Skip to main content

Dırdır Apartmanı

Dırdır Apartmanı

İstanbul’un en güzel ilçelerinden Bakırköy, içinde nice diyarlardan insan barındırıyordu. Herkes bir umut uğruna gelmişti bu koca şehire. Güzel olduğu kadar bazen iletişimden uzak olan komşuluklar vardı yüksek apartmanlarda.

Dırdır apartmanı, on daireden oluşan, Bakırköy’ün bir semtinde bulunuyordu. Yaklaşık yirmi yedi yıllık mazisi vardı. Doksanların başında bir Almancı tarafından yapılmış ancak kendisi evlatlarından hayır görmediği için burayı birer birer satarak elden çıkarmıştı. Kendisi de huzur evinde vefat etmiş, ondan geriye kalan malların tamamı vasiyeti üzerine bir eğitim kurumuna bağışlanmıştı. Dırdır apartmanı, adını her kafadan ses çıkan, orada yaşayan ve birbiriyle pek konuşmayan sakinlerinden almaktadır. Emekli albayından eğitimcisine, esnafından sanatçısına kadar çeşitli meslek grubundan aileler burada yaşamaktadır. Bu on aileden bir kişi illaki orada yapılan bir faaliyete burnunu sokmaktadır. Apartmanın bahçesinde yapılacak olan kına eğlencesine dırdır etmek Şükriye hanıma aitse, bisikletini kısa bir süreliğine bahçeye bırakan çocuğu gereksiz yere ikaz etmek de albayın işiydi. İlişkiler öylesine kopuk, öylesine yıpranmıştı ki kimse kimsenin evine gidip bir bardak çay içmezdi. Birbirlerine su dahi vermezlerdi. Toplantılarda herkes birbirini suçlar, ortaya atılan fikirler harika da olsa beğenilmez, onaylanmazdı. Orda bile mesafeli bir duruşları vardı bu on ailenin. Aslında her şey bir özürle bir merhaba ile çözülecekti ama kimse gururunu yenemiyordu. Bir sihirbaz bekleniyordu. Gelecek miydi acaba? Bu kopuk komşuluklar diğer apartmanlardaki huzurlu yaşamlar gibi olacak mıydı? Halbuki onlar, karşı ve yan apartmandakilerle ne güzel anlaşıyorlardı. Birbirlerine gidip geliyor, düğünlerine iştirak ediyor hatta Ramazan, özel gün ve gecelerde ikramlarda bulunuyorlardı. Ne olurdu sanki bu güzel ve örnek davranışları aynı merdivenleri paylaştıkları komşularına da sergileselerdi. Biraz gurur, biraz hırs araya olmadık lafları sokuyor ilişkiler zedeleniyordu. Hiçbirinin barışma ve diğer apartmanlardaki komşularla olduğu gibi, kendi apartmanlarındakilerle iyi geçinme umudu yoktu. Ta ki yan apartmana taşınan yeni daire sahibi bu on aileye müdahale edene kadar…
Cuma sabahı Dırdır Apartmanının bahçesinden tartışma sesleri geliyordu. İki kadın birbirine imalı imalı laflar söylüyor bir genç kız da üzgün şekilde orada bekliyordu. Yan apartmanın yeni sakinlerinden Yener Bey camdan onları izliyordu. Olan biteni anlamaya çalışıyor, derin aklıyla bu soruna çözüm bulmayı amaçlıyordu. Aşağıya indi. İki kadın bir eğlenceden bahsediyordu. Meğer oradaki genç kızın akşama kına eğlencesi vardı. Aksi tutumlarını bir türlü terk etmeyen Şükran hanım gürültü ve curcuna olur gerekçesiyle bu eğlenceyi orada yapmak isteyen aileye karşı çıkıyordu. Gelin adayı gücenmiş biçimde çaresizliğinden kurtulmaya çalışıyordu. Yener bey duruma el koymak üzere yan apartmanın bahçesine girerek onlara yaklaştı. Merhaba diyerek kendini tanıttı. O, asil ve ara bulucu bir adamdı. Etkileyici bakışları, ikna eden tavırları, keskin sözleri vardı ve savaş durduracak kadar mükemmeldi. Tartışan kadınlar buz kesildi. Adam her ikisini de bahçedeki sandalyelere oturtarak meseleyi baştan anlattırarak dinledi. Şükran hanım söz alarak hemen başa sardı. Apartmanın bahçesinde kına eğlencesinin mümkün olmayacağını söyledi Yener beye. Ardından gelin adayı ve annesi konuştu. Belli ki ana kız çok heyecanlı ve bir o kadar da üzgündü. Yener bey, Şükran hanıma bu eğlenceden beklediği olumsuzlukları sordu. O da çimenlerin ezileceğini, bahçenin kirletileceğini, ses yüzünden çevrenin rahatsız olacağını anlattı. Yener bey bu endişe oluşturan olası sorunların giderileceğine dair Şükran hanıma söz verdi. Bu tür eğlencelerin hayatta bir defaya mahsus olduğunu, komşulukların değerinin kolay ölçülemeyeceğini, kendisinin de bu eğlenceye organizatör olmasını rica etti. Şükran hanım Yener Beyin etkili cümleleriyle baya yumuşadı. Ana kız heyecanla onları izliyordu. Bu sohbete apartmanın camlarına çıkan diğer komşularda tanık oluyordu. Şükran Hanım ikna edilmişti. Ama kendisi organizatör olarak görevliydi. Yener Bey onu öyle bir yönlendirdi ki kadında hırs falan kalmadı. Şükran Hanım da Yener bey gibi duldu. Bu huysuzluğu yalnızlıktan kaynaklanıyordu aslında. İlgisizlik, sevgisizlik onu geriyordu. Yener Beyin muhteşem enerjisiyle çoktan değişim başlamıştı. Akşam saatlerine doğru hazırlıklar tamamlandı. Gelinin arkadaşları bahçeyi süslemişti. Masalar, sandalyeler, ikramlıklar tamamdı artık. Şükran Hanım da kendi yaşıtlarıyla oraya buraya koşturuyor, gelinin yakınlarıyla iş paylaşımı yapıyordu. Yener Bey Dırdır Apartmanındaki iletişimsizliği bitirmeye kararlıydı. Önce Şükran Hanım ve düğün evinin arasını düzeltti. Geriye diğer sekiz aile kaldı. Bu işi de yarın halledecekti. Kına eğlencesi başladı. Yener Bey kendi apartmanından ve gelinin ailesinden bir kızı görevlendirmiş küskün komşulara özel bir not göndermişti. Gelinin ağzından yazılmış bu notlarda kınaya davet vardı. Küskün komşular giyinip kuşanıp aşağıya indiler. Sanki hiçbir dargınlık yokmuş gibi eğlenceye dahil oldular. Gelin ve ailesi büyük sevinç duydu bu katılımdan. Şükran Hanım da boş durmuyordu o sırada. Orkestra şefi gibi kızları organize ediyordu. Aklı da Yener beyde idi. Kına ertesi onunla tanışmak istiyordu. Eğlencenin bitiminde yan apartmandan bir kadın Şükran Hanıma Yener Beyin tam ona göre olduğunu, kendisinden çok hoşlandığını ve evlenmeyi düşündüğünü söyledi. Bu lafları duyduğunda içi kıpır kıpır etti. Genç bir kız gibi derin nefes aldı. Gözleri parladı. Aracı kadınla evet cevabını Yener Beye gönderdi. Ertesi gün Dırdır Apartmanında bir toplantı yapıldı. Dargınlıklar tamamen bitecek lakabı Dırdır olan bu apartmanın adı Huzur olacaktı. Yönetici, yanına Yener Beyi alarak içeri girdi. Selam, sohbet, çay, yemek derken barış sağlandı. Şükranla Yener sıksık gözgöze geldi. Akşam düğün için hazırlık yapılacak tüm komşular düğün salonunda hazır olacaktı. Toplantı bitmeden evvel yönetici ayağa kalkarak bu barış akımının öncüsü Yener Beye teşekkür etti. Ardından sözü Yener Beye verdi. Durumu fırsat bilerek ayağa kalktı, kendisine teşekkür eden yönetici ve komşulara aynı duygularla karşılık verdi. Lafın peşine Şükran Hanıma olan hayranlığını dile getirdi ve tanışma hikâyelerini anlattı. Hiç beklemeden de evlenme teklifi etti. Orada bulunanlar “ooooo” diye sevimli bir ses çıkarıp tebessümü peşine taktılar. Alkışlarla bu müjdeyi ve şaşkınlığı bastırdılar. Her biri yetişkin olduğu için bu özel durumu açıkça ifade ettiler. Yönetici tekrar söz aldı. Haftaya Cumartesi Şükran Hanımın evinde söz ve nişan yapılacak tüm komşular orada hazır bulunacaktı. Her şey hızlı gelişti. Aradan bir hafta geçti. Söz ve nişan töreni için tekrar bir araya gelindi. Yemekler yenildi, çaylar içildi, sohbetler edildi. Şükran Hanım Yener Beyle düğün tarihini belirleyerek oradakilere bildirdi. Herkes onların mutluluğuna şahit ve ortak olmuştu. Bir hafta önce başlayan diyalog nerelere gelmişti. Üstelik yıllardır birbirine zıt olan komşular tekrar iletişim kurmaya başlamıştı. Yener Bey ve Şükran Hanım muhteşem bir düğünle dünya evine girdiler. Balayına giderek gençleri kıskandırdılar. Şükran Hanım artık çok mutluydu. Kimseye öfkelenmiyor, bilakis herkese iyi davranıyordu. Bu evlilik ona çok iyi gelmişti. Yüzü gülüyordu, genç kızlar gibi neşeli bir kadın olmuştu artık. Ondaki bu değişimi fark eden komşuları kendi aralarında espriler yapıyor, onun önceki hallerinden ve bezdiren tavırlarından bahsederek kahkahalar atıyorlardı.

Sinan KORKMAZ

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 0 Ortalaması: 0]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir