın konuşmasından sonra hepsinin yüzü düşmüş, huzursuz olmuşlardı.

‘Dünyanın yok olma eşiğine geldiğini başkanlığa bildirmeliyiz’ dedi Talha,

Talha’nın sözlerinden sonra Çetin, hiç beklemeden saatinin aracılığıyla başkanlığa, Faruk’un dediklerini aktardı. İki dakika sonra cevap olarak ‘Mesaj anlaşıldı ve diğer başkanlıklara da iletildi. Bundan sonrasını bize bırakın’ diye yanıt geldi.

‘Tamam’ dedi Çetin ‘Başkanlıktan gelen mesaja göre harekete geçmişler ve diğer başkanlıklara da haber vermişler.

‘Desene dünyada ki hayatlarımız bir anı olarak kalacak’ dedi Ceren, iç çekerek. Tam o an da çatlaklar iyice büyüdü ve çatlakların aralığı iki metreyi bulmuştu.

‘Bende bundan korkuyordum’ dedi Fuat, ‘Çıkan bu buhar işimizi iyice zora sokacak’ dedi endişeli bir şekilde. Ardından ‘Neyse bir çaresine bakacağız’ dedi ve cebinden çıkardığı düdüğü altı sefer çaldı. Çaldıktan bir müddet sonra altı tane hayvan koşarak yanlarına geldi. Üstelik hepsi uslu ve sakin görünüyorlardı.

Olanları şaşkınlıkla izleyen Melih:

‘Bunu nasıl başardın?’ diye sordu.

‘Melih Bey’ dedi Fuat ‘Dünyada irili ufaklı ne kadar hayvan varsa hepsinin üzerinde çip var. Hem bu sayede onları kontrol altında tutabiliyoruz hem de nereye gittiklerini ve nerede ürediklerini öğrenebiliyoruz. Ayrıca bu çipler sayesinde onları bir araya getirebiliyoruz. Dünyadan ayrılma vaktimiz geldiğinde elimde bulunan düdüğün bir benzeri çalınacak ve sesi duyan bütün hayvanlar, bahsettiğim geminin etrafında toplanacaklar ve böylece onları gemiye alabileceğiz’

Bu şekilde bir müddet ilerledikten sonra başkanlıktan çalınan büyük siren sesleri duyulmaya başlandı. Siren seslerini duyan Faruk,

‘Çabuk hayvanların kulaklarını kapatın’ dedi telaşla.

Onun telaşını gören arkadaşları hiç vakit kaybetmeden hayvanların kulaklarını kapadılar.

‘Neden hayvanların kulaklarını kapadık’ dedi Melih,

‘Hayvanlara binmeden evvel düdüğün onları yumuşattığını ve düdüğün çalındığı yere yöneldiklerini söylemiştim. İşte hayvanların kulaklarını kapatın demek istememin sebebi bu. Eğer kulaklarını kapatmasaydık başkanlıktan gelen siren sesine doğru yöneleceklerdi. Bizde bu şekilde amacımıza ulaşamadan geri dönmek zorunda kalacaktık’

**********

‘Duyduklarım doğru mu?’ dedi Davut, karanlıktaki kişiye.

‘Evet, doğru’ dedi karanlıktaki kişi

‘Öyleyse başkanın kızını alıkoymamıza gerek kalmadı’

‘Hayır!’ dedi, karanlıktaki kişi ‘istediğimi almadan onu bırakmayacaksın’ dedi ve telefonu kapattı.

Davut, duydukları karşısında şaşkına uğramış, ne yapacağını şaşırmıştı. Üstelik Banu Hanımı kurtarmaya gelenler vardı. Onlar gelip tutsaklarını kurtardıkları durumda hapse geri dönme ihtimalide vardı.

Telefon kapandıktan sonra adamlarına dönerek:

‘Tutsağın etrafındaki nöbetçileri artırın. Bir kaçınızda gelen var mı diye aşağıya insin’

Emri alan adamları derhal işe koyuldular. Bir saat sonra da Davut’un tüm emirleri yerine getirilmiş, nöbetçi sayısı artırılmıştı.

‘Şimdi ne olacak’ dedi Davut, kendi kendine ‘tutsağı bırakıp kaçsak büyük patron bizi bir şekilde bulur ve öldürür. Burada kalsak onu kurtarmaya gelenlerle çatışmaya gireceğiz veyahut büyük patronun isteği yerine gelmeden dünyayla beraber bizde yok olacağız’

Davut’un en yakın adamı olan Orhan, onun kendi kendine konuştuğunu görünce yanına gelerek:

‘Patron, ne oldu? Niçin kendi kendine konuşuyorsun?’

‘Hiiç, bu işin sonu nereye varacak diye sesli bir şekilde düşünüyordum’ dedikten sonra oflayarak ‘Bu işe nereden bulaştık bilemiyorum. Büyük patron istediğini aldığı takdirde bizi muhakkak ki yaşatmaz. Tutsağı kurtarmaya gelenlerle mutlaka ki çatışmaya gireceğiz. Bunun sonunda yine ölüm var. Onlar öldürmese bile başkanlık bizi mutlaka öldürecektir. Yani senin anlayacağın her şekilde öleceğiz’

Yazan – Murat CANPOLAT

Hikayenin 1. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 2. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 3. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 4. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 5. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 6. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 7. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 8. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 9. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 10. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 11. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 12. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 13. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 14. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 15. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 16. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Hikayenin 17. Bölümünü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Bilim kurgu hikayesi, fantastik hikaye, bilim kurgu hikayeleri, fantastik hikayeler, hikaye, hikaye oku, öykü, bilim kurgu öyküleri, fantastik öyküler, Bilim kurgu Hikayeleri örnekleri, Bilim kurgu hikayeleri, En iyi bilim Kurgu Hikayeleri, Bilim kurgu sinemasının özellikleri, Kısa bilim kurgu Hikayeleri, Bilim kurgu hikayeleri nasıl Yazılır, Bilim kurgu ne demek, Fantastik hikaye örnekleri,

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu