Skip to main content

Kelebek Kanadına Gömüldü Kalbim

Kelebek Kanadına Gömüldü Kalbim

Düştüm.

Okyanusuna vurulmuş bir dalga gibi arşınlarken sonsuzluk denizini… Giderken nefes verdim kuşlara sahil boylarında, gelirken ‘ kanat takmış balık ‘ masalını anlattım yunuslara…

Gökyüzünü paylaştırdım, sevenlerin ellerine. O kadar büyük olsun istedim ki elleri, bir parmağını bırakmak yüzlerce yıl sürsün. Toprağa tohum diye kalbimi ektim, gözyaşımı su, gözyaşını tohum eyledim.

Yine de düştüm. Yine de düştüm, sevgi’lim.

Sevdim.

Bir baştan başa ekvator kadar uzun kollarım olsa da sarılmaya doyamayacağım kadar… Bakarken güneşten beter yandı gözlerim. Bekledim ki bir ömre bedel saatlerde, gece olsun da serinleyeyim. Yıldızlardan düşmüş bir kelebek gibi saçlarına konup kısa ömrüme ah edeyim. Yavrusunun acısını hissedip ” şuramda bir acı var ” diyen bir anne gibi, şuralarımdaki buralarımdaki acılarla yaşadım ömrün yazını kışını. Rüyalarımda devlerle savaştım, dev dediysem ayrılık devi, hiçbir kahramanın alt edemediği. Yaralarımdaki irinlere tuz bastım, tuz bile kendini şeker eyledi.

Yine de sevdim. Yine de sevdim sevgi’lim.

Öldüm.

Gündüzünü kaybetmiş dünyanın kapkaranlık bir örtüye bürünmesi gibi… Nefesimi tuttum, ölüm tuttu ellerimden; Gözlerinden öperim, dedi, küçük kardeşim hayat’tan ne haber? Yaşamak ki, en kısası ölmenin. İşte ben pişmanlığın kanatlarıyla üzgün şarkılar söyledim, adı ” Daha erken tanışsaydık ne olurdu sanki, ” olan. Ölüm mü dersin beni sana kavuşturacak olan? Yaşamak mı dersin, kan dolaşımına sahip olmak.

Az gittim uz gittim, hikayeler içinde seni sevdim, hikayem bitti sana geldim.

Düştüm, sevdim, öldüm sevgi’lim.

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 0 Ortalaması: 0]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir