Skip to main content

Mesnevi’den Hikayeler; “Nefsinin Tuzağına Düşen Aslan”

Mesnevi’den Hikayeler; “Nefsinin Tuzağına Düşen Aslan”

Çok büyük bir ormanda, azılı bir aslan yaşıyor; bütün hayvanlar ondan çok korkuyordu. Böyle yaşamaktansa bir çare aradılar; düşünüp taşındılar, aralarında bir kurul seçerek aslana gönderdiler:

“Ey ormanların şâhı aslan, her gün içimizden birini yakalıyor, yiyorsun. Buna bir diyeceğimiz yok. Ama bunun için sıkıntıya girmek niye? Sen tahtında otur. Biz sana her gün içimizden birini yollarız, sen de rahatça yersin. Böylece biz de huzur içinde ömrümüzü geçiririz,” dediler.

Bu sözler aslanın hoşuna gitti, kabul etti. Artık her sabah bir hayvan, aslana teslim ediliyordu. Derken sıra tavşana geldi.

Hayvanlar, “Eh ne yapalım… kısmet böyle! Çoğumuzun rahatı için, birimizin ölmesi gerek. Haydi, vakit geçirmeden yola düş de aslanı kızdırmayalım,” dedilerse de, tavşan işi ağır alıp aldırmadı. Hayvanlar telaşlandılar. Sonunda, yalvara yakara tavşanın yola düşmesini sağladılar.

Tavşan kayıtsız, seke oynaya aslanın karşısına geldi; ama vakit de epey ilerlemişti.

Açlıktan ateş püsküren aslan kükredi:

“Nerde kaldın? Neden geciktin!”

Tavşan, yapmacık bir telaşla terini silip boynunu büktü:

“Aman efendim, ben saygıda kusur etmedim. Sabah erkenden yola çıktım, ama başka bir aslan yolumu kesti. Ondan kurtuluncaya kadar neler çektiğimi bilemezsiniz,” dedi.

Aslanın öfkesi büsbütün başına vurdu:

“Kim bu küstah? Bu ormanda yalnız benim hükmüm geçer. Kimmiş o, çabuk söyle?”

Tavşan durumdan memnundu; hep öteki aslanı övüyordu. Onun başka bir aslanı övmesi, aslanın gururunu incitti, artık dayanamadı:

“Düş önüme, göster şu alçağı!” dedi.

Yola düştüler. Tavşan aslanı bir kuyunun başına getirdi:

“İşte sultanım, bu kuyunun içinde… Bakınız nasıl da kurulmuş!”

Aslan hırsla kuyunun içine baktı; kuyuda kendi yansımasını gördü, hırlamaya başladı. Kuyudaki aksi de hırladı. Tavşan fırsatı kaçırmadı:

“Görüyor musunuz efendim, size nasıl da meydan okuyor?”

Aslan büsbütün öfkelendi, gözleri döndü:

“Bir diyarda iki sultan olmaz. Parçalamalıyım onu!” diye mırıldandı; ardından da güm diye kuyuya atladı.

Tavşan neşeyle, yemyeşil çayırda seke oynaya geri dönerek hayvanlara kurtuluşu müjdeledi.

Ey insanoğlu! Sen bu dünya kuyusunun dibine hırsla, açgözlülükle atlamış ve tutsak olmuş mahpus bir aslansın.

Nefsini yen de, tavşan gibi özgür dolaş. Senin tavşan benliğin kırda yiyip içmekte, zevk ve sefa etmekte, sen ise şu dedikodu ve kavga kuyusunun dibindesin.

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 27 Ortalaması: 4.3]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir