Skip to main content

Cin Düğününe Davet

Cin Düğününe Davet

Merhabalar, size Ankara yakınlarında bir köyde yaşanan olayı duyduğum kadarıyla anlatmak istiyorum.

Sene 1985-1990 yılları arasında köy yerlerinde araç sayısı yok denilecek kadar az olduğundan ulaşım belirli bölgelere kadar yapılmaktaydı. İstanbul’dan akrabalarının düğününe gitmeye çalışan bir aile otobüsle Ankara’da inerler oradan buldukları araçlar veya minibüslerle köylerine gitmeye çalışmaktadırlar. Havanın kararması üzerine vasıta bulamayan bu aile Van Gölü Expresini kullanmakta mecbur kalırlar ve Ankara’dan Van gölü ekspresine binerler.

Nedendir bilinmez trende garip insanlar garip hareketler sezerler. Ailenin babası olan adam, çocuklarını da alır kimsenin olmadığı bir odaya geçer. Trenler oda odadır. Karnı acıkan aile yola çıkmadan yolluk hazırlamıştır  fakat az kaldığı için küçük parçalar halinde karınlarını doyurmaya çalışırlar. Nihayet tren varacakları yere 23.00 sularında ulaşmıştır. Fakat unutulan bir şey vardır. İndikleri kasabadan köye 40 dk yürüme mesafesi vardır. Araç bulamazlar yol kenarından yürümeye başlarlar. 20 dk. civarı yürüdükten sonra zifiri karanlık korkunç bir hal almaya başlar. Yoldan çıkmamak için yere bakan baba ayak ucunu dahi göremeyecek dereceye gelir.

Ayın ışığıyla zar zor görmeye çalıştığı yol birden çamur gibi olur. Şaşırır, ama belli etmez çocukları korkmasın diye. Kendi kendine;

“geçen hafta ekinler biçildi.. Acaba bu çamur nerden geldi. Her yer böyleyse ekinler nasıl biçildi?” diye düşünürken arkadan birisi omzuna dokunur.

“Osman ağa nereye gidiyorsun?” Sıçrayarak arkasına bir hamlede dönen Osman ve ailesi şaşkınlık içindedir.

“Köyde yarın sabahtan Ali’nin düğünü var oraya gidiyoruz”.

“Sen bu saatte burda ne arıyorsun Nuh dayı?”

“Nolsun kasabadan geliyorum kahvede çok takılmışım da zaman nasıl geçmiş anlamamışım.”

Ailenin içine bir su serpilir ve kendilerini biraz daha fazla güvende hissetmeye başlarlar. Sohbet ederek devam eden yolculuk köyün uzaktan görünmesi ile birden yerini sessizliğe bırakır. Herkesin sesi kesilir  ve susar,  Osman birden irkilir. O sırada etrafına bakar. Etrafında bağların ve Kızılırmak nehrinin bir bağlantısı olan akarsuyun çevresinde bir kaç hayvan siluetine benzer bir şeyler dikkatini çeker o sırada belinden silahı çıkarır ve herkese dikkatli olmasını söyler. Yavaş adımlarla ilerlerken birden yanındaki Nuh dayı dikkatini çeker, suratı asık ve korkusuzca ilerlemektedir. Tekrar döndüğünde etrafta kimsenin olmadığını görür.

“Hadi hızlanalım” diyerek. Ailesine döner. Aile hızlı adımlarla köye giriş yapmıştır. Hemen dedelerinin evine doğru yönelirler. O sıra da Nuh dayı, Osman’a dönerek; “hadi saat 12, geç de olsa bir uğrayalım beraber düğün evine şimdi senin arkadaşların alkol almaya başlamışlardır. Eğleniyorlardır,” der.

Osman hanımına, “siz eve geçin ben bir görüneyim gelirim,” der. Karısı da elinde bulunan bir parça ekmeği sıkarak çaktırmadan Osman’ın cebine koyar. Osman ve Nuh düğün evine doğru değil de tepeye doğru ilerlerler. Ne olduğunu soran Osman, “neden düğün evine gitmiyoruz Nuh dayı,” der. Oğlum düğün evi zaten burada, açık alanda yapacaklar dese de pek inanmak istemez Osman. 5 dk. sonra bir bakar ki sazlar kurulmuş alem başlamış yemekler yeniyor eğlence yapılıyor. Herkesle hoş beş ettikten sonra Nuh Osman’a dönerek, “o cebindeki ekmeği çıkar da kenara koy,” der. Bunu duyan Osman irkilir, “ne ekmeği” cevabını verir o sırada elini cebine attığında ekmek eline takılır. Osman ekmeği tekrar cebine koyar ve “kalsın canım cekette ne zararı var ekmeğin” der. Israrla çıkarması istenince Osman şüphelenir. Çünkü ekmek cebe çarpılmaması için konulur. Çıkarmaz Osman inattır. Aradan bir 10 dk. geçtikten sonra Osman’a bir ağırlık çöker ve uykuya dalar.

Sabah olup kalktığında ise bütün köy Osman’ı aramaktadır. Osman meydana gelir herkes “ya nerdesin sen geceden beri, seni arıyor herkes” deyince. Osman’da baştan sona anlatır.

Bunun cinler olduğunu anlayan köylü. Osman’ı önce evine 2 saat sonra da düğüne götürürler. Osman farkındadır ama korkusunu belli etmemeye çalışır.

Osman’a peki kimdi o adam dediklerinde;

“Yaw bizim Nuh dayı yok mu eski muhtar,” der.

Köylü gözlerini büyüterek şöyle söyler;
” Şu geçen hafta biçer zamanı traktörün altında kalarak can veren Nuh değil mi ???”

-S o N-

Arkadaşlar beğendiyseniz yorumlarda belirtin elimden geldiğince yaşanan hikayelerden paylaştım. Küçük bir not; Yörenin yaşlı amcalarından derlenmiştir.

Arel 71

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 51 Ortalaması: 3.9]

2 thoughts to “Cin Düğününe Davet”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir